Kim demiş meçhul asker diye?

04:002/03/2020, Pazartesi
G: 2/03/2020, Pazartesi
Selçuk Türkyılmaz

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeyeYattığı toprak belli,Tuttuğu bayrak belli,Kim demiş meçhul asker diye? ...Cumhurbaşkanımızın da sürekli gündeme getirdiği ve okul yıllarından hemen hemen herkesin okuduğu ya da dinlediği bir şiirdir Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor. Çocukluk yıllarımda şairin “kim demiş meçhul asker diye” mısraı ile kime kızdığını bilemiyordum. Şehitlerimiz için kimse meçhul sıfatını kullanmıyordu. Şehitlerin ölmediğini vazeden bir medeniyetin çocukları olduğumuz için meçhul ifadesini bizim

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye? ...

Cumhurbaşkanımızın da sürekli gündeme getirdiği ve okul yıllarından hemen hemen herkesin okuduğu ya da dinlediği bir şiirdir Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor. Çocukluk yıllarımda şairin “kim demiş meçhul asker diye” mısraı ile kime kızdığını bilemiyordum. Şehitlerimiz için kimse meçhul sıfatını kullanmıyordu. Şehitlerin ölmediğini vazeden bir medeniyetin çocukları olduğumuz için meçhul ifadesini bizim askerimiz için kimlerin kullandığı konusunda bir fikir üretemiyordum. Hâlbuki şair bu şiirde bizden olanlara seslenmiyor, Batı’nın “meçhul asker” geleneğine atıfta bulunuyordu. Arif Nihat Asya, bize de şehit düşen askerlerimizle ilgili olarak böyle bir ifadenin kullanılamayacağını söylemek istiyordu.

Şairin “Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor” adlı şiir kitabı 1945’te yayımlanmış. Kitabın yayımlandığı yıllarda, İkinci Dünya Savaşı’nda ölen askerler için yapılmış meçhul asker anıtları gündemdeydi. Fakat şairimizin bu uzun savaş yıllarında toprağa düşen Batılı orduların askerlerinden hareketle bizim askerimiz için böylesine duygu yüklü bir şiir yazdığını söyleyemeyiz. Çünkü savaşta değildik. Onun zihninde Kuzey Afrika’dan başlayarak Balkanlar’da, Çanakkale’de, Kafkaslar’da, Filistin’de, Kanal’da, Kûtülamâre’de ve Bakû’da şehit düşen askerlerimizin olduğu açıktır. Çünkü o zamanlarda da ne işimiz vardı oralarda diyenler çoğalmaya başlamıştı. Mehmetçiğe amaçsız bir ölüm yakıştırılmıştı. Seyit Onbaşıların bile unutulduğu yıllardı. Şairin “Destanı öksüz, sükûtu derin meçhul askerin” mısraı bu açıdan anlamlıydı.

Bir camide cuma namazında müminlerin duasında adının zikredilmesi ve de inanmış bir şair tarafından unutulmaya terk edilmeyeceğinin hatırlatılması ancak şehitlerimize yakışan bir makama işaret eder. Onun için bizde meçhul asker anıtı olmamıştır. Hiçbiri isimsizliğe terk edilemez. Onların adı da sanı da bellidir. Üstelik gidecekleri yerin de cennet olduğuna inanırız. Bu, bizim için bir iman meselesidir. Mertebelerin en yükseği olduğu için şehadeti tartışma konusu yapmayız. Şiirde geçen Şehitler Tepesi de bize ait bir gelenektir. Kelimenin kökündeki tanıklık anlamıyla ilgilenmediğimiz de açıktır. Onların bizimle birlikte yaşadıklarına inanırız.

  • Türk askeri tarihe ve coğrafyaya yol gösteriyor
  • Mehmetçiğimizin yine vatan toprakları için yollara düştüğü bir dönemdeyiz. Yüz yıl sonra yeniden “ya Allah, ya Muhammed” sedalarının Arş-ı Âlâ’ya yükseldiği bir mücadele ortamında otuz üç askerin şehadet haberini aldık. Üzülmemek elde değil. Mazlumların âhı yeri göğü tutarken sessiz kalmak, Müslüman Türk’e yakışmazdı. Afrin’e giderken “nereye” sorusuna “Kızıl Elma’ya” cevabını veren uzman çavuş, tarihin önüne düşmüş ona gideceği yeri gösteriyor. Bugün İdlib’de olan da budur, Türk askeri tarihe ve coğrafyaya yol göstermektedir.
  • Birtakım çevreler Amerika, Rusya ve Avrupa ülkelerinin tutumundan hareketle Türkiye’nin Suriye siyasetini eleştiriye tabi tutabilir. Bunlar arasında muhafazakâr dindarların öne çıkması da anlamlıdır. Hâlbuki Türkiye en başından beri Suriye’de mazlumların yalnız bırakıldığı bir siyaset ortamındadır. Özellikle Amerika ve Avrupa ülkeleri Suriyeli çocukları yalnız bıraktığı için Türkiye, Rusya’ya karşı da mücadele etmek zorunda kalmıştı. Buna rağmen Rusya, gelip Suriye’ye yerleşti. Çözüm arayışında olan Türkiye’yi Rusya’ya yakınlaşmakla suçlayanlar, bir milyona yakın Suriyelinin ölümü ve milyonlarcasının da sürgünüyle ilgili sorumluluktan kaçanlardır. Birilerini suçlayarak sorumluluktan kurtulacaklarını sanıyorlar. Eğer 2014’teki MİT TIR’ları operasyonu ile Türkiye etkisizleştirilmeseydi, Suriye’de hadiseler farklı bir şekilde tezahür edebilirdi. Türkiye bir taraftan da onlarla mücadele ettiği için otuz üç askerin Şehitler Tepesine yürüyüşü daha da anlamlıdır. Uzman çavuşların tarihe ve coğrafyaya yol göstermesini çok katmanlı olarak düşünmek gerekir.
  • Tuttuğu bayrak belli olduğuna göre sadece yol göstermiyorlar, kimlik de kazandırıyorlar. Tarihe ve coğrafyaya yol gösterenler, yükselttikleri bayrakla millete de istikamet vermiş oluyorlar. Onun için de;
  • “Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
  • Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.”
  • Şehitler ölmez! Bu, bizim için bir iman meselesidir.
#Türkiye
#Coğrafya
#Suriye
#İdlib
#MİT
#TIR