Yazıyooor: Murat Kapkıner yazıyor

00:0010/06/2012, Pazar
G: 5/09/2019, Perşembe
Rasim Özdenören

Murat Kapkıner Taraf''ta yazmaya başladı.Edebiyatımızın özgün adlarından biridir o.Üslubuna bayıldığım bir üslup ustası...Sadelik, saflık, kendinden korkmamak; bilmediğini gizlememek; başkasından, hele hiç korkmamak onun yazısına mahsus hasletlerden...Bir de, diyeceğini kestirmeden söylemek, eğip bükmeden, yerine göre bodoslama...Atmosfer İçleri başlığını taşıyan 08.06.2012 tarihli ilk yazısının başlangıç cümleleri şunlar:''Seksen öncesi hapishanedeyim. Aslında solcularla ilk kez yakın temasım oluyor.

Murat Kapkıner Taraf''ta yazmaya başladı.

Edebiyatımızın özgün adlarından biridir o.

Üslubuna bayıldığım bir üslup ustası...

Sadelik, saflık, kendinden korkmamak; bilmediğini gizlememek; başkasından, hele hiç korkmamak onun yazısına mahsus hasletlerden...

Bir de, diyeceğini kestirmeden söylemek, eğip bükmeden, yerine göre bodoslama...

Atmosfer İçleri başlığını taşıyan 08.06.2012 tarihli ilk yazısının başlangıç cümleleri şunlar:

''Seksen öncesi hapishanedeyim. Aslında solcularla ilk kez yakın temasım oluyor. Hasan, Filistin gerillası. Kimi gençlerin eline birer defter vermiş, aynen ilkokul öğrencilerinin yetiştirilmesi gibi onlara ''defterinize şunu yazın'' demiş olmalı ki bir gün o gençlerden birinin defterinde yazılı olan şu şeyi gördüm (izniyle): ''Devrim: Kurulu düzeni yıkmaktır.'' Gence, ''Ya kurulu düzen sosyalistse?..'' dedim. Genç bana hak verip hocasına koştu ve bir yaygaradır koptu karşı tarafta. Genci sosyalizmden kurtarmıştık. Yani komünizmden; o yıllar sosyalizm değil, komünizm tesmiye ediliyordu./Şimdi aradan otuz yıl geçmiş, diyorum ki acaba yanlış mı yapmışım. Ve evet yanlış yapmışım. Çünkü solculuk değişimden yana olmak, kaba hatlarıyla söylersek, faşizm de statükoculuk./Atmosfer içi ne demek. Şairane bir başlık diyebilirsiniz. Ama ben bu başlıkla şiir yazmadım. Ya da yazmadığımı sanıyorum./İnsanları iki kategoride değerlendirmek olası gibi geliyor bana: Atmosfer içinde işini kotaranlarla, işi, atmosfer içinde bitmeyenler.''

İyi mal kendini her ortamda belli eder dedikleri gerçeklik böyle bir şey olmalı: şu birkaç satırlık parça bile onun ne kıratta bir yazar olduğunu gösteriyor.

Murat Kapkıner özünde şairdir. Şair kelimesini burada edebiyatta bir yazı türü bağlamında kullanmıyorum. O da var. Ama en çok, her dediğini şiirsel bir vurguyla ifade etme mahareti...

Onun nesri de banim üzerimde her defasında has bir şiir etkisi bırakır. Bazı cümleleri insanı vurgun yemişe döndürür.

Çünkü o cümlelerde saflığın, saffetin kendini görürüz: yapmacıksız, oyunsuz, neyse o olan haliyle kendisi: Murat Kapkıner... Böylece okuyana kendinin ne olduğunu da hatırlatan satırlarla karşılaşırsınız. Size kendinizi iki türlü hatırlatır; bir, ne olmadığınız, halis yanınız; iki, ne olduğunuz, sahtekâr yanınız... Galiba bütün iyi yazarlar da böyle bir şeyi gerçekleştiriyor: insana ne olduğunu ve ne olmadığını hatırlatıyor, daha açıkçası yüzüne vuruyor... İnsanı kendiyle yüzleşmeye davet ediyor...

Onun yayınlanmamış bir romanı var. İlk okuduğumdaki tepkimi ona şuna benzer cümlelerle anlatmaya çalışmıştım: ''Senin bu romanını yayınlamayı göze alacak bir yayıncı var mı bu ülkede, kestiremiyorum. Ancak senin bu romanın bir yayıncı eliyle gün yüzüne çıkartılabilirse, o gün kani olacağım ki, biz de adam olma yolunda mesafe kat etmeye başlamışız demektir.''

Niye böyle söylüyordum? Çünkü Murat''ın yazıları, biraz da insana bir yer altı çeşnisi verir. Yer altı ille de kötü anlamda müstehcen olmayı tazammun etmez. Ama insana kendini çırçıplak göstermenin üstesinden gelir. İnsan o noktada artık istese de ikiyüzlü olmaya takat getiremez. Murat Kapkıner biraz da her birimizin vicdanının sesidir, çünkü o kendi vicdanının sesini yükseltir: bizim, susmayı tercih etmeye yöneldiğimiz yerlerde bile...

Burada yalnızca Murat Kapkıner''i değil, ona yazma ortamını açan yürekli insanları da kutluyorum.