Nutella"yı sen mi bitirdin İsmet?

00:0010/11/2013, Pazar
G: 9/09/2019, Pazartesi
Abdurrahim Boynukalın

Pornografi, monarşiye ait din ve siyasi temelli otoriteleri sigaya çekmek için oldukça fonksiyonel bir mecraydı. 16. yüzyılda İtalya, 17. ve 18. yüzyılda Fransa ve İngiltere''de ortaya çıkan ''aydınlanma pornografisi'' Peter Wagner''ın deyimiyle ''kilise-devletini'' yıkmak için kullanılmıştı.Nitekim bu işin en bilinenlerinden Marquis de Sade, Fransız İhtilali''nin hem ateşli savunucularından hem de önde gelen katılımcılarındandı.Amaç belliydi.Rahipleri, rahibeleri, yargıçları, aristokratları, Kral

Pornografi, monarşiye ait din ve siyasi temelli otoriteleri sigaya çekmek için oldukça fonksiyonel bir mecraydı. 16. yüzyılda İtalya, 17. ve 18. yüzyılda Fransa ve İngiltere''de ortaya çıkan ''aydınlanma pornografisi'' Peter Wagner''ın deyimiyle ''kilise-devletini'' yıkmak için kullanılmıştı.

Nitekim bu işin en bilinenlerinden Marquis de Sade, Fransız İhtilali''nin hem ateşli savunucularından hem de önde gelen katılımcılarındandı.

Amaç belliydi.

Rahipleri, rahibeleri, yargıçları, aristokratları, Kral ve Kraliçe''yi, kısacası monarşi düzenini ayakta tutan bütün dinamikleri halkın zihninde sıradanlaştırmak, iyice sarsmak ve nihayetinde yerle bir edip yıkmak. Kutsala ait ön kabulleri gökten yere çekmenin yegâne yolu; onları daha önceleri hayal edilmesi düşünülemez, teklif dahi edilemez bir zeminde yeniden tasarlamak ve kâğıda sınırsız bir şekilde çizmek ile mümkündü.

Ve tabii ki bu iddialı amaç için hedefler açık ve net seçilmeliydi.

Aristokratlar, Les Travaoux D''Hercules''deki gibi aciz, sahtekâr ve sapkın tipler olarak betimlenmeli, sadece zenginlerin ve asillerin hukukunu gözeten hâkimler, eşcinselliğin tavan yaptığı gravürlerde efendileriyle seviştirilmeliydi.

Karısını zapt edemeyen ve çocuğunun bile kendisinden olup olmadığını bilmeyen Kral''ın temsil ettiği taht ve monarşi ile ilgili bütün ezberler bozulmalıydı. Rahiplerin oğlanlara, rahibelerin birbirlerine olan ilgileri bolca kazınmalıydı.

En ağırı ise tabii ki ''Austrian whore'' Kraliçe Marie Antoniette''ye yapılmalıydı. Zira kendisi, veliaht Louis ile evliliğinin çocuksuz geçen ilk yedi senesinde şatafat ve lüksten başını kaldıramamış bir asalaktı, ''ekmek bulamadılarsa, pasta yesinler'' mukabilinden pespaye elitizmi (ki bu söz kendisine değil, görümcesine aittir) ise mutlaka cezalandırılmalıydı.

Hâlbuki ''Madame Deficit'' hiç de özel bir kadın değildi. Kimsenin nefretini ya da sevgisini kazanacak bir şey yapmamıştı. Çok küçük yaşta evlenmişti, halk-saray ilişkilerine dair kafasında en ufak bir fikir yoktu. Bir şeyleri anlamaya başladığında ise iş işten geçmişti. Devrim için kurbana ihtiyaç vardı. Seçildi ve Concorde meydanında giyotine götürüldü.

Ancak burada en dikkate değer mesele; o zamana kadar çizilen pornografik karikatürlerin devrimcilerin zihninde ne kadar yer ettiğidir. Kraliçe Antoinette''nin idam sebeplerinden birisi sekiz yaşındaki erkek çocuğunu baştan çıkarması ve onunla olan ensest ilişkisidir. Eldeki tek delil ise Kraliçe''nin yakalandığında küçük çocuğuyla aynı yatakta uyuyor oluşudur.

L''Autrichienne en Goguettes''te olduğu gibi Kral''ın kardeşi, en sevdiği düşesi ile cümbür cemaat grup fantezilerinin çizildiği karikatürler en sonunda meyvelerini vermiştir. Kraliçe''nin sadece dokunulmazlığı kaldırılmamış, aynı zamanda ''sapık'' olduğuna kesin karar verilmiştir.

Marie''nin ''bu suçlama doğaya aykırıdır. Buradaki bütün anneleri buna tanık yapıyorum!'' minvalli efsane cevabı ise yeterli olmamıştır.

Politik pornografi sonrasında bambaşka bir boyut almış, cinselliğin sergilendiği kaba metinler ve çizimler hâline gelmiştir.

Nefret duyulan imgelere, kurumlara, kişilere bu şekilde muhalefet etmek çok kolay sonuç alınabilecek bir yöntem olsa gerek. Türkiye''de de bir zamanlar Mustafa Kemal''in dokunulmazlığına karşı biriken öfke, kendisinin nesebi ve daha birçok bel altı mesele üzerinden kendisini var etti. Gereksiz, anlamsız ve hiç de insanî olmayan bir çabaydı.

Doğal olarak etiyle kanıyla canıyla bir yerlerde yaşayan ya da dimdik ayakta duran kutsala yapılan pornografik eleştiri ile ölmüş olana yapılanı aynı sonucu vermedi. Ters tepti. Sonuçta Alman bankacıların, Amerikalı çavuşların dahi Atatürk''e hakaretten yargılandığı trajikomik davalar ortaya çıktı.

Korumacılık had safhaya çıkınca; bugünlerde oy hesapları üzerinden İstanbul''u fethetmeye çalışan Can Dündar''ın belgeseli bile linç edildi.

Şimdilerde ise Mustafa Kemal''e dair yarı tanrı algısı çok daha temiz, zararsız ''İsmet, gelirken ketıla bassana'' altyazılı capsler ile değiştiriliyor. Atatürk hakkında yaptığı şakadan dolayı ''alıngan'' hocasının şikâyeti sonucu 3 yıl hapis istemiyle yargılanan 8. sınıf öğrencisi bugün 18 yaşında. Muhtemelen nutellasını kaşıklarken, siren sesiyle arabadan fırlayıp saygı duruşuna geçen amcalarla kafa buluyor.

Biz de tabuların yıkılışını kahkahalarla izliyoruz.