Nasıl devrimci olunur

04:001/11/2022, вторник
G: 1/11/2022, вторник
İhsan Aktaş

Yeni Şafak·İhsan Aktaş - Nasıl devrimci olunurBir devrimi gerçekleştirenler, bazen gerçekleştirdikleri devrimin farkında olmazlar. Türkiye’nin dindarları, muhafazakârları, sağcıları yaptıkları işleri kıymetlendirme konusunda sorun yaşıyorlar. Türkiye’nin değer üreten siyaset yapan tarafları ürettikleri değeri anlamlı hale getiremezken, 70 yıldır değer üretemeyenler, sıfırın çarpanını yüz yapmayı başarıyorlar.Milleti zapturapt altına almaktan başka bir vizyon üretemeyen tek parti zihniyetine emperyalistlerin

Bir devrimi gerçekleştirenler, bazen gerçekleştirdikleri devrimin farkında olmazlar. Türkiye’nin dindarları, muhafazakârları, sağcıları yaptıkları işleri kıymetlendirme konusunda sorun yaşıyorlar. Türkiye’nin değer üreten siyaset yapan tarafları ürettikleri değeri anlamlı hale getiremezken, 70 yıldır değer üretemeyenler, sıfırın çarpanını yüz yapmayı başarıyorlar.

Milleti zapturapt altına almaktan başka bir vizyon üretemeyen tek parti zihniyetine emperyalistlerin çabaları eklenince ne demokrasi, ne sanayi üretimi, ne de kalkınma konusunda kayda değer bir çaba görülmemiş, var olan girişimler de engellenmiştir.

Kemal Tahir, Serbest Fırka’nın İzmir mitinginden sonra oğlu jandarma tarafından öldürülen bir babanın ağzından, dönemin ruhunu şu şekilde anlatır: Ölmüş oğlunu kürsüye taşıyan baba “bu çocuklardan bende daha çok var, yeter ki bizi bu CHP’nin mutemetlerinden kurtarın” der.

***

İnönü tek partisi, ülkeyi adeta bir karakola dönüştürmüştü. Anadolu illerinde jandarma denildiği zaman korkunç devler akla geliyordu. Hiçbir milletin tahammül edemeyeceği zulüm karşısında Anadolu insanı devletine isyan etmeden sabretmeyi başardı.

Derken, dindar, milliyetçi ve muhafazakârlar Türkiye siyasetinde etkin bir rol üstlendiler. Tek partinin hasar verdiği ne kadar alan varsa onarmaya başladılar. AK Parti dönemi başladığında, devlet yönetimine 60 ihtilali ile başlayan vesayet rejimi hakimdi. 28 Şubat darbe girişimi neticesinde, devlet darbeciler eliyle soyulmuş, (TÜSİAD, generaller, medya ve siyaset işbirliği ile) devlet yönetilemez hale gelmişti.

***

AK Parti iktidara geldiğinde, Türkiye’nin sorunlarını tek tek tespit ederek, adım adım bu sorunları çözmeye başladı. AK Parti’yi iktidara taşıyan muhafazakâr kesimin “din ve vicdan hürriyeti, başörtüsü, vesayet” gibi sorunları vardı. Hükümet ilk başta ekonominin canlandırılması, devletin yönetilebilir olması, hayat pahalılığı ile mücadele, demokrasinin güçlendirilmesi, ulaşım ve sağlık gibi hizmetlerin geliştirilmesine yöneldi. Bu alanlarda hizmetlerini genişlettikçe kamuoyu desteğini artırdı. Halkın desteğini alan AK Parti devletin kangren olmuş sorunlarını çözme gücünü kendinde buldu ve Recep Tayyip Erdoğan, bugüne kadar, dokunanı yakan tehlikeli konuları ele alarak çözüme kavuşturmayı başardı.

Devrimci nasıl olunur

I. Dünya Savaşı’nın galipleri bir dünya düzeni kurmuş ve bu düzeni hiçbir aykırılığa mahal vermeden zapturapt altında tutmayı başarmışlardı. Türkiye’ye vesayet eden güçler, ülkeyi kendi adlarına yönetseler de galiplerin çıkarlarına hizmet ediyorlardı. Bu düzenin askeri, kültürel, iktisadi ve siyasi elitler elinde yıkılmaz olduğuna iman etmişlerdi.

Recep Tayyip Erdoğan, büyük Türkiye hayali kurmuş, bütün adımlarını bu hayale göre kurgulamıştı. İktidarın ilk yıllarında, köhnemiş zihniyetin temrinleri vardı: “Bunlar iktidar oldu muktedir olamayacak, darbeciler bunları geldikleri yere geri gönderecekler”. Cumhuriyet mitingleri, cübbeli darbeciler, emekli generaller, ulusalcılar, her gün iktidar aleyhine ortalığı kasıp kavuruyordu.

-
Devrimci, önce ülkenin fiziki altyapısını güçlendirmeyi, gelişmiş ülke düzeyinde ele aldı.
-
Bir uçtan bir uca ulaşım ekosistemi kuruldu, limanlar ve havayolları ile bu atılım güçlendirildi.
-
Sağlık altyapısı, aynı şekilde, dünyanın gelişmiş ülkelerinden daha güçlü hale getirildi.
-
Eğitimde fiziki altyapı tamamlandı, okullaşma ve kız çocuklarının eğitime katılımı artırıldı, bugün daha sofistike alanların tartışılmasının altyapısı kurulmuş oldu.
-
Demokratikleşme konusunda Batılı devletlerin dediğini yapan Türkiye’nin yerini, kendi demokratikleşme vizyonunu ortaya koyan ve gerekli adımları atan Türkiye aldı.
-
Kürt meselesinde CHP zihniyetinin, dayatmacı, ötekileştirici, inkarcı politikalarının hilafına çözüm sürecini başlattı. Üniter devlet yapısının güçlenmesini ve bir devlet çatısı altında beraberce yaşamanın felsefesini oluşturdu.
-
Din ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldırdı ve başörtüsü sorununu çözerek bırakın rektörleri, tek parti zihniyetini başörtülülere selam duracak hale getirdi.
-
“Dokunanı yakan” askeri vesayete son vererek bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi Türk ordusunu tören ve darbe yapan ordudan, savaş yapan, şanına yakışır bir güce dönüştürdü.
-
Savunma sanayiini küresel vesayet ve çıkar çevrelerinin elinden kurtararak millileştirdi.
-
Suriye savaşında ABD ile karşı karşıya gelince NATO içerisinde ‘bağımsız değişken’ olma kararı verdi ve Türkiye’yi dış politikada kendi milli çıkarlarını önceleyen, çok yönlü, çok taraflı dış politika uygulayan bölgesel bir güç haline getirdi.
-
Bunun bir yansıması olarak, terör örgütlerini sınır dışında karşılama konsepti gereğince, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarını gerçekleştirdi. Devamında, üç terör örgütünü saf dışı etti. DEAŞ, FETÖ, PKK.
-
Akdeniz’e donanma indirdi. Libya’da, BM destekli hükümeti on devlete karşı savunarak istikrarı sağladı ve deniz yetki alanları anlaşması imzalayarak Yunan ittifakı planlarını bozmayı başardı.

Bugün de Türkiye Yüzyılı ilan edildi ve TOGG sahaya indi. Bir yazıya sığmayacak, hepsi de devrim niteliğinde icraatlar… Olmaz ya, bütün bunları bir solcu yapmış olsaydı, çağın devrimcisi addedilirdi. Oysaki bu, muhafazakâr devrimci Recep Tayyip Erdoğan’dır.

#Recep Tayyip Erdoğan
#AK Parti
#CHP
#İsmet İnönü
#Togg
#ABD
#NATO