Kimin eseri kalbi kırık çocuklar?

00:0029/04/2007, الأحد
G: 28/08/2019, الأربعاء
Mehmet Gündem - Pazar

Önümde bir gazete duruyor ve oradan çocuklar bana bakıyorlar.Dikkatim gittikçe daha da yoğunlaşıyor renkli fotoğraflara. Çocuklar var rengârenk. Yüzlerindeki ifade ise tek. İçlerinde tanıdık iki kız Michal ve Miriam.Sarısın bu iki kız çocuğu kardeş.Yaşları 13 ve 8''i henüz gösterirken babaları canice öldürüldü Malatya''da.Babaları Tilman ve anneleri Susanna 10 yıldır Türkiye''de yaşıyorlardı.Susanna kocasının kaybettikten sonra kızlarını alıp Almanya''ya gitmedi, “ben artık Malatyalıyım” dedi.Acı

Önümde bir gazete duruyor ve oradan çocuklar bana bakıyorlar.

Dikkatim gittikçe daha da yoğunlaşıyor renkli fotoğraflara. Çocuklar var rengârenk. Yüzlerindeki ifade ise tek. İçlerinde tanıdık iki kız Michal ve Miriam.

Sarısın bu iki kız çocuğu kardeş.Yaşları 13 ve 8''i henüz gösterirken babaları canice öldürüldü Malatya''da.

Babaları Tilman ve anneleri Susanna 10 yıldır Türkiye''de yaşıyorlardı.

Susanna kocasının kaybettikten sonra kızlarını alıp Almanya''ya gitmedi, “ben artık Malatyalıyım” dedi.

Acı hiç yakışmıyor çocuklara. Erken solmuş çiçek gibi içime dokunuyor boynu bükük halleri.

Babalarının ölümünden sonra ilk kez okullarına gideceklerdi Michal ve Miriam. O gün 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramıydı. Bu masum iki Alman çocuğunu bizim Malatyalı çocuklar sevgiyle bağırlarına bastılar, acılarını acıları gibi hissettiler.

Sonra hep birlikte ve aynı heyecanla “Bir dünya bırakın” adlı o meşhur şarkıya eşlik ettiler. Babası katledilen çocuklar o gün biraz olsun unuttular babasızlığın acısını.

Çocuk kalbi, çocuk saflığı acılara merhemdir, yaralara ilaçtır. Fakat ne büyük bir hüsran ki, sarışın iki kızın yüzlerinde beliren, gözlerine yerleşen, çocukluklarını ellerinden alan “büyük mutsuzluk” biz büyüklerin,”küçük hesaplarının” eseridir.

Bu, insanlığın kırılma anlarından biridir.

Çocuklarını mutsuz eden toplumlar mutsuz olmaya mahkûmdur.

Benim kitleleri, çocukları, büyükleri kurtaracak bir formülüm var o da; Çocuk kalbi paradigmasıdır.

Merkezinde “çocuk kalbinin” atmadığı paradigmalar pragmatiktir, sevgisizdir, dayatmacıdır ve geçicidir.

Sistemler, medeniyetler çocuklara sorarak test etmeliler kendilerini.

Çocukların gözlerinde sönen ışıklara, onların kalbine düşün korkulara, dillerini işgal eden kelimelere, küçücük bedenleriyle sıkışmış köhne mekanlara, çıplak ayaklarına, yırtık pantolonlarına… bakarak ne yaptıklarını ve neyi başardıklarını sormalılar.

Biz büyüklerin eseridir sistemler, medeniyetler, öğretiler. Ağlayan ya da gülen çocuklar da öyle.

Çocuklar insan bedeninin eseri değildir sadece. Onlar aynı zamanda biz büyüklerin eseridir. Her çocuk “çok şey olmaya aday” olarak gelir dünyamıza. Arzularına yenilmiş biz büyüklerin acımasızlığının şekillendirdiği ortamlarda çocukların alternatifleri gittikçe azalır, onlar büyüdükçe alternatifleri yaprak dökümünü yaşarlar ve gittikçe bize benzerler. Bencilleşirler, sevgisizleşirler, kalpsizleşirler…

Kirlettiğimiz dünyaya değmeden büyüyen her çocuk insanlık için kurtuluş burcudur ufukta duran.

Çocuklar annelik ve babalık olgularının arasına sıkıştırılmış birer ara eleman da değildir.

Her çocuk ayrı bir dünyadır ve her çocuk dünyası birbiriyle iç içedir, onlarda sınır yoktur, benzerlikler çoktur. Çocukların ruh ve beden dili aynıdır, sevgidir, masumiyettir, kalp dilidir.

Çocuklar büyüyorlar ve cumhurbaşkanı oluyorlar. Orada kimi gülüyor kimi somurtuyor. Çocukluğunun saklanması, üstünün örtülmesi ve çocukluğuna küsmesi, kalbinin kırılmasıyla ilgilidir bu durum da.

Herkes için olduğu gibi çocuk içinde “sevgi açlığı” büyük bir yıkımdır.

Kalbi kırık çocuklar daha şimdiden hiçbir şey olmaya adaydırlar. Bütün “sevgisiz çocukluk çağları”, “sorunlu büyüklük devirleri” demektir.

Kalp kıran medeniyet sorunludur, çocuk kalbi kıran medeniyet ise çaresizdir, ölümün pençesindedir.

Hayata kalple başlayıp, hayatı kalpsiz sürdürmek ve bitirmek fıtratın bozulmasıdır. Büyük bir düşünürden dinlediğim şu cümle kalp ile kalpsizlik arasında gidip gelen insanlığın serüvenini çözümleme imkanı verdi bana:

“Allah herkese bir istidat verir, o istidada da bir kemalat noktası takdir eder. İstidadının kemal noktasına ulaşamayanlar ihtilaf çıkarırlar.”

Kendini bilmeyen, kendini oldurmaya çalışmayan, kendi arşına yürümeyenler evinde, mahallesinde, şehrinde, ülkesinde, dünyada sorun olmaya ve sorun çıkarmaya adaydırlar. Sorun çıkaranlar da sadece ve sadece sorunlu insanlardır. Ruhu ham, fikirleri çarpık, yüzleri solmuş, kalpleri bozulmuş insanlar…

Onlar kimi zaman devlet gücüyle, kimi zaman çarpık gelenekleriyle, kimi zaman ideolojileriyle, büyük cüsseleriyle esir alırlar çocukları, işgal ederler onların geleceklerini.

Çocuklar yaşamalı, kalpleri kırılmadan coşkuyla atmalı, çocukların fıtratında bol miktarda hazır bulunan sevme, acıma, anlaşabilme, küskünlüğü ve dargınlığı hemen unutma gibi kalbi yetenekleri barış içinde bir dünyanın mayası olarak görülmelidir.

“Çocuk kalbi paradigması” dedim ya…

Onu Malatya''da, Susanna''nın küçük kızı Miriam bizim çocukların içindeyken gördüm.

Çocuk merhemdir, gözyaşıdır, tebessümdür, ilaçtır, sevgidir, masumiyettir, samimiyettir, temizliktir, barış mayasıdır, gelecektir, umuttur, fırsattır.

Çocuklar;

Büyükleri ağlatmayı başardıklarında…

Büyüklerin inatçı ve kötü düşünceleri, anlamsız amaçları siyah, beyaz, sarışın, kumral, Anadolulu, Afrikalı, Alman, Avustralyalı, Rus, Amerikalı, İngiliz, Hintli, Çinli çocukların, çocuk kalpleriyle temizlendiğinde…

Onları çocukluğa davet ettiklerinde…

Sevmeyi, sevilmeyi öğrettiklerinde…

Büyüklerin kalbi atmaya başlayacak ve “barış içinde bir dünya bırakacağız” biz çocuklara.

İşte o insanlığın en büyük eserlerinden biri “çocuk kalbine tutunarak kurulmuş” kalp kırmayan sevgi ve merhamet medeniyetleri kurulacak, Anadolu''da, Afrika''da, Asya''da, Avrupa''da, Amerika''da…

Savaşlar ve öldürmeler; büyürken sevgisini ve kalbini yitirmişlerin eseridir.

Şimdi onlar bir kere daha sormalılar kendilerine; Çocuk nedir, ne işe yarar? Babalık, annelik nedir ne işe yarar? Güç, devlet nedir, ne işe yarar? Kalp nedir ne işe yarar? İnsan nedir ne işe yarar? Eser nedir ne işe yarar? Dünya nedir ne işe yarar?

Kimin eseri kalbi kırık çocuklar?

Çocukluk da bize verilmiş bir istidattır. O istidadın da bizim emeğimizle ulaşması gereken bir kemal noktası vardır. Şimdiki ihmallerimiz gelecekte insanlığın inhirafı olacaktır.

Yüzünde tebessümüyle her çocuk, insanlığın mutluluğu için yaşayan bir fırsattır.

“Çocuk kalbi paradigması” dedim ya, Miriam''ı, Michel''i kuşatan o kalplerin sıcaklığı kalbimdeki demir gibi soğukluğu yendi…

Dünyanın pek çok yerinde kalpleriyle birbirine kenetlenmiş halde bir “gelecek yürüyüşüne” çıkmış çocukların kalplerinden gelen sesi duyuyorum.

İnsan büyüklükten kurtulmalı, büyüklüğün oluşturduğu küçücük arzulara yenik düşmemeli, çocuklar gibi büyük düşünmeli, büyük yaşamalı, sınırları yok etmeli.

Yarınlar daha güzel olacak çocukların kurduğu kalp kardeşliğiyle….