İmam Rabbanî"de dersler var

00:0029/11/2013, Cuma
G: 9/09/2019, Pazartesi
Faruk Beşer

İmam Rabbanî tasavvuf adına gerçekten çok önemli bir köşe taşı.Ondan alacağımız daha çok dersler var.Bu günlük, sözünü ettiğimiz sempozyumda sunulan ve dikkatimi çeken bildirilerden birinden, yazarın müsamahasına sığınarak bazı özet alıntılar yapmakla yetineceğim.Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Abdulhakim Yüce"nin bildirisi "Sünnetin İhya Edicisi Olarak İmam Rabbanî" başlığını taşıyordu.Yüce, Rabbanî"nin Müceddid ve Sünnetin İhya Edicisi vasıflarıyla öne çıktığını

İmam Rabbanî tasavvuf adına gerçekten çok önemli bir köşe taşı.

Ondan alacağımız daha çok dersler var.

Bu günlük, sözünü ettiğimiz sempozyumda sunulan ve dikkatimi çeken bildirilerden birinden, yazarın müsamahasına sığınarak bazı özet alıntılar yapmakla yetineceğim.

Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Abdulhakim Yüce"nin bildirisi "Sünnetin İhya Edicisi Olarak İmam Rabbanî" başlığını taşıyordu.

Yüce, Rabbanî"nin Müceddid ve Sünnetin İhya Edicisi vasıflarıyla öne çıktığını söyledikten sonra Sünnet ve İhya kavramlarını anlatıyor ve özetle diyor ki:

İhya, kelime olarak canlandırma demek. Terim olarak bununla İslam"ın, Allah Rasulü"nün ve arkadaşlarının yaşadıkları şekliyle yeniden hayata geçirilmesi kast edilir.

İmam Rabbani ne yapmıştır da Sünnetin İhya Edicisi vasıf ona layık görülmüştür? Kendisinden dinleyelim:

"İlimler, marifetler, haller ve makamlar uzun bir süre bir bahar yağmuru gibi üzerime feyiz olup yağdı. Ne zaman bir iş yapılması icabetse Allah"ın inayetiyle hemen oluveriyordu. Ama şimdi Sünneti ihyadan gayri bir arzum kalmadı". (M. 37).

Sünneti ihya için Rabbanî birinci adım olarak iman esaslarının yeniden anlaşılmasıyla ve akidedeki bozulmaların düzeltilmesiyle işe başlar. Çünkü imanda sakatlık varsa amel insanı kurtaramaz. Ameldeki eksiklik affedilebilir ama imandaki affedilmez.

İkinci adım, Sünneti en iyi bilen ve en doğru yaşayan Sahabenin olduğu gibi tanınması ve hak ettikleri saygıyı görmeleridir.

Çünkü kendi zamanı için dindeki bozulma noktalarından biri Rafizîlerin sahabe hakkındaki yanlış kanaatleri idi. Bunun için sahabeye saygının, imanın bir parçası olduğunu ve onlar aradan çıkarılarak Sünnetin ihya edilemeyeceğini vurguladı.

Üçüncü adım ise Sünneti sinsice ve içten kemirip yok etme ve yozlaştırma istidadında olan bidatlerle mücadele edilmesiydi.

İşin en önemli noktası bu prensipleri inanarak ve yaşayarak uygulamak ve yaymaktı. İşte İmam Rabbânî"nin ihya metodu bu temeller üzerine oturuyordu.

Şimdi İmam Rabbânî"nin bu konulara ilişkin görüşlerini kısaca açmaya çalışalım.

Ona göre peygamberlerin ilmi vahye dayalıdır, vahiy hata ve yanlıştan beridir. Nübüvvet her bakımdan velayetten üstündür. Veli peygamber gibi olamaz. Çünkü peygamberde aynı zamanda velayet sıfatı da vardır.

Âlimler ilimlerini vahiyle desteklenen peygamberden ve onu izleyen selefi salihinden nakille alır, bu doğrultuda akılla çıkarımlar yaparlar.

Sadece aklı rehber edinen felsefecilerin ve sadece keşif ve ilhamı rehber edinen tasavvuf ehlinin ilimleri ise âlimlerin ilimleri seviyesine çıkamaz.

Rabbanî vahyi ve onun anlaşılması olan fıkıh, tefsir ve hadis gibi ilimleri zahir ilimler, keşif ve ilhamla yani tasavvuf yoluyla elde edilen bilgileri ise batın ilimler diye vasıflar ve daha önce de zikrettiğimiz şu ölçüyü koyar:

Eğer batın ilimlerle zahir ilimler farklılık gösterirse, bu farklılık kıl kadar dahi olsa batın yolla (keşif ve ilham ile) elde edilen bilgilere itibar edilmeyip atılır. Çünkü bunların hatalı olma ihtimali vardır.

Dolayısıyla tasavvuf ehlinin keşif ve ilhamları, seyr"u sülûk yöntemleri ve hangi yol ve usulle elde edilmiş olursa olsun, diğer mezhep, meşrep ve felsefî akımların görüşleri dâhil, her bilginin mihenk taşı Ehlisünnet âlimlerinin itikadî ve amelî sahada ayet ve hadislerden aldıkları bilgilerdir. (M. 286)

Sahabe dinin en önemli halkasıdır. Kur"an da Sünnet de bize onlar vasıtasıyla ulaşmıştır. Onlara dil uzatılması hem Kur"an"ın, hem sünnetin sıhhatini tartışma konusu yapar. Bu da dinin büyük bir bölümünü inkâr anlamına gelir. Şia"nın sahabeyi itham etmeleri, başta Hz. Aişe ve Ebû Hüreyre olmak üzere, onlar vasıtasıyla bize ulaşan bilgileri dinden çıkarıp atma sonucu vermiştir.

Ve İmam Rabbanî"nin en önemli görüşlerinden birisi de bidatin güzelinin çirkininin olmayacağını, onun her türlüsünün dalalet olduğunu söylemesidir. Bize göre o bu görüşünde de isabetlidir.

Bu konu başlı başına ele alınmaya değer.