
Semih Kaplanoğlu''nun "Yusuf Üçlemesi"nin son filmi "Bal"ın Berlin Film Festivali''nde Altın Ayı ile ödüllendirilmesine çok sevindim. Henüz "Bal"ı izleme şansı bulamadım ama üçlemenin diğer iki filmi "Yumurta" ve "Bal"daki derin anlatımın, imgesel zenginliğin ve metafizik kavrayışın doğru bir yere bağlandığından şüphe duymuyorum. Çok sağlam ve güçlü bir sinemayı arıyor Kaplanoğlu; artık bizim bile yabancılaştığımız bir "biz" diliyle anlatıyor hikâyelerini. Bu hem çok serinletici bir haber, hem de çok değerli bir çaba…
Bunu bu kadar iddialı söylememin birden çok sebebi var. Bunlardan öncelikli olanı; Semih Kaplanoğlu''nun izini sürdüğü sinemanın, medeniyet düşüncemizin bu dille hiç anlatılmamış, hatta neredeyse hiç el atılmamış, hiç dokunulmamış derinliklerinden hikmetli fısıltılar taşımaya azmetmiş oluşudur.
Metafiziğin sinemasal anlatım imkânlarını arayan, zorlayan bir sinemadır Kaplanoğlu sineması. Bu anlamda yeni bir şeydir. Ama bir anlamda da çok eskidir. Aslında bizde bizden içerû iken bilinmez olanı, yani kadimken kaybolanı arama uğraşıdır diyebiliriz onun arayışına. Yenidir; çünkü sinemanın bu ülkedeki çalkantılı macerası, cümleleri mana âleminde aramaya hiç meydan vermemiştir. Eskidir; çünkü aslında elini daldırıp çıkardığı her şey esasen bizim ruh deryamızın gözlerden uzak kalan dingin sularındandır.
Bu ikilemi dikkatle bakmamız gerekiyor, buna şüphe yok. Kültürel varlığımız, karakterimiz, kimliğimiz bakımından bu durumu iyi incelemek gibi kaçınılmaz bir görevimiz var! Bu anlamda "Yusuf Üçlemesi" hayırlı kapılar açıyor bize. Semih Kaplanoğlu''nun filmleri ve kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplar arasında öz gündemimize almamız, düşünmemiz ve tartışmamız gereken daha başka şeyler de var. Mesela o sorulardan birine verdiği şu cevapta son devrin "eser"lerinde eksik olan şeyi nerede aramamız, bir türlü kuramadığımız dengeyi nereden başlayarak kurmamız gerektiğine dair ipuçları bulabiliriz: "Dengeyi kurarken temel aldığım şey tamamen metafizik bir durum. Benim öğrendiğim ve anladığım şey şu: Biz bu hayatın içinde şu anda buradayız, bu gerçek bir şey; ama burada başka bir âlem daha var. Biz bir âlem içindeyiz ve bu sadece bizim ve bizim görüşümüzle, insan olmamızla sınırlı bir durum değil. Birçok şey bir arada şu anda burada var ve aslında her şeyin bir arada olduğu durumu çevirmek derdindeyim, onu aktarmak, aksettirmek meselesindeyim. O yüzden de aslında o ânın içine bir ân daha açmak, bir ân daha açmak ve gördüğümüz ile görmediğimizi bir arada kurabilmek derdim."
Bu dengenin sinemanın popüler dili, anlatımı ve hızıyla istense bile kurulamayacağı aşikâr… Sınırları fizik dünyanın sınırlarıyla sınırlanmış bir idrakin metafizik olana, manevi olana, kalbî olana, kadim olana dair bir sözü elbette olamaz. Sinemayı bir eğlencelik olarak gören, izleyeceği filmi "sıkıcılık" gibi bir kriter üzerinden seçen insanlarımızın canlarını neyin sıktığını artık düşünmeleri gerek. "Dünya bir eğlence yeridir, geldik gidiyoruz" diyorlarsa, kendi bilecekleri iş! Ama yeryüzünde bir hakikati idrak için nefes alıp vermekte olduklarının şuurunda iseler, o zaman o idrakin diline yabancılıktan da kurtulmalıdırlar. Belki utançla bile olsa bu Altın Ayı bizi bu derin ve gamsız uykudan uyandırabilir.
"Yusuf Üçlemesi" uyanmak isteyenler için iyi bir fırsat!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.