"Alkapon" ve beyaz yakalı suçlar..

00:0013/10/2009, Salı
G: 3/09/2019, Salı
Abdullah Muradoğlu

Epeydir Doğan Grubu''na verilen vergi cezasını tartışıyoruz. Doğan Medya grubu kalemşorları da Başbakan Erdoğan''ın "Wall Street" gazetesinde yer alan açıklamasında "Al Capone" örneği vermesini dillerine doladılar.Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan''ı "Al Capone" adlı gangstere benzetmekle suçlandı.Al Capone gibi Amerikan yeraltı dünyasının en namlı şeflerinden biri işlediği cinayetlerden ötürü ortada tanık bırakmadığından içeri atılamamıştı ama vergi kaçırmak konusunda aynı başarıyı gösterememişti.Vergi

Epeydir Doğan Grubu''na verilen vergi cezasını tartışıyoruz. Doğan Medya grubu kalemşorları da Başbakan Erdoğan''ın "Wall Street" gazetesinde yer alan açıklamasında "Al Capone" örneği vermesini dillerine doladılar.

Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan''ı "Al Capone" adlı gangstere benzetmekle suçlandı.

Al Capone gibi Amerikan yeraltı dünyasının en namlı şeflerinden biri işlediği cinayetlerden ötürü ortada tanık bırakmadığından içeri atılamamıştı ama vergi kaçırmak konusunda aynı başarıyı gösterememişti.

Vergi kaçırdığı tespit edilerek bu azılı gangster içeri bağlanabilmişti.

Wall Street''te yer alan açıklamasında Başbakan Erdoğan, Doğan grubuna karşı açılan incelemenin geniş kayıt dışı ekonominin temizlenmesi ve kayıt altına alınması ile ilgili genel hükümet politikasının bir parçası olduğunu söylüyordu, hepsi buydu.

Ama Doğan medyasının kalemşorları bu genel uygulamayı özel ve siyasi boyutları olan "basın özgürlüğüne yönelik bir operasyon" olarak göstermeye çalışıyorlar.

Elbette vergi cezasında bir usülsüzlük, bir haksızlık varsa yargı yolu açık.

Bu konuyu burada noktalayalım ve ekonomik suçlara ilişkin literatüre bir göz atalım.

***

Batı''da "örgütlü suçlar" ile "ekonomik suçlar" kategorik olarak ayrı tutulur tutulmasına ama yine de bu iki suç türü arasında ince bir ayrım bulunduğu kabul edilir.

Ekonomik suçlar, yasal yollarla edinilmiş varlık ve sermayelerin bir takım engellerle karşılaşmaları halinde bu varlıkları korumak için yasal olmayan yollara başvurulmasıyla ortaya çıkıyor.

Literatürde bu tür suçlara "beyaz yakalı suçlar" deniliyor.

Mesela bir yatırım şirketi para toplar ve bu paraları sahte yatırımlarla kaybedilmiş gösterir.

Sonra da sermaye artırımına giderek topladığı paraların üstüne yatar.

Tabii, borsa spekülasyonları da beyaz yakalı suçlar arasındadır.

"İnterpol" arşivleri "beyaz yakalı suçlar" olarak nitelenen dolandırıcılıklarla doludur.

"Milliyet Yayınları" tarafından neşredilen "Suçun Derebeyleri" isimli kitabında Prof. Jean Ziegler ekonomik suçların Batı Avrupa ekonomilerine yaptığı tahribatın ve verdiği zararın korkunç boyutlarda olduğunu vurgular.

Herhalde bu zarar, Al Capone''nin verdiği zarardan daha büyük ve daha sofistikedir.

Prof. Ziegler dev finansman olanaklarıyla örgütlü suçun gizlice ekonomik toplumsal ve siyasal hayatımızda giderek artan etkilerde bulunduğunu, daha da önemlisi yargı ve kamu yönetimini de etkisi altına aldığını vurguluyor.

Böyle adamların elinde medya da varsa, gerisini siz düşünün.

***

Hakikaten ülkemizde Prof. Ziegler''in çizdiği ürkütücü tablolarla karşılaşmadık mı sevgili okurlar?

"28 Şubat" süreci ve öncesinde kamu bankaları belirli gruplara ve holdinglere peşkeş çekilmedi mi?

Susurluk Raporu''ndaki bir ibare olayı bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor:

''Şekerbank menşeli bir grup bürokrat 1992 ve sonrasında kamu bankalarında yönetici olarak çalışmışlardır. Bu grup 1992-1996 döneminde bir aile holdinginde görülebilecek bir şekilde bankadan bankaya dolaştırılmışlardır.''

Raporda kredi işlemlerine imza atanlarla, sonrasında bu işlemlere ilişkin denetleme görevini yerine getirenlerin aynı kişiler olmasına dikkat çekiliyordu.

Hâlâ kamu bankalarının uğratıldığı zararın gerçek boyutlarını bilmiyoruz.

Bunları da hatırlamak lazım.

Komiser Verheugen, Maxwell''i hatırlıyor mu?

Avrupa Birliği (AB) Sanayi Komiseri Günther Verheugen, Almanya''da yaptığı bir konuşmada Doğan Grubu''na kesilen vergi cezasının siyasi olduğuna inandığını söylemiş.

Üstelik bu cezanın, Türkiye''nin AB nezdinde yürüttüğü müzakereleri olumsuz yönde etkileyeceğini belirterek, "Doğan Medya''ya verilen ceza düzeltilmeli" demiş.

Belki de Doğan Grubu''nun Almanya''daki ortakları tarafından öyle olduğuna ikna edilmiştir, ne bileyim!

"Hür Demokrat Parti"de(FDP) siyasete atılan Verheugen, daha sonra "Alman Sosyal Demokrat Partisi"ne(SPD) geçmişti..

Bir süre "AB''nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri" olarak görev de yapmıştı..

Bir parça gazetecilik geçmişi de bulunduğundan aşina olduğu bir olayı hatırlatacağım..

İngiliz basın imparatoru Robert Maxwell''in girift bir takım finansal manevralarla kendi şirketlerinde çalışanların emeklilik fonlarındaki parasını gizlice çaldığı ortaya çıkarılmıştı.

Para dünyanın pek çok itibarlı bankasında dolaştırılarak gözden kaybedilmişti.

Hırsızlık güçlükle ortaya çıkarılabilmişti.

Şu işe bakar mısınız sevgili okurlar, bu saygın basın patronu kendi gazetelerine beyaz-yakalı suçlara saldırmaları için sık sık emir de verirmiş..

İsrail gizli servisiyle karanlık ilişkiler içerisine girdiği ortaya çıkan Maxwell 1991''de çıktığı yat gezisi sırasında ortadan kaybolmuş ve cesedi daha sonra Pasifik Okyanusu''nda bulunmuştu.

Demek istiyorum ki, Maxwell''in işçilerinin emeklilik fonlarındaki parasını çaldığının ortaya çıkarılması "Maxwell grubuna siyasi baskı" olarak yorumlanmış mıydı?

Dönemin İngiliz hükümeti "basın özgürlüğünü ortadan kaldırmaya çalışmak"la itham edilmiş miydi?

Maxwell''i eleştiren yazarlar, Maxwell Grubu yazarları tarafından "Hükümet yandaşı" olarak suçlanmışlar mıydı?

Ben hatırlamıyorum da, belki Bay Verheugen hatırlar.

İlhan Kesici''yi üzmüşüm!

31 Ekim''de DP ve ANAP ortak kongre yapacaklar ve olağanüstü bir durum olmazsa bu iki parti DP adı altında birleşecekler. Ben de bu bağlamda "Ankara''da neler konuşuluyor" diye araştırırken sözüne güvendiğim bir dostum İlhan Kesici''nin CHP''den istifa ederek bu oluşuma katılacağını söylemişti.

İlhan Kesici hem eski ANAP''lı, hem de Süleyman Demirel''in yeğeniyle evli. Durum böyle olunca, DP-ANAP birleşmesiyle ilintilendirerek istifa etmesinin an meselesi olduğunu yazmıştım geçen hafta. Kesici benim kendisini bu şekilde zikretmemden rahatsız olmuş. Demirel gibi önemli bir figürle hısım olmak bir siyasetçi için hem avantaj, hem dezavantaj, insan ister istemez ilişkilendiriyor.

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı''ndan beri Kesici''yi biliyorum ve kendisini sempatiyle izlediğimi hatırlıyorum. Vatanperver, heyecanlı, başarılı bir Anadolu insanı olarak görmüşümdür. Bunu kendisine de ifade ettim.

Karışık bir siyasi atmosfer içinde, dokusu da uyuşmayacağı halde CHP''ye geçmesinden üzüntü duymuşumdur. Bana kalsa yeri AK Parti olmalıydı. Demirel ailesine damat olmamış olsaydı belki bugün AK Parti''de siyaset yapıyor olacaktı. Her neyse, siyasetin kendi ruhu var, o da beni ilgilendirmiyor.

Telefonla yaptığımız konuşmada İlhan Bey, istifasının sözkonusu olmadığını söyledi ama doğrusunu söylemek gerekirse bunu güçlü bir vurguyla ifade etmedi. Kendi kişiliğinin göz ardı edilerek isminin Demirel ve Cindoruk ikilisinin dahli olduğu söylenen siyasi oluşumlar çevçevesinde zikredilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Ben de size aktarıyorum, ne olacaksa göreceğiz zaten.