Yazarlar Coğrafyamızın ruhu yağmalanıyor

Coğrafyamızın ruhu yağmalanıyor!

Akif Emre
Akif Emre Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Önce hafızası silinir düşen bir toplumun. Yani tarihi elinden alınır. Tarihi elinden alınmış bir toplum ne geleceğini okuyabilir ne de gelecek ufkuna sahiptir. Tarihe takılıp kalmak nasıl bir iç deniz gibi durağanlaştırırsa tarihsizleşmek de hiç bir anlamlı iz bırakmadan çölde kaybolan nehre benzer.
Hafızası silinmiş bir toplumun medeniyet idraki de olmaz. Geçmişin, yani tarihin yağmalanması ruhun talan edilmesi gibidir. Ruhların paramparça edilmesi demektir, bir toplumun düşmesi. Yeniden doğrulması, yeni bir bilinçle tazelenmesi uzun zaman alır.
Maddi yağmalanma ile başlar tarihsizleşme... O toplumu var kılan her değer yok edilir, mezata çıkar, gelişme, modernleşme çağdaşlaşma adına maziyi hatırlatan, aidiyet duygusuyla bağlı okunan her obje, mimari eser, kitap, kültür tahrip edilir. Ruhların tarumar edilmesi aynı zamanda kültürel sömürgeleşme demektir. Mesela biz bu tahribatı, bu ölümcül tarih yangınını her boyutta yaşamış bir toplumuz. Bizi var kılan değerlerin gücü olmasaydı çoktan yok olmuştuk ki hala toparlanma çabaları varsa o da temellerin sağlam oluşundan.
Kendi kendini sömürgeleştirmiş bir toplum olarak içinden geçtiğimiz yangının küllerinden yeniden doğmaya çalışıyoruz. Bu yangın hala devam ediyor.
Ortadoğu bu yangının en kaba, ilkel ve acımasız boyutunu tecrübe ediyor son yıllarda. Irak işgalinden, Bağdat'ın düşmesinden hemen sonra bir gazetecinin ifadeleri her şeyi anlatıyordu: “Önceden belirlenmiş binalara kamyonlarla gelip ne varsa yüklenip götürüyorlardı.” Amerikan askerleri askeri kontrolü sağlar sağlamaz Irak'ın, Bağdat'ın müzelerindeki kadim insanlık tarihine ait eserler organize bir şekilde yağmalanmıştı. Mezopotamya'nın, kadim medeniyetlerin, İslam medeniyetinin birikimi sistemik biçimde yağmalandı.
Şimdi benzer durum Suriye'de yaşanıyor. Dünyanın en büyük arkeolojik ve sanat pazarı olan Londra, Suriye'den gelme eserlerle dolup taşıyor. İnsanlık tarihinin hafızası, birikimi, bu kadim toprakların yerüstü ve yeraltı değerleri sistemik biçimde Batı'ya taşınıyor.
Mezopotamya'dan Roma'ya, Abbasîlerden Osmanlı'ya katman katman pek çok uygarlığı sinesinde barındıran Suriye, Irak gibi yağmalanıyor.
UNESCO'nun yaptığı uyarı her şeyi açıklıyor: Tarihi eser kaçakçılığı bir endüstriye dönüşmüş durumda. Şehirler yerle bir edilirken yerin altındaki eserler de Avrupa'ya taşınıyor. Ne acı çelişki!
Palmira'nın bombalanma ihtimaline karşı tüm dünyanın ayağa kalktığı bir dönemde sessiz sedasız bunca eserin Batı'ya taşınması nasıl açıklanabilir. Palmira'yı gösterip İslam medeniyetinin, insanlığın mirasının sessizce kaçırılması gibi bir senaryoyla karşı karşıyayız.
Bu hafıza ticaretinin tarafları belli; bir yanda IŞİD diğer yanda Batılılar... Aracılar Lübnan ve Türkiye'den...
Tıpkı din anlayışları gibi, tarihe dair referans olacak her şeyi tecime elverişli sayan bir zihniyetle ticareti ideolojik ve siyasi tahakküme çevirmeyi çok iyi bilen Batılı tecrübe...
Tarihi eser kaçakçılığı, tarih düşmanlığı, hafızanın yok edilmesi sadece küresel, endüstriyel aç gözlülük değil. Tarihsizleştirme, bir bayrak bir marş vererek siyasal kimlik inşa ederken ülkelerin sömürgeleştirilmesidir.
Suriye'de yaşanan tarih hırsızlığı sadece savaş zenginlerinin aç gözlülüğüyle izah edilemez. Kaçırılan talan edilen bir coğrafyanın, kadim bir milletin ruhunun çalınmasıdır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.