Millî basın ihtiyacı

Şaban Abak
Şaban AbakYeni Şafak Gazete Yazarı
01:00, 17/01/2013, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
Millî basın ihtiyacı

Ülkemizin en büyük ve acil bir ihtiyacı da "millî" karakteri baskın bir basın sektörüdür. Bir ülkenin en büyük gazete ve televizyon kuruluşları, o ülkenin millî menfaatlerinin, millî kültürünün, temel güvenlik ve dış politika programlarının karşısında ve hatta zıddında bir zihniyetin kontrolünde olamaz. Olursa Türkiye"deki manzara ortaya çıkar.

Ülkemizde basın, bundan önceki büyük devletimizin Batı saldırılarına uğradığı ve nihayet İstanbul"un da işgal edildiği dönemde işgalcilerin kontrolüne girmişti. Düşman kuvvetler, bilginin ve haberin kendi kontrollerinde olmasını sağlamak için önce sansür olmak üzere bir dizi tedbirler almış, savaşı da savaş sonrası gelişmeleri de yönlendirmek istemişlerdi. Kiralık kalemleri kiralamayla başlayan süreç büsbütün gazete ve dergileri satın almayla, hatta sıfırdan basın kuruluşları kurma ve muhaliflerine hayat hakkı tanınamamayla sürmüştü. Millî menfaatlerimiz, bağımsızlığımız ve güvenliğimiz karşısında düşmanın ağzıyla konuşan bu dönemin basını için "mütareke basını" deriz.

"Mütareke basını" tanımlaması günümüzde de gazete ve televizyonlarımızın, dergi ve kitap üretim dağıtım tekellerinin ülkemiz ve milletimiz karşısında aldığı "düşmanca" pozisyona bakılarak sık sık telaffuz ediliyor. Gün geçmiyor ki ülkemizde birçok gazete ve televizyondan, dergi ve radyodan ülkeyi ve milleti ilgilendiren her konuda kendi devletimizin görüşü yerine, hadi düşman demeyelim de, rakip devletin görüşünün ballandırılarak haberleştirildiğine şahit olmayalım.

Diyelim Başbakanımız, yanına ilgili bakanları, iş adamlarını, ordumuzun bazı mensuplarını da alarak herhangi bir ülkeye aramızdaki barışı ve ticareti geliştirmek amacıyla gitmiş olsun. Kendisine "merkez medya" veya "ana akım medya" demeyi seven birçok yayın kuruluşunda, bu geziden elde edilmek istenen "millî gayenin" aleyhine haber ve yorum okumak Türkiye"de son derece olağandır.

Diyelim Dışişleri Bakanımız yahut Genelkurmay Başkanımız bir dış politika veya güvenlik konusunda Türkiye"nin görüşünün ve tutumunun ne olacağını açıkladı. Aynı gün o açıklamanın muhatabı olan "rakip" devlet de bir açıklama yapmışsa, "bizim" gazetelerimizde kendi devletimizin yöneticilerinin değil; o yabancı devletin görüşünün doğru ve benimsenmesi gerektiği tezi üzerine kurulu haberlerin manşetlerden verildiğine çok şahit olmuşuzdur.

Göktürk 2 uydusunun güvenebileceğimiz yerli bir ürün olarak yapılmasını ve başarıyla fırlatılmasını hepimiz sevinçle karşıladık. ("Solcu" süsü verilmiş marjinal bir iki gurup bu "hepimiz" sözünün belki dışındadır ama tam da böylesine önemli bir "millî" meselede malum basının nasıl da o marjinal guruba destek attığını canlı bir örnek olarak hatırlayalım.) Çünkü bilinen ilkedir; "muhaberesiz muharebe olmaz", muhabere ise "düşman"dan en uzak ve en korunaklı tutulması gereken bir yapıdır. Peki ama maazallah bir savaş çıkacak olsa, sermaye yapısı bakımından da, yetiştirilme biçimi, dünya görüşü ve yaşayış tarzı bakımından da derhal "düşmanla" entegre olacağı açıkça görülen ve neredeyse bütün bir basın sektörünü belirleyen unsurlar, haberleşmenin "yerliliği ve millîliği" kapsamına girmiyor mu? Haberleşme uydusunu "yerli" yapmak önemli de gazeteyi, televizyonu, sinemayı yerli ve millî yapmak önemli değil mi? Günümüz dünyasında "sivil" haberleşme araç ve kanallarının neredeyse tüm muhaberenin yerini aldığını görmüyor muyuz? Öyleyse neden ülkemizde "millî" bir basın sektörünün oluşması için hiçbir adım atılmıyor?

Sadece gazete ve televizyon dünyasında değil; dergi, kitap ve dağıtım alanında da büyük bir tekelleşme ve "gayrı millî" karakterde bir kuşatma sözkonusudur. (Sinema alanındaki akıllara ziyan kuşatmayı ise bir başka yazıda ele almak gerekir.) Bir örnek olması bakımından bugünlerde yine "basın"dan bir ekibin saldırısına uğrayan Necip Fazıl Kısakürek"le birlikte mesela Sezai Karakoç ve Nureddin Topçu"nun kitaplarının durumunu zikredeceğim. Ülkemizin başkentinde, üniversite gençliğinin sıkça uğradığı ve şehrin en büyük ve itibarlı kitabevlerinin de yer aldığı Kızılay"daki kitapçılarda, bu en seçkin fikir ve sanat adamlarımızın hiçbirinin kitapları bulunmuyor. Hiçbir zaman da bulunmadı. Bu listeye (yani kitapları en büyük kitapçılara sokulmayan) "millî" şahsiyetlere Mehmet Âkif"i de, Sabri Ülgener"i de Sabahattin Zaim"i vee daha yüzlercesini de ekleyebiliriz. Cemil Meriç, Tanpınar ve hatta Evliya Çelebi bile ancak sözde "solcu" yayıncılar tarafından basılınca dağıtım tekelini aşabildiler.

Bu tablo, "mütareke" döneminin işbirlikçilerinin en azından zihniyet olarak basın ve kültür hayatımızda bir tür egemenlik kurmuş olduklarını gösteriyor. Sezai Karakoç"a hem Kültür Bakanlığı"nca hem Cumhurbaşkanlığı"nca "Kültür Sanat Büyük Ödülleri" verildi. Son olarak ECO (Ekonomik İşbirliği Teşkilatı) bir uluslararası ödül verdi ve ödülü İlham Aliyev"in elinden Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu aldı. Bunlar, yaşayan bir millet büyüğü olarak, bir büyük mütefekkir olarak Karakoç"un hizmetlerine karşılık bir tür "teşekkür etme ve minnettarlık duyma" ödülleri idi. Ancak kanaatimce Karakoç"a asıl ödül, ülkemizin basın ve kültür hayatının normalleştirilmesi olacaktır. Büyükdoğu-Diriliş fikir sanat akımından aydınların; yetişmiş sanatçı ve fikir adamlarının "da" özgürce yazabildikleri gazetelerinin, televizyonlarının var olabileceği, yaşayabileceği imkân ve ortamı tesis etmektir.

Elbette özgür, farklı fikirlere açık, demokratik bir ortam basın için şarttır. Ancak bizzat basın sektörünün de bu ilkelere uygun işlemesi sağlanmalı, hangi fikirde olursa olsun son tahlilde "yerli" ve "millî" olması esas olmalıdır. Millî değerlerimizle kavgalı bir basın yıllardır millî şahsiyet ve kahramanlarımızı, büyük fikir ve dava adamlarımızı, onların "eserlerini yok saymak suretiyle yok etmek" savaşı veriyor gözümüzün önünde. Bu açıkça "milletle savaş"tır. Bu saldırılara daha ne kadar tahammül edeceğiz?

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026