Batılı kavramların iflası: 'Sağcı CHP,Solcu AK Parti' olabilir mi?

04:0011/11/2015, Çarşamba
G: 13/09/2019, Cuma
Kemal Öztürk

Sorunlarımızı çözemememizin önemli sebeplerinden biri, kullandığımız kavramların bize ait olmamasıdır. Bunu, 'Batılı kavramlarla, Doğulu sorunlar çözülmez' diye formüle edip, yazıyorum ara sıra. Bu konuda Prof. Hikmet Özdemir (Çankırı eski milletvekili) ile görüş alışverişi içindeyiz. Ben bu kavramsallaştırma konusunun daha fazla üzerine gidilmesinden yanayım. Hoca ilginç buluyor bu yaklaşımı ama temkinli.Tercüme bilimi seçmen davranışını açıklayamaz1 Kasım seçim sonuçlarını değerlendiren bir siyaset

Sorunlarımızı çözemememizin önemli sebeplerinden biri, kullandığımız kavramların bize ait olmamasıdır. Bunu, 'Batılı kavramlarla, Doğulu sorunlar çözülmez' diye formüle edip, yazıyorum ara sıra. Bu konuda Prof. Hikmet Özdemir (Çankırı eski milletvekili) ile görüş alışverişi içindeyiz. Ben bu kavramsallaştırma konusunun daha fazla üzerine gidilmesinden yanayım. Hoca ilginç buluyor bu yaklaşımı ama temkinli.

Tercüme bilimi seçmen davranışını açıklayamaz

1 Kasım seçim sonuçlarını değerlendiren bir siyaset bilimi profesörü şu cümleyi kurmuştu: “Bildiğimiz tüm seçmen davranışlarına aykırı bir tutum gösterdi millet". Tam olarak şunu demek istedi hoca aslında: 'Bizim tüm seçmen davranışı bilgilerimiz Anglo Sakson bilimine dayanır. Oradan öğrendiklerimizle, Türkiye'deki seçmen davranışları uyuşmuyor. Bir yerde hata var.' Acaba bizim Anglo Sakson olmamamızdan kaynaklanan bir hata olabilir mi!?

Sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi, antropoloji, iletişim, siyasal iletişim, davranış bilimleri gibi, sosyal bilimlerin neredeyse tamamı Anglo Sakson bilimlerin tercümesinden ibarettir. Bugün üniversitelerimizde okutulan bu bilim dallarının tüm kaynakları, ya Batı'dan tercümedir ya da Batı'da okumuş kişilerin yine Batı kaynaklarına dayandırılan telif eserleridir.

Bu nedenle toplumsal olayları, siyasi gelişmeleri, halkın değişimini, davranış şekillerini anlamakta zorlanıyor sosyal bilimciler. Zorlanırlar, çünkü kavramlar oturmuyor, yerli yerinde değiller. Eşitlik, milliyetçilik, laiklik, özgürlük, tarafsızlık, objektiflik gibi kavramlar, bize ait olmayan ve sorunlarımızın çözümünü engelleyen kavramladır mesela.

Erdoğan'ın oluşturduğu siyasi vakum

AK Parti, siyaset biliminin yıllardır kullandığı bazı Batılı kavramların içini boşalttı, anlamsızlaştı. Bugün Türkiye'de siyaset, bu kavramlar kullanılarak tarif edilemez artık. Tayyip Erdoğan, Türk siyasetinde öylesine bir vakum yarattı ki, siyasetin tüm denklemlerini bozdu, içine aldı. Bu nedenle siyaset, üretkenliğini, özgünlüğünü ve duruşunu kaybeden partilerle dolu bugün.

Muhalefetin tartışması gereken şey, liderlerin performansı değil, partilerinin siyaset felsefesidir. AK Parti, sadece kendisine değil, aynı zamanda muhalefetin de değişimine ve dönüşümüne etki ediyor. Geleneksel siyaset yolları ve kulvarları, oluşan bu vakum yüzünden bozuldu. Muhalefetin kendisine, millete ulaşacak yeni yollar açması gerekiyor. Tıkanmış durumdalar.

Vakum etkisiyle içi boşalan bir kaç kavramı söylersem meseleyi daha iyi anlatmış olacağım.

Sağ ve sol kavramları Fransızlardan kalmadır

Siyaseti tanımlamak için kullanılan kavramlara bakınız: Sağ siyaset, sol siyaset, merkez sağ, merkez sol, muhafazakar vs...

Bu kavramların hiçbiri bizim ürettiğimiz kavramlar değildir. Siyasette 'sağ ve sol' kavramı, Fransız devriminden sonra kurulan parlamentodaki oturma düzeninden kalmadır. Kralın haklarını ve statükoyu savunanlar sağda, değişim ve yeniliği savunanlar solda oturduğu için bu kavramlar kullanılmış ve siyasete yerleşmiştir.

Muhafazakarlık (Conservatizm) adı üstünde, mevcut durumu muhafaza eden, değişim istemeyen, tutucu siyaset demektir.

Şimdi AK Parti'yi bu kavramlarla açıklayın bakalım? Açıklayamazsınız. AK Parti, siyasetin sağında yer alır ama statükonun savunucusu değildir. AK Parti, muhafazakar olduğunu söyler ama değişimden yanadır. AK Parti, solcu değildir ama yenilikçi ve reformcu bir partidir. Tuhaf değil mi? Zaten AK Parti Avrupa'da muhafazakar, Hıristiyan demokrat partilerin birliğine değil, sol partilerin birliğine üyedir. Amerika'da muhafazakar ve sağcı olan Cumhuriyetçilerle değil, liberal ve sola yakın Demokratlarla iş birliği yapar.

Türkiye'de siyasetin kulvar tanımlamaları bu yüzden yeniden yapılmak zorunda. Örneğin 'merkez sağ siyaset' diye bir kavram artık kullanılamaz. AK Parti, siyasetin merkezini oluşturuyor ama sağ bir parti değildir. Buna yeni bir isim bulmak gerekir. Ayrıca millet, AK Parti'nin savunduğu felsefeyi (dine saygılı, demokrat, yenilikçi, yerli), siyasetin merkezi yapmıştır. Buna göre hiza alıp, merkezin çevresini yeniden tanımlayacağız.

Etnik milliyetçilik baraj altında kalabilir

Siyasette sağ ve sol kavramları da artık işlevsizdir. Mesela CHP, MHP, Saadet, Büyük Birlik, DSP gibi partiler aynı kulvarda yer alır, neredeyse aynı fikirleri savunur hale gelmiştir. Bu partiler ve diğerleri (toplam 13 parti), Cumhurbaşkanı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu'nu göstererek, ortak politika güttüklerini ilan etmiş oldular. O günlerde, 'AK Parti'nin adayına benzemeyen bir adayın kazanma şansı yoktur' benzeri bir ifade kullanan Kılıçdaroğlu, siyasetin merkezini ve gerçeğini de tarif etmiştir aslında.

Fransız Devrimi'nin dünyanın başına bela ettiği 'milliyetçilik' üzerine kurulu siyasi partilerin de Türkiye'de geleceği yoktur bence. Etnik kimliği yücelten MHP ve HDP'nin, bu politikalarla devam etmesi halinde, bir dahaki seçimde baraj altında kalacağını, oylarının büyük oranda AK Parti'ye kayacağını iddia edebilirim. Çünkü Batılı anlamdaki 'Milliyetçilik' kavaramının, Doğulu/Müslüman Türkiye toplumunda karşılığı yoktur.

Kendi siyasi kavramlarımızı üretmek Zorundayız

İlla Batılı kavramlarla bugünkü siyaseti tanımlamak gerekirse, CHP 'muhafazakar ve sağcı' bir parti, AK Parti 'solcu ve yenilikçi' bir parti demek gerekir ki, hepimiz güleriz bu duruma. Gördüğünüz gibi, Batılı kavramlar bırakın sorunlarımızı çözmeyi, durumumuzu tanımlayamıyor bile.

Bu nedenledir ki, siyaseti tanımlayan kavramları kendimiz üretmemiz gerekir. Bu ülkeye özgü, bu topluma özgü kavramlarla ancak sağlıklı düşünebilir ve sorunları çözebiliriz. Aynı durum başkanlık sistemi tartışmaları için de geçerli. İlla bir kalıba girmek zorunda değiliz, kendi sistemimizi üretebiliriz, öyle değil mi? Bunu da yarın tartışalım.
#Kılıçdaroğlu
#CHP
#AK Parti