Başlığı görür görmez hemen yüzünüzü ekşitmeyin. Andersen masalları arasından adı siyaset sahnesinde en çok geçmiş olanını temcit pilâvı gibi ısıtıp ısıtıp bir kez daha önünüze koymak niyetinde değilim. Aslına bakarsanız, bugün size ben de aynı pilâvı getiriyorum; ama ısıtmadan. Temcit pilâvını bu sefer soğuk yemeyi deneyin. Bakalım tadı nasıl?
İmparator sahtekâr terzilere yeni elbisesini diktirdi ve ahalinin önünde azâmetle arz-ı endam ediyor. Fakat, dikkat! İmparator çıplak değil. Sahtekâr terziler ona bir şey, başka bir kelime bulamadığımız için elbise demek zorunda kaldığımız bir şey dikmiş. Aman, ne elbise! Bu kıyafetin meydana getirilişinde büyük miktarda eski püskü ve hatta lekeli kumaş parçaları kullanıldığı açıkça sırıtıyor. Bir miktar da atölye artığı yeni kumaşlardan yararlanılmış. Elbisenin bir modele uyarak dikildiğini öne sürmek için bin şahit gerek. Dikiş derseniz evlere şenlik. Bazı yerler teyellendiği gibi kalmış, bu yüzden de daha giyinirken söküldüğü anlaşılıyor. Sağlamca dikişli yerlerin çizgisi de eğri büğrü. Giyside hiç bir kısım yok ki gereksiz şişkinlikler, gereksiz göçüklerle kaplanmış olmasın.
Hepimizin bildiği geleneksel Andersen masalında olduğu gibi imparator çıplak olsaydı gerçeği haykırmak için bize gerekli olan samimiyetten, bir çocuk saflığından fazlası değildi. Geleneksel masal içinde kaldığımız sürece bize aptal denileceğinden korktuğumuz için gözle gördüğümüz şeyi inkâr etmiş, yalan söylemiştik. Halbuki imparatorun giyinik olduğu bu modern (bazılarına göre post-modern) masalda imparatorun sahte terzilerin eseri olan giysiyi sırtına geçirmekle kendini ne kadar rezil ettiğini ve o rezil oldukça bizim ne kadar acz içinde kaldığımızı söylemek göreviyle karşı karşıyayız. Görevimizi yerine getirmek için samimi ve saf olmamız kâfi değil. Bizleri samimiyeti elden bırakmaksızın safiyetimizi terketmek mecburiyeti bekliyor.
Yirmiyedi yıl devam eden tek parti dönemi hakkında konuşanların ister sol, isterse sağ siyaset güdüyor olsunlar, imparatorun halkın karşısına iç donuyla çıktığı gerçeğini dile getirmede yerden göğe kadar hakları vardı. Çünkü o zaman aldanış sadece akıllıların görebileceği bir kumaş üzerinden hükmünü yürütüyordu. Her kim dayatılmış yalana razı olmadıysa gerçekler katında bir zafer kazanmış oluyordu. Askeri müdahalelerle taçlandırılmış ve tek parti döneminin iki katı zamana yayılmış demokratik uygulama sonunda imparatorun yeni bir elbiseyle halkın karşısına çıktığı bir zamana ulaştık. Şimdi bize dayatılan yalan bu giysinin olabilecek giysiler içinde en mükemmeli olduğudur.
Yalanı farketmek artık marifet değil. Doğruyu söyler hale gelebilmek için imparatorun yeni elbisesi hakkında ehliyetle konuşabilmek gerekiyor. Sahtekâr terzilerden başlayarak kumaşın tedarikine dikiş sürecine etki eden bütün unsurları tanır hale gelmeliyiz. Samimi olacağız, başka çaremiz yok. Çünkü imparatorun yeni elbisesi hayatımıza silinmez damgasını başmış haldedir. Safiyetimizi terkedeceğiz, çünkü sahtekâr terzilerden birinin de kendimiz olduğunu itiraf etmezsek hiç bir şey anlaşılır gibi değil. İmparator çıplak kalmasın diye bugünkü rezil kıyafeti oluşturan kumaşlardan bazılarını da şuradan buradan bizler temin ettik. Dikiş sırasında bazılarımız iğneyle işe girişmekten geri durmadı. Geri kalanlarımız ise elbise bir an önce hazırlansın diye gönüllü erketecilik yaptı.
Başlıklar :

