Yazarlar Kötü para iyi parayı kovar

Kötü para iyi parayı kovar

Mehmet Akif Soysal
Mehmet Akif Soysal İnternet Yazarı

Gresham Yasası, İngiltere’de Kraliçe I. Elizabeth’in mali danışmanı Sir Thomas Gresham’ın (1519-1579) adıyla anılmaktadır.

Gresham yasasına göre, “kötü para, iyi parayı kovar”. Buna göre, göreli nominal değerleri aynı, fakat külçe değerleri farklı iki madeni paradan külçe değeri yüksek olan dolaşımdan çekilir.

Gresham Yasası’na ilişkin tipik örnek altın ve gümüş sikkelerin birlikte dolaşımda bulunması durumudur. Buna göre gümüş (kötü para), altını (iyi parayı) dolaşımdan çıkarmıştır.

Örneği daha basitleştirmek için; mesela iki altın sikkeyi düşünelim, biri 14 ayar diğeri 22 ayar olsun. Hane halkı her iki sikkeden düşük ayarlı olanı alışverişte kullanıp yüksek yani 22 ayar olanı kendinde tutmaya başlayacaktır. Bir müddet sonra tüm piyasada düşük ayarlı sikke kullanımda kalacaktır.

Geçmişten örnekleyelim;

-21 yüzyılda altın yerine basılmaya başlanılan banknot yani kağıt para altını saklanan değer haline getirmiştir. Değersiz olan kâğıt ise kullanımdadır. Sonraları ise kâğıt para ki, en azından bir borç senedidir; yerini hiçbir karşılığı olamayan banka kayıtlarına bırakmıştır. Banka kayıtları bu sefer banknotu yani nakdi kovmuştur.

Yatırımlar için de bu yasa geçerlidir;

-Sıcak para (kötü para), doğrudan yatırımları (iyi para) kovar şeklinde de ifade edilebilir. Ülkeye sıcak para girişi oldukça yerli para değer kazanır, değer kazandıkça ithal mallar cazip yerli üretim ise maliyetli yani cazip olmayan hale dönüşür. Bundan dolayı yerli üretim yapmak mantıklı olmaktan çıkar ithalat artar, yeni doğrudan yatırım gelmez hatta var olan fabrikalar da kapanır. Memlekette döviz bitinceye kadar “sahte” refah sürer. Bittiği an sıcak para çıkmak ister, kur katlanarak artar, refah ise olması gereken yere gelir bir de faizi de üstüne yük kalır.

Türkiye bu işi defalarca tecrübe etti. Yakın zaman evvel 1994 krizinde de sonrasındaki çalkantılı dönemlerde de şu sıcak para mevzusu hep memleketin ayarını bozmuştur. Dolayısıyla sıcak paranın sahte gücüne güvenip düzen kurmak abes ile iştigaldir.

Bu noktada kur rejimlerini irdelemek gerekir. Temelde üç tür kur rejimi bulunmaktadır. Ana hatlarıyla Sabit, Esnek ve Denetimli Esnek kur rejimi diye adlandırabileceğimiz bu sistemlerde cari açık veren ülkelerin bütünü için konuşacak olursak yerel para değer kaybederken bu kaybın nasıl olacağının sistemik ifadesidir (Bu arada paranızın rezerv para olmadığı varsayımı altında konuşuyoruz, yani gelişmekte olan ülke durumu).

Sabit kur rejimi; yerli para dış değerinin Merkez Bankası tarafından belirli bir kurla yabancı paralara karşı eşitlenmesidir. Sabit kur bir kez belirlendiğinde Merkez Bankası tarafından değiştirilinceye kadar aynı kalır. Siyasetin kullanımına uygundur, popülist politikalara uygundur. Ancak çoğu zaman bedeli ağır şekilde ödenen devalüasyonla biter. Güvensizlik temel sorun olarak ortada kalır. 2000-2001 Ecevit döneminde kullandık.

Esnek kur kur rejimi; piyasanın nakit akışı, arz ve talep dengesi içerisinde anlık olarak değişmesi üzerine kuruludur. Spekülasyona da manipülasyona da açıktır. Ancak uzun vadeli birikmiş dengesizlik bünyesinde barındırmaz.

Denetimli Serbest kur rejiminde, Merkez Bankası, döviz kurunu sabit değil, istikrarlı kılmak ister. Bu sistemde kurların sabit tutulması amaçlanmaz. Bazen müdahale edilse de genel itibariyle serbestlik arz eder.

Fikrimce, döviz kurunun ne seviyede olacağından ziyade kurun öngörülebilir satıhta seyretmesi kıymetlidir. Bu süreç enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştıracaktır. Bu nedenle iyi para olan doğrudan yatırımların artması için kötü para olan sıcak parayı teşvik edecek kısa vadeli işlerden uzak durmalıyız. Kötü paraya hazırlanan her zemin orta ve uzun vade de üretimimize ve ihracatımıza sekte vuracaktır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.