
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayımladığı 2026 dini günler takvimine göre Kurban Bayramı mayıs ayının son haftasında idrak edilecek. Dört gün sürecek bayram, arife gününün yarım gün tatil olmasıyla birlikte toplam 4,5 günlük resmi izin imkânı sunuyor. Hafta sonlarıyla birleşmesi halinde tatilin uzama ihtimali ise gündemde.

2026 yılına girilmesiyle birlikte Kurban Bayramı 2026 ne zaman, Kurban Bayramı tatili kaç gün soruları yeniden öne çıktı. Diyanet’in açıkladığı resmi takvime göre bayram, Türkiye’de bahar aylarının sonuna denk geliyor ve hem ibadet hem de izin planları açısından önemli bir dönem oluşturuyor.

Kurban Bayramı 2026 hangi tarihte?
Kurban Bayramı, 27 Mayıs 2026 Çarşamba günü başlayacak. Dört gün sürecek olan bayram, 30 Mayıs Cumartesi günü sona erecek. Bayramdan bir gün önce, 26 Mayıs Salı günü ise arife günü olarak yarım gün tatil uygulanacak.

2026 Kurban Bayramı gün gün takvim
26 Mayıs 2026 Salı: Arefe günü (yarım gün)
27 Mayıs 2026 Çarşamba: Kurban Bayramı 1. günü
28 Mayıs 2026 Perşembe: Kurban Bayramı 2. günü
29 Mayıs 2026 Cuma: Kurban Bayramı 3. günü
30 Mayıs 2026 Cumartesi: Kurban Bayramı 4. günü

Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak?
Resmi takvime göre 2026 Kurban Bayramı tatili, arife günüyle birlikte toplam 4,5 gün sürecek. Ancak kamu çalışanları için pazartesi gününün idari izin kapsamına alınması durumunda, hafta sonlarıyla birleşerek tatilin 9 güne çıkması ihtimali bulunuyor. Bu konuda nihai kararın resmi makamların yapacağı açıklamayla netleşmesi bekleniyor.

Kurban bayramı hakkında Diyanet bilgileri
Kurban kelimesi lugat bakımından yakınlaşmak, yakın olmak anlamına mastar olmakla birlikte zamanla isim olarak kullanılmış ve “insanı Allah’a yaklaştıran” şeylere kurban denilmiştir. Kurban kelimesi Türkçe’de çeşitli anlamlara gelmektedir.1 Kurban kelimesinin karşılığı olarak aslı Arapça olan “udhiyye” kelimesi zamanla dilimizde de kullanılmaktadır. Udhiyye, kurban günlerinde (eyyam-ı nahr) kurban maksadıyla usulüne uygun olarak kesilen hayvanlara verilen isimdir.
Bayram kelimesinin kökeni Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügati’tTürk’teki tespitine göre Farsça bezrem/bezram olup sevinç ve eğlence günü demektir.2Atalarımız İslâm dinini kabul edince Arapça “îyd” kelimesi karşılığında “bayram” kelimesini kullanmışlardır.

Günümüzde de dinî bayramlar, milletimizin manevî bütünlük ve beraberliğini, kardeşliğini gösteren mutluluk günleridir. Bayramlar, küskünlerin barıştıkları, paylaşılarak kederlerin azaltıldığı, mutlulukların artırıldığı günlerdir.
Bayramların amacı, millet hayatında sağlanan millî birlik-beraberliği ve ortak değerleri birlikte yaşamaktır. Çünkü bayram günleri, millet olarak ahlâk ve geleneklerimizin devamını sağlayan unsurlardandır. Bayramlar, büyüğüyle küçüğüyle, genciyle yaşlısıyla, sağlıklısıyla hastasıyla bütün insanlarımızın paylaşma bilinciyle birbirlerini aramaları dargınlıkları bir kenara bırakarak birlik-beraberlik içerisinde yaşanılan günlerdir.

Bayramlar iman, ibadet ve tarih bilinciyle sevinç atmosferinde bizleri buluşturan ve bu sevinci geleceğe taşıyan zaman dilimleridir. Bayramlar, yalnızlaşan günümüz insanının kendisini ve çevresini fark etmesini sağlar, dinî ve millî hislerimizi hareketlendirir, akrabalık ve komşuluk bağlarını kuvvetlendirir, toplum hayatını canlandırır.
Kitap ve sünnetin etkisiyle şekillenen örf ve adetlerimizi yaşatmak ve sürdürmek için yaşantımıza dikkat etmeliyiz. O günlerde yaşadığımız çevreden uzaklaşmamalı, bir mazeret sebebiyle uzaklaşmış isek dönünce çevremizdeki insanlarla bayramlaşmalıyız.

Bu cümleden olarak Kurban Bayramı'nda kurban keseceklerin bayram gününde ilk lokmasını kurban etinden yemek maksadıyla namazdan önce bir şey yenilmemesi, sabah namazına erken gidilerek mahalle mescidinde kılınması, bayram namazı için mümkünse büyük camiye gidilmesi; namaza giderken Kurban Bayramı'nda açıktan tekbir getirilmesi, dönüşte mümkün ise başka yoldan gelinmesi, yolda insanlara güler yüzlü ve tatlı sözlü davranılması, gücü yettiğince muhtaçlara bolca sadaka verilmesi sayılabilir.
Mekke'den Medine'ye hicretinden sonra Medine sakinlerinin İran’dan alınma Nevruz ve Mihrican bayramlarını kutladıklarını gören Hz. Peygamber “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, Kurban ve Ramazan Bayramlarıyla değiştirmiştir.” buyurmuştur. İslam dininde ramazan ve kurban olmak üzere iki bayramımız vardır.

Her iki bayram da Müslümanlar arasında hicretin 2.yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Kurban Bayramından birkaç gün önce yapılan konuşmalarda kurban konusunun fıkhî, psikolojik ve sosyal boyutları işlenmelidir.
Kurban Bayramı arifesinden önce teşrik tekbirlerinin uygulanma durumu, hac ibadetinin zamanı ve uygulanması konuları anlatılmalıdır. Ancak bayram sabahı yapılacak konuşmalarda kurban konusunun tartışılan yönlerine girilmeden kısa ve özlü bilgilere yer verilmeli ferdi ve toplumsal açılardan birlik ve beraberlikten, sevgi, saygı, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışmadan bahsedilmelidir. Bu bağlamda Kurban ibadetinin tarihçesi Kur’an ayetleri ışığında özetle anlatılmalı, Hz. Peygamber (sav) Efendimizin uygulamalarından bahsedilmelidir.







