
Evet, işte bir tek cinayet için çok sayıda katil adayı ortaya çıktı. Abdullah Argun Çetin mi, Yusuf Karakuş mu, Ferhan Özmen mi? Ya ötekiler neyin nesi?
Yusuf Karakuş''un itirafları hepimizi ne kadar heyecanlandırmıştı!
Medyatik mahkememizde(!) Abdullah Argun Çetin''in itiraflarını başından beri ciddiye almamıştık! Yusuf Karakuş, Argun Çetin''i dikkate almayışımızı haklı(!) çıkarmıştı. Ama şimdi, Yusuf Karakuş''un itirafları o kadar taze ve bizim ona yüklediğimiz "cinayet" misyonu o kadar açık ki, Ferhan Özmen itirafçı olarak ortaya çıkınca nevrimiz ve başımız dönüyor. Üstelik Ferhan Özmen, çok daha iddialı olarak ortaya çıkıyor ve neredeyse bugüne kadar faili meçhul kalmış herşeyi üstleniyor. Bir cinayet makinası ile karşı karşıyayız sanki. İtirafsa, alın size itiraf, hadi kullanın bakalım dercesine!
İşte Muammer Aksoy''un oğlu Arın Aksoy, "İnanmıyorum, diyor. "Yapılan açıklamalara, katillerin bulunduğuna inanmıyorum."
Nasıl inanmazsın arkadaşım!
İşte itiraflar, işte tatbikatlar, işte dolu dolu cephanelikler! Hele cephanelikte bir silah var ki, tam da babanızın kendisiyle öldürüldüğünü haykırıyor.
Bak, hem bütün medya inanmış!
-Neye inanayım, önce onu söyleyin. Katil kim? Babamın kaç tane katili var? Cinayetten sonra kanalizasyona atılan silah Sincan''daki cephaneliğe nasıl gitmiş?
Bir sade adam, çıplak gözle baktığında bile alt alta tutarsızlıklar sıralıyor.
DGM başsavcısı Cevdet Volkan, "Çelişkileri mahkeme çözer" demiş.
Hay ağzınıza sağlık. Demek bu memlekette mahkemeler var. Demek bu işin bir mahkeme safahatı var. Nasıl da unutmuştuk! Herşey medyada çözülüyor zannetmiştik!
Demek işin içinde çelişkiler var! Bunu bir yargı adamı seslendiriyor.
Kaldı ki yargı, savcılıktan da öte bir süreç. Savcının her dediği de olmuyor yargı safhasında... Savcının idam istediği nice insanların masumiyet belgesi çıkmıştır mahkemelerden...
Türkiye''de faili meçhul paniğini ve bu alanda ortaya çıkan duyarlılığı bilmesem, medyanın her itirafa can havliyle sarılmasını örtme hesaplarının bir parçası olarak telakki edeceğim. Ya da, manipülasyon oyuncağı...
Kaç katil ilan ettik bugüne kadar!
Mumcu, Kışlalı, Üçok, Aksoy vs cinayetleriyle ilgili duruşmaları merak ediyorum. Kaç katil adayı çıkacak mahkemenin huzuruna ve nasıl ayıklanacak tüm bunlar, ve biz, medya, ilan ettiğimiz katiller sebebiyle nasıl perişan olacağız?
-Cinayeti ben işledim.
-Hayır ben işledim.
-Hayır, onların hepsi yalan söylüyor, ben işledim.
Nedir bunlar, birbiri için canını fedaya hazır fedai grubu mu, yoksa cinnet geçirmiş insanlar mı?
Farkında mısınız bilmem, herşeye rağmen, insanlarımızın içinden çözümlenmemişlik duygusu gitmiyor.
Bir esrar perdesi sürekli asılı duruyor zihinlerde.
Gladio, Susurluk, Hizbulkontra, Jitem, Mafya-Siyaset ilişkileri...
Hele şu "Nüfuz casusluğu" meselesi... Kim anladı Tantan''ın bu sırlı cümlesini... Öncelikle Sayın Başbakan anladı mı? Devlete ve ülkeye yönelik böyle bir casusluk olgusu varsa, bunu İçişleri Bakanı açıklıyorsa, neden alarma geçmeyiz? Bu bile sadece esrarı derinleştiriyor.
Meclis adına, faili meçhulleri araştıran milletvekilleri de, Susurluk''u araştıranlar da, bu esrar perdesinin koyulaştığı kanaatini güçlendirdiler. Çünkü kimi bilgilere ulaşmak isterken yolları kesildi.
Sorun bakalım Avundukluoğlu''na ve Elkatmış''a, ya da Sağlar''a...
Onlar bizim vekillerimiz...
Durulmuş mu zihinleri, sorun bakalım.
Herkes soruyor:
-Geçen bunca zaman içinde bizim devletimiz uyumuş mu?
Hükümetlerimiz, MİT''imiz, polisimiz, yargımız hatta... Güvenlik meselemiz bu alanlarda böyle ise, başka alanlarda nasıl olmuştur acaba?
-Bu iş devletin namusu meselesi, diyenler ne yapmışlar?
Şu gün yapılanların şıpınişi oluverdiğine inandığınızda, geçmişe yönelik kuşkularınız derinleşiyor, eğer geçmişteki çözümsüzlüğü önemserseniz, bugünkü sonuçlar abra-kadabraya dönüşüyor.
İşin odağındaki isim Tantan... Tantan o kadar büyük sorumluluk üstleniyor ki, ya herru ya merru noktasına sürükleniyoruz. Sonunda ya çıkıp;
-7 yılda yapılamayanı yaptım, bu farkı görün, diyecek. Bu farkı, yani benimle öncekilerin, benim devlet anlayışımla önceki devlet anlayışlarının... Ya da;
-Oyuna geldim, diye çığlık atacak.
Diyorum ki, Meclis özel bir komisyon oluşturup, tüm bu gelişmeleri yeniden araştırmalı. "Rutin dışı" tüm işleri, Özal ve Ecevit''e suikast girişimlerine kadar, "PKK''nın-Hizbullah''ın arka planına kadar, uyuşturucu trafiğinin nerelere uzandığına kadar, Sabancı suikastına, MİT içindeki sancıya, Jitem''li işlere, Eşref Bitlis''e, Hulusi Sayın''a, Cem Ersever''e kadar.... Tuğlanın biri çekilirse sonuç ne olur''a kadar... Mumcu''nun katillerini devlet biliyor''un anlamına kadar...
Bir aydınlık gelsin bu ülkeye...Tüm karanlık ilişkiler çözülsün. TBMM''nin sistemin kalbindeki yerini güçlendirecek olan da budur. TBMM, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı inisiyatifi, böyle büyük bir misyonla sürdürmeli...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.