Yazarlar Ah Feramuz vah Feramuz

Ah Feramuz vah Feramuz!

Hüseyin Durukan
Hüseyin Durukan Gazete Yazarı

Bazı babalar çocuklarının en zayıfı üzerinde daha çok titrer. En zayıfı, yani yardıma, ilgiye en çok muhtaç olanı. Diğerlerine bunu belli etmemeye çalışır. Belki kıskanırlar diye, kimbilir! Ama öbürleri bunun için için farkındadır. Kabullenmeye başlarlar. Baba, güçlüler nasıl olsa kendi ayakları üzerinde durur, asıl bunun üzerinde durulmalı diye düşünür. Gel de bunu diğerlerine izah et! Ta ki kendi kendilerine anlayana kadar!

Nedense, ikindi vaktinin bende öteden beri böyle bir karşılığı vardır. Beş çocuktan okşanmaya en çok muhtaç olanı, en narini. Üzmeye gelmez. İlgisizliğe hiç gelmez. Bilmiyorum buna sebep, belki de Peygamberimizin orta namazına dikkat çekmesidir. Bu dikkat ikindiye özel bir anlam yüklemiyor mu?

İkindiyi hep üzeriz. Namazı vaktin sonuna bırakır sadece farzını kılarız. Bir de onu kerahet vaktine bırakanlar yok mu, onları herhalde kolay kolay affetmez.

Şu mübarek ramazanda ikindiyi üzmeyelim. Kırılır. Öylesine naiftir. İftara en yakın vakittir. İkindiyi üzmek, oruçluyu üzmek gibidir. Onu memnun etmeye bakmalı. Bir kere bıraktık mı, zamanın su gibi geçtiğinin farkında bile olmayız.

Kocaman bir gecenin ardından sabah, adeta bir ağabey konumundadır. Herkesi kaldırır işine yollar. Öğle, çalıştığınız yeter biraz dinlenin artık, der. Yatsı onları gecenin uzun saatlerinde dinlenmeye davet eder. Akşam biraz da geceye yakın olduğundan yatsının şefkat kolları arasındadır.

Ya ikindi! Günün bitiminde adeta asılı durmaktadır. Battı batacak olan güneşin "Dikkat edin haa!" uyarısı onun içindir. Dikkat edin ve bir daha dönmem!

İkindinin garib bir duruşu vardır nedense. Bunu hep hissederiz. Diğerlerinden bu yönüyle ayrılır. Ağlamaktan gözleri kızaran Yakub gibi. Kardeşleri tarafından kuyuya atılan Bünyamin gibi. Efendimizin yâr-ı garı Ebubekir gibi. İsmi Kudüs''le özdeş Selahaddin Eyyubi gibi. Şairlerden Seyyid Nesîmî, Fuzûlî gibi. Yüreğini Balkan topraklarında bırakıp Bursa''ya gelen Murad Hüdavendigâr gibi. Günlerden cuma, aylardan ramazan mı desem! Kelimelerden hüzün, tamlamalardan külbe-i ahzan mı demeli! Şehirlerden Buhara, Semerkant; ülkelerden Endülüs, Türkistan mı!

Önceki yıl gencecik yaşında, camide bir vakit namazını kıldıktan sonra mübarek mabedde ruhunu teslim eden Nedim Ali, Andırın''da canını dişine takarak çıkardığı derginin adını "İkindi Yazıları" koyarken bütün bunları düşünmüş müydü, bilmiyorum. Fakat dergiye bu anlamların yüklendiğini biliyorum. Bizde ikindi ile özdeş isimlerden biri de merhum Nedim Ali olsa gerektir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.