
Serdar Turgut''un geçen hafta kaleme aldığı beş yazıya yönelik değerlendirmemizin son gününe geldik:
Turgut''un bu beş yazıdan birisine uygun gördüğü "Yaşamdaki büyük boşluk" başlığı sanırım tartışmanın ve meselenin en âlâsından özetidir. Türkiye toplumunun özellikle önemli bir kesiminin yaşamındaki "büyük boşluk" asıl olarak nedir? Bunun -Turgut''un sözleriyle- "Hayat hakkında, bireysel yaşamın nasıl olması gerektiği konusunda, ahlak meseleleri konusunda" karşı karşıya olduğumuz bir "boşluk" olduğunu söyleyebiliriz. Bir toplum bu konulara ve onun tabii ki bir sonucu olan "Nasıl bir toplum istiyoruz" sorusuna cevap vermeden (veya hiç değilse cevap vermeye çabalamadan) nereye kadar ilerleyebilir ki... Bu "moral/politik" ufuktan yoksun bir toplum "yetişkin" sıfatını nasıl hakedebilir ki...
Turgut''un yazılarında birkaç kez vurguladığı gibi, yaşamında söz konusu "büyük boşluk"u en fazla hissedenler (hissetmesi gerekenler) toplumda "Resmi Türkiye" olarak nitelenebilecek kesimde yer almaktadır. "Resmi Türkiye" herşeyden önce "moral" temelde olan bu konuları tartışmaya "entellektüel düzeyde katiyen hazır değil"dir. Peki ya "Öteki Türkiye"? Turgut, bu cenahı da şöyle değerlendiriyor: "Bu arada topluma hâkim kılınan söylemde ''dinci'' olarak nitelendirilen kesimde ise dün belirttiğim gibi müthiş bir öğrenme, bilgilenme ve sorgulama faaliyeti var. Dolayısıyla olası bir diyaloğun sonucu, tek taraflı belirlenecek bu durumda." Fakat sanmayın ki bu sınıflandırma ve değerlendirme her iki kesimin tamamına yönelik. "Burada önemli olan, nasıl ''laik'' diye anlatılan kesim homojen değilse, ''dinci'' olarak adlandırılan kesimin de homojen olmadığını kavrayabilmektir."
Bu sınıflama ve değerlendirmede esas olan, "dine atıfta bulunmadan yaşayanlar"ın entellektüel gayretlerinin hayat hakkındaki ilkelerini ve erdemlerini dine dayandıran kesimin gayretlerinden daha geri olmasıdır. Bu "gerilik-ilerilik" tabii ki Türkiye''nin (ve benzerlerinin) özel durumundan kaynaklanmaktadır. Söz konusu olan fukaralık "şablonlarla" idare etmeye çalışan özel bir duruma işaret etmektedir. Yoksa özen gösterilmiş, "düşünme" faaliyetinden uzak düşmemiş bir "laik moral"in yeterliliğine hayır diyen tabii ki yok! Siz eğer büyük bir hümanist kültür geleneğini üç beş "klişe"ye indirgemeye çalışır, insan hayatının anlamını üç beş "basmakalıp" söyleme sıkıştırmayı denerseniz, sunduğunuz "dünya"nın tabii ki tadı tuzu olmayacaktır...
Turgut son yazısında bu beş yazı boyunca aramakta olduğu kavramın "melezleşme" olduğunu söyledi. Turgut, Taha Akyol ile telefonda yaptığı birkaç uzun sohbetten ve Akyol''un kendisine yolladığı 3. Sosyoloji Kongresi açılış konuşmasını okuduktan sonra bu sonuca varmış: "İşte bu çok önemli. En azından ben aramakta olduğum kavramı bulmuş durumdayım şu an. Evet, hepimiz melezleşmek zorundayız. Özellikle Türkiye gibi bir toplumda bu kesin zorunlu. Artık kimse, hangi görüşten olursa olsun sadece kendi dediğinin doğru, başkalarınınkinin tamamen yanlış olduğunu düşünemeyecek. Çünkü gerçeklik buna izin vermiyor."
Turgut''un "melezleşme" kavramına bir "kurtarıcı" gibi sarılmasını yadırgadım. "Melezleşme" kavramının icadı asıl olarak Batı''da epeydir yaşanmakta olan "çok kültürlülük" kavramının bir türevi değil mi? Ve dolayısıyle, bu kavrama bel bağlayarak Türkiye gibi bir ülkenin karşı karşıya bulunduğu (ve Turgut''un pek güzel açıkladığı) herşeyden önce entellektüel tıkanıklık aşılabilir mi? Ben sanmıyorum. İsterseniz, bu konuya ilişkin birkaç söz etmeden önce, Turgut''un "melezleşme"ye ilişkin olarak Prof. Birsen Gökçe''den aktardığı birkaç satırı ben de aktarayım: "Artık ak-kara görünümünde olan geleneksel-modern ayrımı ortadan kalkıyor. Geleceğin sosyolojisi, klasik sosyolojinin ikili sınıflamalarına karşı çıkıyor. Saflığın yerini melezlik kavramı alıyor."
Bunlar tabii ki önemli düşünceler... Ama bana göre tek başına "melezleşme" kavramıyla (ya da daha doğrusu tek başına "sosyoloji" ile) "yaşamımızdaki büyük boşluğu" gidermemiz pek mümkün görünmüyor.
Demek ki Turgut''un yazılarını gözden geçirmeye yarın da devam edeceğiz...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.