Yazarlar FATF Türkiyeye operasyon mu çekiyor? Arka planda azmettirici devletler mi var?

FATF Türkiye’ye operasyon mu çekiyor? Arka planda azmettirici devletler mi var?

Bülent Orakoğlu
Bülent Orakoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Merkezi Paris’te olan ve sekretarya hizmetlerini ‘Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) yaptığı Mali Eylem Gücü’nün (FATF) çifte standart uygulaması sonucunda Türkiye hak etmediği halde tekrar gri listeye alındı. Bu durum Türkiye ekonomisine ve imajına yönelik açık bir operasyona işaret ediyor. Nitekim Türkiye’nin gri listeye alınmasına 2023 seçimlerinde iktidar rüyası gören muhalefetin lider partisi CHP ve medyasında Millet İttifakı’nın diğer partilerinde sevinçle karışık iktidara çeşitli suçlamalar yöneltiliyor. Oysa Başkan Erdoğan yaptığı açıklamalarda; “FATF, aklama ve terörizmin finansmanı alanında geliştirdiği standartlar çerçevesinde ülkelerin uyum düzeyini de izlemektedir. Bu amaçla, ülkemiz son olarak 2019 yılında dördüncü tur karşılıklı değerlendirme sürecinden geçmiştir. Ülkemizin Karşılıklı Değerlendirme Raporu ise Ekim 2019’da kabul edilmiştir. Bu çerçevede; aklama suçu, bağlantılı öncül suçlar, terörizmin finansmanı suçu ve bu suçlardan elde edilen gelirler ile etkili mücadele edilebilmesi amacıyla, FATF’nin tavsiyeleri de dikkate alınarak, ‘Türkiye’de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadelede ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi (2021-2025)’ hazırlanmıştır.” ifadelerini kullanmıştı.

FATF’IN GRİ VE KARA LİSTELERİ NE ANLAMA GELİYOR?

Gri liste kara para aklama ve terörün finansmanı konusunda eksiklikleri bulunan ve risk içeren ülkelerin yakın gözetim altında tutulması anlamına geliyor. Gri listeye alınan ülkeler belirli bir zaman zarfı içerisinde FATF hedeflerinde geride kaldığı stratejik eksikliklerini giderme taahhüdünde bulunarak ve gerekli adımları atarak bu listeden çıkabiliyor. Örneğin haziran ayındaki Son FATF toplantısında Gana listeden çıkarılmıştı. IMF’nin son raporunda; gri listeye alınmanın ülkelerin gayrisafi milli hasılasının %3’ü kadar sermaye akışını durdurduğu tespitine yer verilmişti. Ülkemiz açısından bu rakam 23 milyar dolara tekabül ediyor. Son yıllarda doğrudan yabancı sermaye girişi zaten durmuştu. Listeye tekrar giriş, deyim yerindeyse "ekonomik olarak ve Türkiye’nin imajı açısından” açıkça yapılan bir operasyona işaret ederken arka plandaki devletlere de ışık tutuyordu.

Ülkeleri iki farklı listede değerlendiren FATF’ın kara listesine girenler ise kara para aklama ve terör finansmanı konusunda iş birliğinde bulunmayan ülkelerden oluşuyor. Son olarak İran ve Kuzey Kore gibi ülkeler uluslararası finans sistemine tehdit oluşturdukları gerekçesiyle bu listede bulunuyor. Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın gri liste kararına ilişkin "Yapılan uyumluluk çalışmalarına rağmen ülkemizin gri listeye alınması hak edilmeyen bir sonuç ortaya çıkarmıştır" denildi.. Türkiye 39 üyesi bulunan FATF’ın 1991 yılından bu yana üyesi olduğu ve uluslar arası standartlara uygun uyumlu olarak yapılan düzenlemeler çerçevesinde gerekli adımları 2019 yılında eleştirilen konularda tüm adımları atarak birçok düzenleme yapmasına rağmen FATF’ın çifte standart uygulayan kararları gözlerden kaçmadı. FATF Türkiye’yi gri listeye alma kararında uygulama ile eksiklere ve isteksizliğe vurgu yapıyor. Topu siyasi iradeye atarak siyasi iradenin kararsız olduğu vurgusuyla arka plandaki devletlere ışık tutuyordu.

FATF AMERİKA, BRİTANYA VE FRANSA’YI NEDEN GRİ LİSTEYE ALMIYOR YOKSA ALAMIYOR MU?

Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF)Türkiye’yi kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda ‘yeterince çaba göstermeyen’ ülkelerin bulunduğu 'gri liste'ye alması açıkça Türkiye karşı yapılmış haince kurgulanmış bir algı operasyonudur. Oysa ABD ve Batı Avrupa, uyuşturucudan elde edilen çok yüksek miktarlarda para ile terörü ve terörizmi finanse ederek kullanan, terörizmin finansmanı ve terörle mücadelede zerre kadar bir faaliyet göstermedikleri halde Türkiye’nin suçlanması tam anlamıyla açık ve asparagas düşmanca bir tutumdur.

Yakın zamanda dünya kamuoyunda ‘Pandora Papers belgelerinde yer alan bilgilerden yola çıkarak, 90 farklı ülkeden 330 politikacı ile Rusya ve Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelerden 130’dan fazla milyarderin kara para trafiğine dair değerlendirme yapılıyor. 3 Ekim’de ifşa edilen belgelere göre, şayet dünyadaki kara para ticaretinin kalbi niteliğinde bir ülke varsa, bu Britanya’nın ta kendisidir deniliyor.

ABD, terör örgütü PKK/PYD ile resmen iş birliği yapıyor ve ona yüz milyonlarca dolarlık silah ve lojistik desteği veriyor. Fransa’nın Lafarge şirketi düpedüz aynı terör örgütü ile iş tutuyor. Bu örgüte rüşvet verdiği ve onunla iş birliği yaptığı, bizzat Fransa Yüksek Mahkemesi tarafından kabul ve tasdik ediliyor. Ancak ne hikmetse FATF dünyada terörün finansmanını destekleyen ve siyaset olarak bu örgütleri kullanan bu ülkeleri görmüyor. Görmek istemiyor!!!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.