
Her yıl belli bir dönemde Eurovision Şarkı Yarışması kültürel itiş kakış gündemimizin önemli maddelerinden biri haline geliyor. Bu konuda daha önce de bir şeyler yazdım; bu kadar önemsenmeyi, ciddiye alınmayı asla hak etmeyen bir yarışma aslında. Ne müzikal kalitesinden, ne ülkelerin puanlama ciddiyetinden sözedilebilir. Ama arkasında Avrupa Yayın Birliği olduğu için güçlü bir tanıtım altyapısı var, bu altyapı sayesinde sürdürülebiliyor. Müzik endüstrisi gelişkin ülkelerde olması gerektiği kadar dikkate alınıyor, daha fazla değil... Bizde uzun yıllar son derece abartılı bir ilgiye mazhar olan Eurovision, istikrarlı başarısızlık nedeniyle sonradan gözden düşmüştü. Ülke adına bu yarışmada Türkiye''yi temsil edecek şarkı için sadece amatör müzisyenler öne çıkar olmuştu. Sonra TRT sanatçıyı oluşturduğu bir kurulla yarışmasız biçimde seçmeye başladı. O sanatçılardan Sertap Erener birinci olunca ve ertesi yıl yarışma Türkiye''de düzenlenince, Eurovision yeniden rağbet görür hale geldi. Son yıllarda belki de bu yeni dalganın etkisiyle başarısızlık istikrarı da önemli ölçüde bozuldu. Türkiye yarışmayı genellikle ilk onun içinde bitirmeye başladı.
Bütün bunlar bu sütunda bu kadar yer kaplamaya değecek kadar önemli mi? Eğer bu cümleleri Eurovision Şarkı Yarışması ile ilgili olarak kuruyor olsaydım buna kesinlikle değmezdi. Burada beni ilgilendiren TRT tarafından Türkiye''yi temsil etmek üzere seçilen isim... Yani yapılan tercih... Hadise, ismini duyduğum ama türü dahil yaptığı müzikle ilgili hemen hiç fikir sahibi olmadığım bir yeni ''star''... Artık böyle şeyler olabiliyor, benim hiçbir fikrimin olmadığı bir isim, lise-üniversite yaş grubunda bir star olabiliyor. Buna takılıyor sayılmam, benim bilmiyor olmam bir şeyi değiştirmez elbette. Ölçü ben değilim nihayetinde, benim müzikle ilgili tercihlerim de TRT''yi bağlamaz. Ama bu tercihin hangi ölçüye dayandığı beni ilgilendirir. Madem ben de bu ülkenin vatandaşıyım, o halde bu ölçünün ne olduğunu sormak gibi bir hakkım var. Okuduğum haberlerde TRT Genel Müdürü neden Hadise''nin tercih edildiğini "Kliplerini izledim. Çok iyi şov yapıyor. Güzel bir hanımefendi. Yurtdışında yaşadığı için yabancı dili de çok iyi. Bir de çok iyi sponsorları var. EMI, önemli bir marka ve Hadise''nin sponsorluğunu yapıyor. EMI''ın bu konumu nedeniyle, TRT''nin tanıtım konusundaki eksikliklerinin de giderileceğini düşünüyorum. Bu sponsorluk sayesinde TRT''ye maliyeti daha az olacaktır." sözleriyle açıkladığı iddia ediliyordu. Ben bu sözlerin tekzip edileceğini tahmin ediyorum ve umutla bekliyorum. Eurovision ciddiyeti çok tartışmalı bir yarışma da olsa, TRT ciddi olması gereken bir kurum...
Olması gereken diyorum, olduğunu söylerken tereddüde düşüyorum. Mesela Ramazan ayının maneviyatını yansıtırken gösterdiği özeni, vitrine koyacak sanatçı seçerken niye gösteremiyor bu kurumumuz, merak ediyorum. Peşinde koşulan sanatçı Sibel Can mı olmalıdır diye kendime soruyorum. Bunun ölçüsü ne? Müzikal kalite mi, iyi icra mı, alanında yetkinlik mi? Yoksa yine şov ve güzellik mi? Öyleyse yazık! Bu ülkenin kaliteyi ayakta tutacak, kültürel misyonunu reyting gerekçeleriyle kurban etmeyecek, yayıncılık başarısını sadece izlenme oranlarında aramayacak bir TV seçeneği olmayacak mı yani? Eğer TRT''yi zarar etmekten kurtarmanın, izlenme oranlarını arttırmanın yolu özel kanalların gittiği yolda daha hızlı yürümekse, o zaman TRT''ye ne gerek kalıyor!
Eurovision''a kimin gittiği çok önemli değil, ama kimin gideceğini belirleyen ölçü çok önemli. Hal yukarıya alıntıladığım gibiyse, durum üstünde daha fazla durulmayı hak ediyor demektir.
Bir sonraki yazıda TRT''nin misyonu ile ilgili yeni bir paragraf açalım o zaman.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.