Kuş sesleri

00:0024/02/1999, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Mustafa Kutlu

Evimden çıkıp da, Kanal 7''nin Reşitpaşa''daki merkezine varıncaya kadar uzun bir yolculuk yapıyorum. Oturduğum semt yüksek apartmanlar ile kaplı. Caddeleri otomobiller işgal etmiş durumda. Otobüs durağına gelinceye kadar kendime mukayyet olmaya çabalıyorum. Maazallah dikkatiniz dağılıverirse oracıkta başınıza bir iş gelir. Hadi ben bir yayayım. Yağmurun, karın altındayım. Gelip geçen vasıtalar üzerime çamurlu su sıçratıyorlar. Bin bir güçlük ile otobüs durağına vardığımda ayrı bir cephe savaşına

Evimden çıkıp da, Kanal 7''nin Reşitpaşa''daki merkezine varıncaya kadar uzun bir yolculuk yapıyorum. Oturduğum semt yüksek apartmanlar ile kaplı. Caddeleri otomobiller işgal etmiş durumda. Otobüs durağına gelinceye kadar kendime mukayyet olmaya çabalıyorum. Maazallah dikkatiniz dağılıverirse oracıkta başınıza bir iş gelir. Hadi ben bir yayayım. Yağmurun, karın altındayım. Gelip geçen vasıtalar üzerime çamurlu su sıçratıyorlar. Bin bir güçlük ile otobüs durağına vardığımda ayrı bir cephe savaşına daha gireceğim. Denk gelirse eğer bir Mecidiyeköy otobüsüne ite-kaka bineceğim.

Ya otomobilleri içinde, güya güvenlikte olanlar. Onların sıkıntısı belki de benden ziyade. Adım adım giden yolculukta vites değiştirmekten, sağa sola dokunmamak için azami itina göstermekten, bir kolu dışarıda direksiyon sallayan magandaların küfrünü işitmekten yorgun düşüyorlar. Hele ufacık bir kaza olmayagörsün, levyeyi kapan, beyzbol sopasına benzeyen odunları kapan iniyor arabadan.

Bu hengamenin içinden çıkmaya çabalayan birine kuş seslerinden bahsetmeye kalkın da görün. "Git be kardeşim, manyak mısın nesin" diye başlayan diskur sesinizi anında keser.

Kesilmiş sesimle Reşitpaşa''ya varıyorum.

Bilmeyenler için söyleyeyim, Reşitpaşa, Boğaz sırtlarında Boyacıköy''ün üstlerinde bir semt. Issız denilecek kertede sakin. Eski köşk bahçelerine kondurulmuş villalar ile kaplı. Tabii çok katlı olmayan mütevazı evleri de var. O eski köşk bahçelerinin, kıyısından köşesinden artmış, budanmamış ağaçlar, çalılar, böğütlenler ile kaplı noktaları da var. İstanbul''un yedi tepesinden kovulan kuşlar, şimdilik bu çalılıklarda barınıyor. Ve ben oralardan geçerken kuş sesleri ile kaplanıyorum.

Bir kuş cıvıltısı bize neyi anlatır? Herhalde topraktan geldiğimizi.

Ağaçtan, yapraktan, tohumdan, çiçekten, meyveden, sudan, dağdan, denizden, buluttan, hayvandan, yağmurdan, böcekten, kırdan, bayırdan, Âdem atamızdan geldiğimizi. Nerede durduğumuzu sarsılarak hatırlarız. Hatırlarız ki, biz, yani insanoğlu çeliğin, plastiğin, poşetin, motorun, betonun, antenin, ekranın, asfaltın çocuğu değiliz. Bir kuşun bir kuşa seslenişinde, patlayan tomurcuğun güneşe gülümseyişinde, yağmurun toprağa değişinde varolan sırrın şahidiyiz.

Geçen gün bir gazetede okudum. Bir müzik evi, dağların uğultusunu, rüzgârın sesini, kuşların cıvıltısını, eşini arayan bir ceylanın meleyişini ve benzeri sesleri CD haline getirmiş. Uygun görüntüler eşliğinde paketleyip satışa sunmuş.

Bizi de paketleyip bir odaya tıktılar. Demek bundan böyle, o plastik odanın içinde rüzgârın uğultusunu, kuşların cıvıltısını banttan dinleyeceğiz.

Eh, ne diyebilirim. Adam tedbirini alıyor. Zaman gelecek dünyamızın üzerinde ne akacak (ve şırıltı sesi çıkaracak) su, ne esecek rüzgâr, ne ötecek kuş kalacak. Torunlarımız CD''den duydukları kuş sesinin ne olduğunu anlamak iuçin arşivlere koşacaklar.

Ey Reşitpaşa''nın kuşları, siz sağolun ve dünya durdukça durun emi...