Yazarlar Huzursuz Fransız sendromu

Huzursuz Fransız sendromu..

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Fransızlar, ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki “AUKUS Anlaşması”na hakikaten çok öfkeliler. Sıradan bir Fransız bile AUKUS’u “Şu Anglo-saksonlar var ya, yine yaptılar yapacaklarını” diyor. Avustralya’nın 2016’de Fransa ile yaptığı dizel-elektrikli denizaltı sözleşmesini çöpe atmasını Fransızlar yeni bir “Anglo-Sakson oyunu” olarak görüyorlar. Avustralya ile 2016’de yaptıkları denizaltı sözleşmesini ‘Yüzyılın Sözleşmesi” olarak niteleyen Fransa için bu anlaşmanın düpedüz çöpe atılması ulusal olarak bir aşağılanma içeriyor.

“Anglo-Sakson” terimi Fransızlar için bir “ayrı varlık” eğretilemesidir. Bu terimle Fransızlar kendilerini “Anglo-Amerikan dünyası”ndan ayrıştırırlar. Sıradan bir Fransız için bu terim İngilizlere yönelik bir küçümsemeyi de içeriyor. Fransızlar çoğun, Anglo-Saksonlar’ı ‘züppe’, ‘soğuk’ ve ‘kibirli’ olarak nitelerler. Kimi zaman bu terim bir hakaret ve aşağılama yansıtır.

İngilizler ve Fransızlar yer yer ittifak etmiş olsalar bile bu ilişkide her zaman üste çıkan İngilizler oldu. Yaklaşık 250-300 yıllık mazisi olan “Anglo-Sakson” terimi bir bakıma İngilizler ve Fransızlar arasındaki ilişkinin açıklanmasında anahtar rol oynuyor. Nitekim biri İngiliz, diğeri Fransız iki tarihçi Isabelle Tombs ile Roberts Tombs “O Tatlı Düşman: İngiltere ve Fransa: Bir Aşk-Nefret İlişkisinin Tarihi” başlıklı, alaycı, eğlendirici ve öğretici bir kitap yayınlamıştılar. Karı-Koca tarihçilere göre suyun iki yakasındaki “Anglo-Saksonlar” ile “Fransızlar” arasındaki ilişki bir aşk, nefret, kıskançlık, güvensizlik hayranlık döngüsüydü.

AUKUS Paktı’yla Anglo-Sakson terimi olumsuz nitelemesiyle yeniden dolaşıma girdi. Fransızların en şöhretli ulusal liderlerinden Charles De Gaulle, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, 4–11 Şubat 1945’te Yalta’da düzenlenen liderler zirvesine çağırılmamasını İngilizlerin Fransızlara ihaneti olarak görmüştü. Zirve ABD Başkanı Franklin Roosevelt, İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin arasında gerçekleşmişti. De Gaulle bu tarihi zirveye çağrılmamasını “komplo” olarak nitelemişti.

Fransızlara göre “AUKUS Paktı” Anglo-Saksonlar tarafından gerçekleştirilmiş bir “arkadan bıçaklama vakası”dır. Fransız medyasında İngiltere’ye ve ABD’ye yönelik son derece sert eleştiriler yoğunluk kazandı. ABD’deki bazı analistler ise AUKUS’un Fransız Dış İşleri Bakanlığı’ndaki Amerikan karşıtı Neo-Gaullistler’in elini güçlendirmesinden endişeliler. Birçok yorumcuya göre AUKUS’a tepkiler Fransa’da “Neo-Gaullizm 2.0”ı bile başlatabilir. Hatta Fransızlar, ABD’nin diplomatik ‘AUKUS zaferi’nden yararlanmasını bile zorlaştırabilir.

Suyun öteki yakasındaki İngilizlerse pek öyle düşünmüyor. “BBC News”da 19 Eylül’de Hugh Schofield imzalı “AUKUS Pakti Fransa’ya bazı acı gerçekler sunuyor” başlıklı yazı tam da Fransızların öfkesini kışkırtacak nitelikteydi. Yazara göre Fransızlar AUKUS Paktı’ndan ders çıkarmalıydılar. Fransızların alması gereken ilk ders ise Fransa’nın Hint-Pasifiklerde stratejik meselelerde tek başına büyük bir engel teşkil etmeyecek kadar küçük olduğuydu. Yazara göre Avustralya mini bir güce(Fransa) değil, bir süper güce(ABD) yakın olmayı tercih etti. Schofield Fransızların şamata çıkarmak yerine İngilizlere kapıyı açık tutmalarını da öneriyordu.

Pasifiklerdeki “Yeni Kaledonya” ile “Fransız Polinezyası Fransa’nın deniz aşırı toprakları arasında yer alıyor. Bu bağlamda Fransa, “Hint Pasifikler”de yerleşik bir güç olduğunu savunuyor. Dolayısıyla ABD ve küçük ortağı İngiltere tarafından Hint-Pasifikler’de Fransa’nın etkisiz eleman seviyesine düşürülmesi Fransızlar için tam anlamıyla bir aşağılanma sayılıyor.

“Le Figaro” gazetesinin analistlerinden Renaud Girard’a göre Fransa müttefikleri tarafından unutulmayacak bir ihanete uğradı. Girard, Cumhurbaşkanı Macron’un Anglo-Saksonlar’a yardım etmek için çok çaba sarf ettiğini, Fransa’nın, Afganistan’da Amerikalılarla, İngilizlerle, Hint-Pasfikler’de ise Avustralyalılarla ‘gerçek müttefik’ olduklarını belirtiyordu. Girard, bütün bu çabaların ödülü olarak Fransızlara ise adeta köpek gibi davranıldığına vurgu yapıyordu.

Türkiye ile ilişkilerinde müttefik gibi davranmayan, tam aksine Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ulusal çıkarlarını zayıflatmaya çalışan Fransa’nın müttefiklik dersi vermesi tabii ki çok tuhaf kaçıyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.