
Kurgu /Ürcûfe ile örneğin çok başlı ejderha yapmak gibi doğada olmayan şeylerin uydurulmasını, dolayısıyla doğa yasalarını umursanmayıp gerçekdışı bir düzeyde hareket edilmesini; İdeal / Bedia’dan da doğayı taklit etmeyi aşıp onu kendi görüş ve zevkine göre yeniden güzelleştirmek suretiyle gerçekliğe daha uygun hale getirmenin ötesinde güzelleştirme anlamında ondakinden daha mükemmel olanı yapmayı kastetmiştir.
Böylece Filibeli Ahmed Hilmi’ye göre hayal/muhayyile, ruhun tali bir yetisi değil; bilakis bilgiyi, sanatı, bilimi, hedef fikrini ve insanın varoluş ufkunu kuran temel bir güçtür ve bu hayal yalnızca kurgu yapılan bir şey değil, insanın dünyayı anlamlandırmasını ve yeniden inşa etmesini mümkün kılan şeydir.
Hayalin hakikatinden kastımız, sadece bir fenomenin sağlamasını yapmaya yönelik, yani her fenomen gibi hayalin de kendi varlığına mahsus bir hakikat oluşunu teslim etmekten ibaret değildir. Bunu ancak tasavvufî ıstılahtaki ta da düşüncedeki hayali esas aldığımızda doğru izah edebiliriz.
Şöyle ki, tasavvufta “Âlem bir hayalden ibaret olduğu için onda zuhûr eden sûretlerin te'vil ve hakikatlerine irca edilmeleri gerekir. Buna göre âlem hayaldir, aynı zamanda da haktır. Hakkın herhangi bir sûretteki zuhûru, başka bir sûretteki zuhûrundan daha üstün değildir, çünkü sûretlerin kendisinde zuhûr ettikleri mertebelerdeki hüküm, hepsi için aynıdır. Bu hüküm, Hakkın halkın sûretlerindeki zuhûrudur.” (Ebu'l-Alâ Afîfî, Fusûsu'l Hikem Okumaları İçin Anahtar, trc.: Ekrem Demirli, İz)
“Rahman'ın her yerde sûretleri var;
Kimi gizli bunların kimi aşikâr.
Eğer ‘Bu Hak’ dersen sözün doğrudur;
Başka bir şey dersen, sende yorum var’
O'nun hükmü tek bir yerde değildir,
O Hak ile ve Hak için her yerde akar.
Ne zaman tecelli etse gören gözlere;
Akıl delil ister hep karşı çıkar.
(Dâvûd el-Kayserî, Fusûsu'l-Hıkem Şerhi – Hikmetlerin Buçları, Trc.: Turan Koç, İz)
Bu bahiste İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye’sinde “Hayal, hüküm veren ve kendisi yaratılmış olsa bile hüküm altına girmeden tahakküm edendir.” kaydını düşerek, “Tahayyül edilen anlamların bedenlenmesi, din ve akıl bakımından reddedilmemiştir.” sözüyle hayali hem hakikatin hem de gerçekliğin içine çekmekle kalmamış, “Hayal, nuruyla idrak ettiği şeyi idrak eder, kendi hükmü yoktur. Hüküm başkasına aittir ki o da akıldır. Öyleyse hata duyusuna nispet edilemez. Çünkü kesinlikle bozuk hayal diye bir şey yoktur. Bilakis hayal (ya da duyu) bütünüyle doğrudur. (Fütûhât-ı Mekkiyye, c. 13, s. 155; c. 5, s. 419; c.2, s. 426)” demiştir.
İzleyen yazımızda Hazretin yukarıdaki şiiriyle ilgili Dâvûd el-Kayserî’nin Fusûs şerhindeki okuyuşunu da naklederek hayalin hakikatini bir kez daha temellendirelim inşallah.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.