Toplu sözleşme görüşmelerinde masada kalan yedi kritik konu çözüm bekliyor

04:0019/01/2026, Pazartesi
G: 19/01/2026, Pazartesi
Ahmet Ünlü

Uzun süredir gündeme getirdiğim ve olmaması için hiçbir neden olmayan yedi kritik konuyu açıklamaya çalışacağım. Normal şartlar altında bu konular toplu sözleşme masasında çözüme kavuşmalıydı ancak olumlu sonuç çıkmadı. 1 2016 YILINDAN İTİBAREN VERİLMEYEN İLAVE BİR DERECE VERİLMELİDİR Yıllardan beridir bu ülkede memurlara ilave derece verilmesi gündemden düşmemiştir. Dolayısıyla bu konunun kabak tadı vermeden bir an önce çözülmesi gerekmektedir. Son olarak 2016-2017 yıllarını kapsayan 3. Dönem Toplu

Uzun süredir gündeme getirdiğim ve olmaması için hiçbir neden olmayan yedi kritik konuyu açıklamaya çalışacağım. Normal şartlar altında bu konular toplu sözleşme masasında çözüme kavuşmalıydı ancak olumlu sonuç çıkmadı.


1 2016 YILINDAN İTİBAREN VERİLMEYEN İLAVE BİR DERECE VERİLMELİDİR

Yıllardan beridir bu ülkede memurlara ilave derece verilmesi gündemden düşmemiştir. Dolayısıyla bu konunun kabak tadı vermeden bir an önce çözülmesi gerekmektedir. Son olarak 2016-2017 yıllarını kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme ile memurlara ilave bir derece verilmişti.

15.01.2016 tarihinden sonra göreve başlayan veya sözleşmeli statüden memur kadrosuna ataması yapılan ve yapılacak olan binlerce memurun yüzde yüz haklı oldukları halde niçin ilave bir dereceden yararlandırılmadıklarını merak ediyoruz. Bu nedenle torba kanun teklifine ilave bir derece düzenlemesinin de konulmasının faydalı olacağını düşünüyoruz. Bundan sonraki düzenlemelere de genel bir hüküm konularak göreve başlayan veya göreve başladıktan sonra belirli bir süre geçenlere doğrudan ilave bir derece verileceğine ilişkin hüküm konulması faydalı olacaktır. Bunun için de kanuni düzenleme ile sorunun kökten çözülmesinde fayda olacaktır.

Maalesef bu kadar haklı bir konuda toplu sözleşme masasından sonuç çıkmamasını da anlayamadığımı belirtmek isterim.


2 2006 YILINDAN BERİDİR BEKLENEN DİSİPLİN AFFI

Sosyal medya hesabından yaptığım “Disiplin affı için memur sendikalarının yeterince gayret ettiğini düşünüyor musunuz?” başlıklı ankette yüzde 91,5 oranında memur sendikalarının yeterince gayret etmediği ortaya çıkmıştı. Gelinen noktada bu kanaat iyice pekişmiştir.

Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere son disiplin affı 2006 yılında 5525 sayılı Kanun’la yürürlüğe girmişti. Bakan Işıkhan tarafından yapılan açıklamaya göre kısa sürede disiplin affının çıkarılacağı belirtilmişti. Bakan Işıkhan bu konuyla ilgili olarak “Belirli şartlarda disiplin affı çalışması yapacağız” ifadesini kullanmıştı.

Bütçeye herhangi bir mali yük getirmeyen disiplin affına ilişkin düzenlemeyle ilgili olarak hiçbir adım atılmaması ister istemez memur ve diğer kamu görevlilerinin tepkisine yol açmaktadır. Af kelimesi duyulduğunda beklenti satın alınır ve süreç ister istemez hızlanır. Ancak yetkili ağızlardan çıkan taahhütlere rağmen gerekli adımların atılmaması anlaşılabilir bir durum değildir ve gereksiz bir tepki oluşmasına sebep olmaktadır.


3 SENDİKA ÜYELİK İŞLEMLERİNİN E-DEVLET ÜZERİNDEN YAPILMASI

Bu konuyu uzunca bir süredir gündemde tutmaya çalışıyorum. Bu çağda memur sendikalarının üyelik işlemlerin manuel yapılması son derece ilkel bir durum olup izah edilmesi imkansızdır. Ortaya çıkan maliyet, zaman kaybı ve yaşanan mobbing düşünüldüğünde bu konunun daha fazla gecikmeden sonuçlanması gerekiyor.

İşçi sendikalarının yıllardır uyguladığı bir yöntemin memur sendikacılığında hayata geçirilmemesi izah edilemez bir hal almaya başlamıştır. Hele hele bu işi sosyal taraflara havale etmek devlet ciddiyetine yakışmamaktadır. Büyük sendikaların e-devlet uygulamasına karşı olduklarını biliyoruz ama bu konunun çözüme kavuşması kaçınılmazdır.

Bu konuda e-Devlet uygulaması olmadığı için hem ciddi bir bürokrasi yaşanmakta hem de kamu ve sendikalar çok büyük maliyetlere katlanmaktadır. Maliyetin posta masrafı dahil olmak üzere yıllık 40 milyon TL civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu kadar büyük bir kaynak israfının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor.

Ayrıca bu konuda takip yapılması gerektiğinden dolayı hem ilgili kurumlarda hem de sendikalarda ilave istihdama gidilmektedir. Yine üst yazılarla sendikalara bildirimde bulunmak zorunda kalındığı için bürokrasi yaşandığını da belirtmemiz gerekiyor. Yani benzer yazılar olsa da her istifa veya yeni üyelik için manuel olarak hazırlanan formların ilgili sendikalara resmi yazı ile bildirilmesi gerekiyor. Bu kadar gereksiz ve bir o kadar da masraflı bir sürece bu çağda katlanılmasının kime nasıl bir faydası olabilir ki? Kaldı ki işçi sendikaları yıllardır üyelik işlemlerini e-devlet üzerinden yapmaktadır.


4 GÖREV AYLIĞI-EMEKLİ AYLIĞINDA BOZULAN DENGE

Gelinen noktada görev aylığı-emekli aylığı dengesi bozulmuştur. Memur maaşlarına yapılan seyyanen ödeme görev aylığı- emekli aylığı arasındaki dengeyi bozmuştur.

Zaman içerisinde verilen sözlerin getireceği maliyetin azaltılması için yapılan düzenlemeler uzun vadede çok büyük sorun yumağına dönüşebilmektedir. Seyyanen yapılan maaş artışı da bunlardan birisidir. Emekli maaşının katsayı artışı ile paralel gitmesi seyyanen yapılan maaş artışı ile sona ermiştir ve zaman içerisinde de makas artmaktadır. Özetle görev aylığı-emekli aylığı arasındaki makasın daraltılması gerektiğini düşünüyorum.


5 MÜHENDİS, TEKNİK VE AKADEMİK PERSONELİN ÜCRETLERİ

Mühendis, teknik ve akademik personelin ücretlerinin iyileştirilmesi yönündeki talepler ötelenemez bir hale gelmiştir. Daha önce bu konuyla ilgili olarak çalıştaylar yapılmıştı. Yazılarımızda kamu mühendislerinin haklı taleplerini de sıklıkla gündeme getirdiğimiz hatırlanacaktır. Bu sorunun ötelenmeden çözümünde fayda olduğunu düşünüyorum.


6 YHS PERSONELİNİN GENEL İDARE HİZMETLERİ SINIFINA GEÇİRİLMESİ

Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nda görev yapanların Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesi talebi yıllardan beridir gündemden düşmemektedir. Bu konuyu daha önce gündeme getirmiş ve çözüm önerisi sunmuştum. YHS’de görev yapanlarla farklı statülerde benzer işleri yapan personel olması kamu kurumlarında ciddi bir huzursuzluk kaynağı olarak karşımızda durmaktadır.


7 5510 SAYILI KANUNA TABİ OLANLARIN EMEKLİ MAAŞI SORUN ÇIKARACAK

01.10.2028 tarihinden sonra memur olanlar için emekli maaşı hesabı değişmişti. Birçok ödeme prime esas kazanca tabi olmadığından ortaya çıkan emekli maaşı da düşük çıkacaktır.

Yine 5434 sayılı Kanuna tabi olanlar için geçerli olan alt sınır emekli aylığı tutarı 5510 sayılı Kanuna tabi olanlar için geçerli değildir. Bu durumun sistemsel bir sorun olarak karşımıza çıktığını görmemiz ve gerekli tedbirleri şimdiden almamız gerekiyor.

#657 ailesi
#Ahmet Ünlü
#toplu sözleşme