Tarih mi, dedikodu mu?

00:0017/05/2009, Pazar
G: 3/09/2019, Salı
Abdullah Muradoğlu

Karl Marx''ın Das Kapital''i, diğer kitapları, makaleleri, mektupları varken söylencelere dayalı bir “Marks portresi” çizebilir miyiz? Mesela rivayetler üzerinden bir “Marksizm” inşa edebilir miyiz?Kurarız da, çizeriz de, lakin kurmacadan öteye gitmez.Şeyh Bedreddin''le ilgili olarak benim anlatmak istediğim de, bu.Kurmaca metinler üzerinden tarih yazmanın dayanılmaz hafifliğine kapılanların itirazıma anlamlı yanıtlar vermelerini beklemiyorum.Mesela ''Sol'' bir derginin yazarına göre ben, Şeyh Bedreddin''in

Karl Marx''ın Das Kapital''i, diğer kitapları, makaleleri, mektupları varken söylencelere dayalı bir “Marks portresi” çizebilir miyiz? Mesela rivayetler üzerinden bir “Marksizm” inşa edebilir miyiz?

Kurarız da, çizeriz de, lakin kurmacadan öteye gitmez.

Şeyh Bedreddin''le ilgili olarak benim anlatmak istediğim de, bu.

Kurmaca metinler üzerinden tarih yazmanın dayanılmaz hafifliğine kapılanların itirazıma anlamlı yanıtlar vermelerini beklemiyorum.

Mesela ''Sol'' bir derginin yazarına göre ben, Şeyh Bedreddin''in bir Sünni alimi olduğunu kanıtlamaya çalışmışım.

Oysa Şeyh Bedreddin''in Nazım Hikmet''in destanındaki Şeyh Bedreddin''le örtüşmediğini söylüyorum.

Nazım''ın Şeyh Bedreddin Destanı''nı, Türk komünistlerinin Osmanlı tarihinde kök arayışının hatalı bir örneği olduğunu ifade etmiştim.

Elbette her ideolojik akım tarihte kendine bir kök arar, bu normal.

Yeter ki doğru kök olsun.

* * *

Benim yazdıklarım Şeyh''in bizatihi kendisiyle ilgili..

Ne “Börklüce Mustafa” ne de “Torlak Kemal” hakkında tek bir hüküm cümlesi kurmadım.

Osmanlı hanedanını yıkıp tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyecek kadar devrimci bir anlayıştaymış Şeyh!

Osmanlı Padişahı Musa Çelebi''nin Kazaskeri olan Şeyh''in Osmanlı hanedanını ortadan kaldırmayı hedeflediği nereden çıkarılıyor?

Varidat''ta mı, Teshil de mi, Fusuleyn''de mi yazıyor bu?

“Bedreddin, Sünni''ydi o yüzden solcular onu sahiplenemez” diyormuşum..

Şeyhin Sünni olduğu kesindir ama solcuların sahiplenmesine engel teşkil etmez..

Şeyh Bedreddin''le ilgili olarak bana yakın yazarların kitaplarını tavsiye ediyormuşum!

Aynen öyle yapıyorum..

Tarihsel konularda bir yazarın bana yakın olması bilimsel ahlaka ve bilimsel kıstaslara uygun davranmasıyla ilgili..

Böyle bir yazar Marksist bir tarihçi de olabilir, Kemalist de olabilir.

* * *

Nazım Hikmet''e düşmanmışım! Niye düşman olayım be kardeşim!

Bu arkadaş, Nazım''a düşmanlığımızın sebebini de açıklamış..

Nazım Hikmet, hem Kurtuluş Savaşı Destanı''nı ve hem Şeyh Bedreddin Destanı''nı yazdığı için Türk ilericiliğinin, Türk solunun ve Türk halkının bu iki büyük hareketini kendi adında, eserinde birleştirmiş.

Nazım''a düşmanlığım Bedreddin''e ve Atatürk''e düşmanlığımın yansımasından başka bir şey değilmiş!

İşte buna çok güldüm..

Ve sonra düşündüm, Nazım''ı hapislerde çürüten ben miydim diye.

1925-1938 arasında tam 11 kez yargılanmış..

1938''de askeri mahkemelerce otuz yıla yakın hapis cezası verilmiş.

1950''de Demokrat Parti''nin çıkardığı afla serbest bırakılmış.

Ama “serbest bırakanlar” yerine “hapsedenlere” şükran duyuyorlar..

Tarihi böyle okuyan solculara Muradoğlu ne yapsın?

Siyaset müteahhidi..

Cemal Süreya 1987''de onun için bakın ne demiş:

“Gerçek anlamda emanetçi. Şövalye olarak anımsanmak da istiyor.”

Artık “emanetçi” zamiriyle kimin kastedildiğini anlıyoruz.

Çünkü Türk siyasi tarihinde “emanetçi” ibaresinin üstüne cuk diye oturduğu bir başka isim hâlâ çıkmadı.

Merkez sağın emanetçisi Avukat Hüsamet Cindoruk, bu işin hukukunu ondan daha iyi bilen yok.

“Siyasi emanetçiler”i araştırmak isteyenlerin başvuracağı bir başka model de yok..

Cemal Süreya, bir şövalye olarak anımsanmak istediğini belirtmiş belirtmesine ama Cindoruk''un emanetçilikten öteye geçemediği de bir vakıa.

Şimdiki durumda durum, emanetçilikten öte bir gerçekliği ifade ediyor.

Süleyman Demirel yasaklı bir siyasetçi değil, dolayısıyla Cindoruk''un adaylığını bir başka bağlama oturtmak gerekiyor.

Benim de bir model önerim var:

“Yap-işlet-devret” .

Siz bunu “siyaset müteahhitliği” olarak da anlayabilirsiniz tabii.

Uyar mı?

Bıktım, usandım..

Tarihi bir çarpıtma nesnesi olarak kullanan aklı evvellerle uğraşmaktan bıktım sevgili okurlar.

Geçen “Ergenekon” belgeleri arasında yer alan bir dokümanda Aleviliğin, Bektaşiliğin ve Mevleviliğin köklerinin Yahudiliğe bağlandığından söz etmiştim.

Bir ara Mesut Barzani''nin dedelerinin Yahudi olduğunu iddia etmişlerdi hatırlarsanız.

Bizde “Türk Yahudileri” denildiği gibi bir zamanlar Irak''ın kuzeyinde yaşayan Museviler için “Kürt Yahudileri” tabiri kullanılabilir. Ama Kürt Yahudileri, ''Yahudi Kürtler'' olarak çarpıtıldı.

Barzan, etnik bir köken ifade etmiyor, bir yöre ismi. Bu yörede yaşayan Yahudiler''e, “Bîrker” derlermiş. Müslüman olmuş Yahudileri ise “Binemal Cuhî” (Yahudi kökenli) diye zikredermiş Kürtler.. Gelin görün ki “Barzan Yahudileri” ibaresi “Barzaniler Yahudiymiş!” ibaresine dönüştürüldü.

Kuzey Irak''taki Kürt yöneticilerin İsrail''le ilişkilerini eleştirmek başka şey, bu yöneticilerin Yahudi oldukları iddiası başka bir şey. Sapla samanı birbirine karıştırmayalım.