Kutlu Doğum

00:005/04/2007, Perşembe
G: 28/08/2019, Çarşamba
Hüseyin Hatemi

Zaman o Gül gibi gül görmemiş zamân olalı! Ben Merhum Yahya Kemal Bey''in bu mısra''ının Yüce Sevgili''ye ilişkin bir ilham olduğunu ümîd ediyorum.Fuzulî açık söyledi: -Sûya versin bâğban gülzarı, zahmet çekmesin/Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâra su!İblis''in kıskançlığı; bu gerçeği idrâk ettiği için başladı. Adem''de Varis-i Adem''in, Hâtem''in sırrını gördü. Kıskançlığını kine dönüştürdü. Bu çağda da bütün gayreti; Şeytan Âyetleri ile, karikatür krizleri ile, bu güzelliği insanlığın

Zaman o Gül gibi gül görmemiş zamân olalı! Ben Merhum Yahya Kemal Bey''in bu mısra''ının Yüce Sevgili''ye ilişkin bir ilham olduğunu ümîd ediyorum.

Fuzulî açık söyledi: -Sûya versin bâğban gülzarı, zahmet çekmesin/Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâra su!

İblis''in kıskançlığı; bu gerçeği idrâk ettiği için başladı. Adem''de Varis-i Adem''in, Hâtem''in sırrını gördü. Kıskançlığını kine dönüştürdü. Bu çağda da bütün gayreti; Şeytan Âyetleri ile, karikatür krizleri ile, bu güzelliği insanlığın gözünden gizlemek, Nûr-i Muhammedî''nin değil kendi kîninin zulmetinin İyi''nin, Doğru''nun, Güzel''in mazharı olduğunu insanlığa dayatmaktır.

Kutlu Doğum''un tarihi konusunda çeşitli görüşler vardır. Benim kanaatimce; güneş takvimi ile 24 Mayıs gecesi; milâdî takvime göre de (569) yılındadır. Âdem''in Varisi; Âdem''in tebliğe başladığı Kutlu Mekke vâdisinde, insanlık için ilk kurulan insanlık evi olan Beyt-ul-Atıyk''in, Kâ''be''nin yakınında doğmuştur. Geçenlerde bir zat, yakında bu noktada da “muazzam” bir otelin yükseleceğini söyledi. Bunda da bir hikmet vardır, yoksa Âlemler''in Rabbi bu tasarrufa müsaade etmez, bir “müdahale” devreye girerdi. Nitekim Kerbelâ''da doğrudan doğruya Binaullah, Beyt''in ehli; zahirde “hedm” edildi, ne var ki hedm edildiği zannedilen sadece mübarek “sadef” idi. Bunda dahî muvaffak olunamadı. Mübarek “Nefs-i Mutmainne” ise, Allah''dan razı ve Allah ondan razı olarak, Rabbi ile ahdini yerine getirmiş olmanın vecdi içinde, Rabbine döndü.

İblis''in; “Rahmeten lil Âlemîn”den insanlığı yoksun bırakmak için başvurduğu çeşitli hîle ve tertiplerin bir kısmı; insanı “ateizm”e sevketmeye yöneliktir. Bunda başarıya ulaşırsa, bazı “ateistler”in içinde kalan “iyi, güzel, doğru” özlemini de ortadan kaldırmaya ve boşluğu “İblis''e özlem” (satanizm) ile doldurmaya çalışır.

Allah''dan ve “iyi, güzel, doğru” özleminden vazgeçmeyecek kadar bilinçli olanlarla karşılaşınca da derhal yöntem değiştirir ve bu kimselerin sevdikleri İlahî Nûr Mazharları''nın, önceki Rasuller''in “imaj”larını saptırmaya uğraşır. Bu Rasuller''in herbirinin aynı Nûr odağından nûr aldıkları gerçeğini örtmek, gizlemek için her türlü “kültür ve uygarlık” kuramına başvurur.

Rahmeten lil Âlemîn''in kutlu doğumundan sonra da önceki Rasuller''in ümmetlerinin “Ahmed”i tanımalarını engellemek için yine olanca gayretiyle nice ilâhiyatçı, tarihçi, edebiyatçı, sanatkâr vs.yi görevlendirir.

Yüce Sevgili''ye bağlananlar, ona ümmet olanları da saptırmak için en üstün “çaba”sını gösterir. İblis''in bütün tertipleri, eksiksiz olarak, müslüman toplumlarına, İslâm ümmetine yönelir. Bu tertiplerden birisi de Mişkât ile Misbah''ı, Ahmed ile Ali''yi biribirinden ayırma girişimidir. Bir diğeri; boy ve soyları biribirine düşman kılma, “Kürde Kürd peygamber, Türk''e Türk peygamber gerek, Arap peygamberin sizlerle ne ilgisi var?” fitnesini ortaya atarak ümmeti bölme ve biribirine düşürme girişimidir. En çok –geçici– başarı sağlayan yöntemi de, yeterli bilinç ve sevgi seviyesine ulaşamayanlara çok yanlış ve gerçekle ilgisi olmayan bir Kur''an ve Kur''an-i Nâtık tasavvuru (imajı) imal edip sürmesidir.

Bu yılın kutlu doğum törenlerini “adet yerini bulsun” diye geçiştirmeyip “Rahmeten lil Âlemîn” (Kur''an-i Nâtık) ve Zikrun lil-Âlemîn (insanlık kitabı Kur''an-i Kerim) “imaj”ını (tasavvurunu) insanlığa ve insanımıza doğru iletme niyeti ile yapılan “salih amel”e dönüştürelim mi?

İnsanlığın ve insanımızın buna ihtiyacı var. Bu ihtiyacı –kendim için de– sezer sezmez ve bu sütunda îma eder etmez derhal iki tür yanıt, yankı ve tepki alıyorum: –Gericilikten vazgeçmediğin için “belânı bulacaksın”, ikincisi: –Ben uçurumun kenarındayım, İslâm''a sarılmak istiyorum, bana “İslâm seni kurtarmak için değil, bir tekme ile uçuruma yuvarlamak içindir” diyorlar. Ne yapmalıyım? –Ey Güzel''i seven kardeşler, elbirliği ile, ne yapmalıyız?