gazeteciyle yazar arasında ne fark var?

00:0025/04/2011, Pazartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Osman Akkuşak

şöyle bir 10-15 yıl var ki, gazetecilikle yazarlık birbirine karışmış vaziyettedir.. gazeteci denilince yazar anlaşılıyor.. yazar sıfatı kullanılınca da gazeteci kastedildiği düşünülüyor.. veya öyle sanılıyor.. bu hadise, aslında sapla samanın karıştırılmasından başka birşey değildir..gezeteci denilince, esas olarak, gazete muhabiriyle, haberleri ve yazıları gazete sayfalarına intikal ettiren plânlayıcı, editör ve yazı işleri müdürleri akla gelir.. işin, konuların araştırıcılarını, takipçilerini,

şöyle bir 10-15 yıl var ki, gazetecilikle yazarlık birbirine karışmış vaziyettedir.. gazeteci denilince yazar anlaşılıyor.. yazar sıfatı kullanılınca da gazeteci kastedildiği düşünülüyor.. veya öyle sanılıyor.. bu hadise, aslında sapla samanın karıştırılmasından başka birşey değildir..

gezeteci denilince, esas olarak, gazete muhabiriyle, haberleri ve yazıları gazete sayfalarına intikal ettiren plânlayıcı, editör ve yazı işleri müdürleri akla gelir.. işin, konuların araştırıcılarını, takipçilerini, yazıya dökenlerini, foto muhabirlerini, fotoğraf ve arşiv elemanlarını, dizgicileri, operatörleri ve modern gazeteciliğin çok çeşitli hizmetlerini yerine getirenler de gazetecinin şümûlu içerisinde sayılmak lazımgelir..

fakat son zamanlarda ortaya çıkan yanlış bir telâkki var ki, gazetecilikle yazarlık aynı şey sanılıyor.. gazeteci aynı zamanda yazar kabul ediliyor..

gazetede devamlı yazan bir kalem sahibi de gazeteci ünvanıyle elbette ki anılabilir.. anılmak lâzımdır.. fakat; birkere, yazar olabilmek için, eski tabiriyle muharrir seviyesine ulaşmak için bir muhabirin, yıllarca haberlerle yatıp kalkmış, beyni cümlelerle yazılarla yoğrulmuş bulunması iktiza eder.. bu aşamalardan geçmiş bir gazetecinin yine de bir yazar olabilmesi için habercilikten, yorumculuktan, vukûâtı takip ve tesbit etmek ve kamuoyuna aktarmaktan çok daha başka bir iktidarı kazanmış bulunması gerekir..

o halde bu iktidarın mahiyeti nedir?. bir yazarın evsafı başka bir deyimle özellikleri neler olmak lâzımdır?.

* * *

bizim rahmetli yeni türk edebiyatı profesörü mehmet kaplan, refi'' cevad ulunay''ı muharrir saymaz, ona sadece gazeteci nazarıyle bakardı.. kaplan, kendisi iyi bir edebiyatçı, edebiyat tarihçisi ve ciddi bir münekkiddir.. sözlerini yabana atamazsınız.. aynı zamanda dili çok sağlam olan, edebi üslub sahibi bir ilim adamıdır.. gerçek bir yazardır.. makaleleri, yazdığı metinler, bir mükemmeliyet nümûnesidir.. cümlelerinin içinden bir kelime çıkaramazsınız.. bir kelime de ilave edemezsiniz.. mehmet kaplan''ın ilim vadisindeki ağırlığı ve ciddiyeti, onun yazarlığını gölgede bırakmıştır.. bana göre yazarlığını, dildeki kudretini birinci sıraya oturtmak daha doğrudur.. bu bizim kaplan''ın yazar saymaya pek yanaşmadığı refi'' cevad ulunay, bana göre hem ömrünü gazeteciliğe vermiş gerçek bir gazeteci, hem de çok güçlü bir muharrirdir.. kaplan, burhan felek''i de muharrir saymazdı.. gazeteci der geçerdi.. bence burhan felek de iyi bir yazardır.. kaplan''ın her iki yazar hakkındaki hükmünü, titizliğinin yazara verdiği ehemmiyetin işareti olarak kabul etmek gerekir.. yazarlığı gazetecilikten ayrı bir iş, ayrı bir meslek, ayrı bir maharet, ayrı bir güç saymakta, ona çok daha başka bir paye izafe etmektedir.. yazarın gücünü ve fonksiyonunu daha ciddiye aldığı görülüyor..

gerçekten de, yazar beyni saat gibi çalışan adamdır.. beyninin kıvrımları arasına dağılmış bulunan öğrenme, idrak, tesbit ve zaptetme gücünü; hadiseleri, eşyayı, insan hayatını ve varlığı tahlil etmekte, analiz etmekte; daha sonra da onları sentez ederek yeniden muâmeleye tâbî tutup diğer insanlara nakletmekte eşsizdir.. o bir ustadır.. platin gibi parıldayan bir zekâya, kımıldayan yapraktan, bir duruştan ve bakıştan anında etkilenen bir ruha sahiptir..

şunu da kaydetmeden geçmeyelim ki, gazetecilik insan ve toplum hayatında enaz yazarlık kadar etkiler ve ustalıklar gerektiren modern bir meslektir.. ama yazarlıkla aynı şey olmadığını unutmamak lâzımdır..

bu vesile ile yılmaz özdil isimli bir yazar arkadaşımızın (gazeteleri mühendisler yapsa idi daha mükemmel birer yayın organı olurdu..) şeklindeki telakkisini kesin olarak doğru bulmadığımı belirtmek isterim.. gazete; felsefe, sosyoloji, tarih, edebiyat gibi sosyal ve manevi ilimlerin verdiği yetki ve imtiyaz ile imal edilebilen bir eserdir.. mühendisin eşyaya ve maddi varlıklara, onun unsurlarına ve münasebetlerine bağlı köşeli görüşleri, gazeteyi ve fonksiyonlarını uygun bir şekilde dizayn etmeye muktedir değildir.. bu noktayı gerekirse ayrıca münakaşa ve müzakere etmek lâzımdır...

aslında, yılmaz özdil''in türkçesini beğendiğimi vaktiyle yazdım.. onun, eski zannedilen bazı kelime ve kavramları rahatça kullanmasını da takdirle karşıladığımı belirtmek isterim.. meselâ meb''us gibi..

fakat, bu nokta her yazısının dilini beğendim anlamına gelmiyor.