Sapla saman mı dediniz?

00:0030/03/2008, Pazar
G: 2/09/2019, Pazartesi
Nazmiye Yılmaz - Pazar

Sapla saman kesinlikle bilerek ve isteyerek karıştırılıyor.Elmalarla armutlar hince toplanıyor.Tamam, ikisi de iddianame.Tamam, ikisi de savcı.Ama hepsi o kadar.Bir tarafta ahtapotvâri, eli kolu devletin içine kadar uzanmış neredeyse tanklı tüfekli, dehşetengiz bir çetenin soruşturması var,diğer tarafta tek gücü sandık olan siyasi bir partiye açılmış kapatma davası...Bu iki davayı önce iki eşit hukuki süreç gibi göstermek,sonra tehlikeli bir soruşturmayı kıytırık sebeplerle kasıtlı olarak açılmış

Sapla saman kesinlikle bilerek ve isteyerek karıştırılıyor.

Elmalarla armutlar hince toplanıyor.

Tamam, ikisi de iddianame.

Tamam, ikisi de savcı.

Ama hepsi o kadar.

Bir tarafta ahtapotvâri, eli kolu devletin içine kadar uzanmış neredeyse tanklı tüfekli, dehşetengiz bir çetenin soruşturması var,

diğer tarafta tek gücü sandık olan siyasi bir partiye açılmış kapatma davası...

Bu iki davayı önce iki eşit hukuki süreç gibi göstermek,

sonra tehlikeli bir soruşturmayı kıytırık sebeplerle kasıtlı olarak açılmış kapatma davasına eş tutmak,

yetmedi onu ustalıkla ufaltmak en hafif tabiriyle cinliğin daniskası, kurnazlığın dik alasıdır.

Çıplak kralı, kostümlü gösterme çabasıdır.

En tüyden izahla bir iç rahatlatma seansı, bir adet at gözlüğü edinerek konforu sürdürme sevdasıdır.

Ayrıca ayıptır.

Ne yani!

Bal gibi bilinen gerçekleri, ''Ali topu tut'' mantığı ile yeniden mi anlatalım?

Peki, üşenmeyelim tekrarlayalım.

Birinin önünde sadece sandık var.

Diğerinin önünde silahlı eylemler, cinayetler, tehlikeli krokiler, hain planlarla dolu koca bir ajanda!

Ajandada ''tamamdır'' kaşesi yiyenler ile henüz uygulama tarihi gelmediği için sırasını bekleyen vahşet senaryoları bir de...

Dahası da var.

Ajanda sahiplerinin semirdikçe semirmiş ''korku ekip güç biçme'' yetenekleri var.

Önlenemez darbe hevesleri ve pek tabi girişimleri var.

Demokrasiye hançer, AB''ye duvar, hukuka kelepçe özlemleri var.

Hadi sizin dediğiniz gibi olsun!

Bir abi ''yakışıksız bir şekilde gözaltına alındı'' diye mızıkçılık yapalım.

Hatırınız için abinizin, kapatma davasından beş hafta önce, 7 Şubat''ta anlattığı; “ Her şey elden gidiyor. Tuhaf bir durum var. Bakalım ne olacak? Şimdi yalnız iki tane şey var. Eğer kapatma davası açılırsa, bir de üstüne ekonomik kriz gelirse, Türkiye biraz karışırsa belki bir umut doğabilir yani. Çünkü normal yollardan bunlar mümkün değil yani.” sözlerini unutalım.

Gerekçenizi sorgulamayıp sizinle birlikte Ergenekon''a ''pamuk helva'' muamelesi çekelim.

Ak Parti''yle aynı karede görünmemek için deve kuşu misali kafamızı kuma gömelim.

Peki tüm olup bitenleri yok sayabilecek miyiz?

Ümraniye''deki devlet malı bombaları,

Malatya katliamını,

Hrant Dink''i,

Danıştay tetikçisinin foto albümünü,

Veli Küçük''ün çevirdiği büyük işlerini,

Cumhuriyet Gazetesi''ne atılan bombanın etrafa saçtığı suskunluk halesini,

şu Yargıtay krokisini mesela…

Hepsini… tüm duyduklarımızı, bildiklerimizi hafızamızdan silebilecek miyiz?

Veya…

Deniz Baykal''a eşlik edip kırk kez ''yok böyle bir şey!'' desek bu darbe meraklısı eli kanlı ahtapot, masum bir organizmaya dönüşür mü?

Eee ne diyorsunuz?

Yok mu bir şey hakikaten, paranoyadan mı ibaret her şey?

Durduğunuz nokta sahiden bu mudur?

Sadece pes diyorum!

Ben söyleyeyim.

Üstelik hiç komplekse kapılmadan, hiç gocunmadan…

Ergenekon soruşturması ile kapatma davası arasına kocaman kırmızı bir çizgi çekiyorum.

Halkın oyuyla sandıktan çıkan iktidara vurulan hukuk darbesi ile Ergenekon operasyonunu ayrı kefelere koyuyorum.

Bu işi sulandıran komik gerekçelerin tümünü reddediyorum.

Aklım da vicdanım da bana tereddütsüz demokrasiyi seçtiriyor.

Bu kadar basit ve net!

Ayrıca bu yazının artık burada bitmesi gerek!

Hani o reklamdaki gibi…

Daha yapacak çoook iş var!

Önce lime lime edilip bile isteye karıştırılan sapla saman birbirinden ayrılacak.

Sonra elmalarla armutlar ayrı ayrı toplanacak.