Nuh tufanı, Muharrem ayı ve Aşure

00:0010/01/2009, Saturday
G: 2/09/2019, Monday
Osman Tanburacı - Cumartesi

Hafta sonları eşimle birlikte yaya olarak İstanbul''u gezeriz... Gün başına yedi-sekiz kilometre yürürüz... Ben zaten hafta içi de çoğu kez yayan gezerim. Geçen hafta da Mısır Çarşısı''na gittik. Rıza Paşa Yokuşu, Marpuççular, Tahtakale gezdik durduk...Eminönü''nden, Kurukahveci Mehmet Efendi''nin olduğu kapıdan Mısır Çarşısı''na girdik. Kapı girişinde, Hürriyet Gazetesi''nden 40 senedir tanıdığım mürettip Mahmut Usta''nın ailesinden bir kaç da dükkan var. Siirtlidir onlar...Selam sabah... Ayaküstü

Hafta sonları eşimle birlikte yaya olarak İstanbul''u gezeriz... Gün başına yedi-sekiz kilometre yürürüz... Ben zaten hafta içi de çoğu kez yayan gezerim. Geçen hafta da Mısır Çarşısı''na gittik. Rıza Paşa Yokuşu, Marpuççular, Tahtakale gezdik durduk...

Eminönü''nden, Kurukahveci Mehmet Efendi''nin olduğu kapıdan Mısır Çarşısı''na girdik. Kapı girişinde, Hürriyet Gazetesi''nden 40 senedir tanıdığım mürettip Mahmut Usta''nın ailesinden bir kaç da dükkan var. Siirtlidir onlar...

Selam sabah... Ayaküstü Ayhan''la muhabbet... Ayhan da 70''lerde Hürriyet Gazetesi''ndeydi beraber çalışıyorduk, çok kibar bir arkadaştı, saygılı, temiz kalpli, beyefendi bir dosttu. Gazeteler ofsete dönünce Ayhan da baba mesleğine döndü, manav oldu...

Bunlar eski dostlukları, tertemiz duygularla bezeli dünya güzelliklerini anlatan satırlarım... Sonra dünya değişti... Para insanların cebine, insani değerleri öldüren acımasız rekabet de bedene dolunca o güzelim günler, o yıllar ne yazık ki geçmişte kaldılar...

Geçmişe bu özlemle yavaş yavaş Nuh''a kadar varacağım galiba!... Malum Nuh peygamber 950 sene yaşamış... Yaradan tarafından da ''namus ehli bir kişi'' olduğundan insanlığın ıslahı için görevlendirilmiş...

Demek insanlığın bozulmaya başlayışı Nuh peygambere kadar dayanıyormuş...

Amerika da yok o zamanlar

Ekonomik kriz de yok ama...

O yıllar daha tarihin başı... Tıpkı bugünkü gibi insanlık kötü gidişin yolunu tutmuş!

Ergenekon, ekonomik kriz, batan para piyasaları daha yok ama belli ki yolun sonu karanlık! İnsanlık elden gidiyor, hayvanat bile yolunu şaşmış! İşte o an Yüce Yaradan; insanoğlunun sapkınlığına bir ceza vermek adına, yeryüzündeki tüm canlıları yok edeceğini söyler... Ancak insan ve hayvan neslinin devam etmesi için de; kendisine inanmış, namus ehli Nuh Peygamber''e uzunluğu üç yüz metre, eni elli metre bir gemi yapmasını söyler.

Hz. Nuh eşini, çocuklarını ve de gelinlerini bu gemiye alacak. Her türlü hayvandan bir dişi bir erkek olmak üzere ikişer tane, temiz sayılan bazı hayvanlardan da yedişer tane alıp gemiye binecek. Yenebilecek ne varsa, soyların tükenmemesi için de gemiye depolayacak...

Tufan çıktıktan... 40 gün kırk gece dünyayı sular seller kapladıktan, bütün zararlı canlılar öldükten sonra Hz. Nuh''un gemisindekiler iyi canlar olarak dünyada kalacak ve hayat devam edecek... Bu hikaye Tevrat''ta ve Kuran-ı Kerim''de aynen böyle anlatılır...

Büyük Tufan''dan sonra, geminin Ağrı Dağı''na oturduğu da söylenir... Doğu Bayazıt''tan Gürbulak istikametine ilerlerken sağdan ayrılan bir yol Nuh''un Gemisi''nin olduğu yere gider.... Bir başka tevatür de Cudi Dağı olarak geçer...

***

Hz. Nuh; tufanın son günlerinde, artık yiyeceğin tükendiği bir anda ambarlarda kalan son ''bakliyatı'' da kuru meyvelerle bir araya getirerek aşure denen yemeği yapmış...

Aşure aynı zamanda İslam dünyasınca Muharrem ayında yenen bir tatlı... Kerbela''da (10 Ekim 680 - 10 Muharrem 61) Halife Yezid tarafından öldürülen Hüseyin; her yıl Şii, Alevi ve bir kısım Sünni Müslümanlar tarafından Muharrem ayının 10''unda Aşure Günü''nde anılır. Hüseyin''in baskıya ve zulüme teslim olmadığı için ölümü tercih ettiği anlatılır...

Mısır Çarşısı''na gittiğim o gün öğrendim ki bu yıl Muharrem''in 10''u, 7 Ocak 2009 Çarşamba gününe geliyormuş ve Mısır Çarşısı''na girişteki kuruyemişçi Malatya Pazarı''nda aşure günü varmış.

Davet ettiler...

Gittim...

Rengarenk Saray Aşuresi

Malatya Pazarı Muharrem''in 10''uncu gününü geleneksel ''Aşure Günü'' haline getirmiş... O gün çarşıya gelen herkese aşure dağıtılıyor. Hem de Saray Aşuresi... Sabah saatlerinde başlayan hengame Hafız İsmail Aydın''ın duasıyla öğlende bitiyor... 23 çeşit bakliyat ve yemişten tam 5 ton malzemeyle yapılan 40.000 kase aşure halka dağıtılıyor. Mısır Çarşısı''na gelenler o rengarenk aşureden kaşık kaşık yerken gelemeyenlerin de malum adreslerine koli koli gönderiliyor...

Her yıl Muharrem''in 10. günü bilin ki Mısır Çarşısı''nda aşure günü var.... O gün aşure kazan kazan kaynatılıyor, sonra kaselere konuyor, bir kısmı da kazanlarda üzerine her türlü yemiş konarak gelene geçene teşhir ediliyor.

Dayanamadım sordum, Palancı ailesinden Metin Palancı bakın neler anlattı;

''Dededen babaya ondan oğla geçen yüz yıllık bir lezzet, taa Malatya''dan İstanbul''a gelip çerez tatlar olarak insanların beğenisine sunulmuş... Malatya Pazarı önceleri; kuru kayısı, antep fıstığı, kurü üzüm, falan derken bugün envai çeşit bitkinin, meyvenin, bakliyatın sergilendiği mekan olmuş. Öyle ki çayın kırk çeşidi var burada... Kurutulmuş ne varsa yemiş adına hepsi mevcut...'' Metin Palancı''nın Aşure Günü yapmaktan amacı da şu; insanlara birlik, beraberlik ve sevgi mesajları vermek...

***

Ben de bu yazıyı şunun için yazdım;

Dünya; Adem''den bu güne insanlığın kavgasıyla sürüyor; Nuh''un gemisi bozulan insanlığı ıslah için geliyor... Kerbela''da yaşananlar ve ölüm... Bugün yine dünya ekonomik krizle ve Gazze''de yaşananlarla utanç sahneleri sergiliyor...

Ve her konuda hep aynı şey söyleniyor;

Hepimiz bu geminin içindeyiz. Gemi batarsa hepimiz batarız!

Bugün insanlık zaafı hırs ve inatla;

''Nuh deyip peygamber demeyenler'' bir Nuh daha bulurlar mı acaba?

Saray Aşuresi''nde neler var?

Çekilmiş buğday, çekirdeksiz kuru üzüm, kuş üzümü, kara salkımlı üzüm, hurma, kavrulmuş fındık içi, badem, kuru erik, kayısı, ceviz içi, kuru incir, süzme bal, gül suyu, zencefil, nişasta, çam fıstığı, damla sakızı, kuru fasulye, haşlanmış pirinç, bakla ezmesi, nohut, toz şeker, mik-i amber ve razaki üzümü...

Şehr-ist.34
İstanbul sokakları sanki cennetten bir köşe Her köşe sanki işgal altında!...