
Yeni Şafak"ta ilk yazımı 13 Eylül 2013"de yazmışım. İnanamıyorum bir yıl geçmiş üzerinden. Daha dün gibi hatırlıyorum, İbrahim Karagül ile Çamlıca"da oturmuş yazı yazma mevzunu konuşuyorduk. Yılların köşe yazarı olarak bana taktikler verdi. Neticede hayatımda hiç köşe yazısı yazmamıştım. İlk deneme yazımı okuyunca beğendi ve böyle yazılar yazarsam üç, dört ayda takip edilen yazarlardan olabileceğimi söylemişti. İçimi tatlı bir heyecan kaplarken, o kadar ay nasıl geçecek diye kara kara düşünmüştüm. Şimdi takvime bakınca aradan geçen zamanı fark edebildim.
Yazarlık hayatıma başlarken güncel konuların esiri olmayacağım diye planlar yapmıştım. İlk aylardaki yazılarıma bakıyorum gündeme takılmadan, yazmak istediğim konulara değinmişim. Sonra gündem konularına daha farklı ve geniş açılardan bakmaya çalışmışım. Son dönemlerde o kadar kritik ve önemli gündemler yaşamışız ki resmen gündemin esiri olmuşum.
Benim gibi yazarların işi zor. Fotoğrafım siyah çıktığı için kimse tanımıyor beni. Adım biraz değişik olduğu için kolay akılda kalıyor. Ama kimse beni tanımıyor çok üzücü. Bazen Karagül ile At Pazarı"nda otururken herkes gelip ona selam veriyor, bana da mahsustan kafa sallıyorlar. İşin ilginci benim yanımda Karagül"e "Ya şu Ali Nur Kutlu kim?" diye soran çok oldu. Oradan hemen fırlayıp "Benim" demek çok istedim lakin Karagül "Asla öğrenemeyeceksiniz" deyince oturduğum yerde kaldım. Bazı zamanlar doğrudan isim tahminleriyle yanımıza gelenler oluyordu. Tahmin ettikleri isimlere çok gülüyorduk.
Neticede kimse beni tanımıyor, tanımayacak. Ben asla şöhret olamayacağım, televizyonlarda, şöyle dünyadaki her şeyi bilen yorumcular gibi ahkam kesemeyeceğim, kimse benimle fotoğraf çektirmeyecek, Başbakanın, Cumhurbaşkanın uçağına binip afili pozlar veremeyeceğim. Yeni uçakta ne biçim pozlar veriyorlar, insanın içi gidiyor. Mesela bir gün bile telefonum çalıp, "Ali Nur bey, Kasımpatı Sevenler Derneği çiçek gibi yazılarınızdan dolayı sizi yılın köşe yazarı seçti" diye arayan olmadı. Kaktüse bile razıyım ama arayan olmadı, tenekeden bir plaket bile vermediler bana.
Diğer gazeteler, medya siteleri de benden alıntı yapmıyor. Sadece Cemaati eleştiren yazılar yazdığımda Taraf gazetesi ve ona bağlı siteler beni birilerine benzetip afişe etmeye çalışıyor. Onun sebebi de zaten benzetildiğim kişiye zarar vermek, yoksa benim o kişi olmadığımı onlar da biliyor. Hakkını yemeyelim Birikim Dergisi uzun bir alıntı yaptı, o da beni ilkel refleksleri olan duygusal bir yazara benzetti.
Sosyal medyada da durum vahim. Twitter hesabım bir yıldır 3 bin 800"den, 4 bine geçemedi. Ne hazin durum bir köşe yazarı için. Halbuki bazı köşe yazarları var, Twitter"da öyle meşhur ki, hobi olarak da köşe yazarlığı yapıyor. Komplekse girdim bu yüzünden. Geçenlerde İbrahim Tenekeci, İsmail Kılıçarslan, Ersin Çelik yani Tweet aleminin kralları bana acıdılar, takipçim olsun diye kampanya yaptılar, sayelerinde 400 takipçim oldu ama yine 4 bin olamadı.
Bunların sebebinin fotoğrafım olduğunu düşündüm. Zaten bana galen maillerde hakaret etmek isteyenler, "kara yüzlü, kara kalpli adam" diye söze başlıyor. Çizerimiz Osman Turhan"dan rica ettim, "Bana yeni bir yüz çiz, bir nevi yüz nakli yap, kara bahtlı olmaktan kurtulayım" dedim. "Bakalım" dedi, O da ciddiye almadı beni.
Neyse ki İbrahim Karagül bir gün "yazılarını ikiden üçe çıkartalım, okuyucudan talep var" dedi rahat bir nefes aldım, kendime geldim.
Şaka bir yana sonuçta bir yıl olmuş bu köşede yazılar yazalı. Ümmetin derdine bir nebze derman olabilsem keşke. Bazı mailler alıyorum, içinde yazdıklarımdan dolayı çok güzel dualar, temenniler var. Keşke daha çok şey yapabilsem.
Twitter.com/alinurkutlu
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.