
Varını yoğunu son bir hamleye yatırmış ve kurtuluş ümidini bulunacak gaz miktarına bağlamış bir şirket üzerine konuşsaydık, eksen değişimi ya da benzer iddialı kavramlar gündeme gelmezdi. Eksen değişiminin 15 Temmuz sonrasındaki gelişmelerle sınırlı tutulmadığı açık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarına bakıldığında AK Parti hükûmetlerinden, Özal ve Menderes’ten, Cumhuriyet döneminden, Osmanlı’dan ve Selçuklu’dan bahsedildiğini görürüz. “Bin yıldır buradayız!” sözü ile Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasındaki büyük hikâyemizin vurgulandığı açıktır. Son yıllarda gittikçe yoğunlaşan küresel saldırıları göz önünde bulundurduğumuzda “Bin yıl daha buradayız!” sözü ile altı çizilmek istenilen iddiaların anlamsız olmadığı anlaşılır. Tarih öncesinde kaldığı düşünülen Haçlı Seferleri’nin son otuz yılda tekrarlanması ile varlığımıza yönelik tehdit algısını paranoya olarak tanımlayanlar ya tehdidi görünmez kılmaktadır ya da mücadele ruhunu baltalamaktadır. Her ikisi de aynı kapıya çıkar. Doğalgazın bulunmasından sonra gündeme gelen “eksen değişimi” ile asırlar aşan tarihî tecrübeler dile getirildiği hâlde, manayı belirsizleştirmeye çalışmaları boşuna değil. Gayr-i millî kavramından rahatsızlık duymaları, bir hakikatin yüzlerine çarpılmış olmasındandır.
Türkiye birçok alanda güçlü bir sıçramanın eşiğindedir. Yerlilik ve millîlik kavramları özellikle savunma sanayiindeki atılımlarla ete kemiğe bürünmüştü. 1990’larda başlayan Yeni Haçlı Seferleri’nin bir sonucu olarak ülkemizin güneyinde örgütler eliyle oluşturulan terör kuşağının etkisizleştirilme mücadelesinde de görüldüğü gibi savunma sanayiindeki adımlar geç atılmamıştı. Karşımızdaki gücün büyüklüğüne bakılmaksızın kendi gerçekliğimizden hareketle atılan adımlar, sadece ülkemize yönelik tehlikeleri etkisizleştirmedi. Bu adımların etkisi bütün yakın coğrafyamızda görülmeye başlandı. Küresel ölçekte bütün ülkeleri çok derin bir sarsıntı ile yıkıma sürükleyen salgın sürecinde Türkiye’nin hamlelerinin savunma sanayii ile sınırlı olmadığını gördük. 2000’li yılların başından itibaren sağlık alanında meydana elen köklü değişimlerin önemi salgın döneminde daha iyi anlaşıldı. Eğer son yıllarda atılan bu adımlar olmasaydı Koronavirüsü salgını bizde de derin yaralar açardı.
Yerlilik ve millîlik anlayışının savunma sanayiinde meydana gelen atılımlarla ete kemiğe bürünmesini sıradan bir hadise olarak göstermeye çalıştıklarını biliyoruz. Aynı düşüncenin enerji alanındaki çalışmaları da kuşattığı anlaşılınca metre küp üzerinden yapılan tartışmalar gündemi şekillendirmeye başladı. Bu durum ise gayri-i millîliğin de bir ideolojiye dönüştüğünü gösterir. Bilerek ve isteyerek muhteşem başarıyı gölgelemeye çalışıyorlar. Varını yoğunu son hamleye bağlamış ve onun için keşfedilecek miktar ile düze çıkmayı hayal eden bir “kumarbaz” olmadığımız açıktır. Başımıza talih kuşu da konmuş değil.
Bin yıldır buradayız ve bin yıl daha burada olmayı hayal ediyoruz. Bundan daha tabiî ne olabilir.
Sevincimize ortak olan dostlarımızı gördükçe doğru yolda olduğumuza inancımız daha da artacaktır. Onlar bize göre biraz daha soğukkanlı olabilirler. Yakın coğrafyamıza yansıyan fikirler, Karadeniz’de keşfedilen gazın birçok alanda tetikleyici bir güç olabileceğini gösterir. Sözün hakikî manasıyla enerjinin böyle bir şey olduğu da bilinmektedir. Kısa vadede birtakım olumlu sonuçları görmemek mümkün değil. Fakat Türkiye’ye ve coğrafyamıza inancımızın pekişmesi açısından düşündüğümüzde bugünkü adımların kalıcı sonuçları çok daha önemlidir. Gayr-i millî yapıların ortaya çıkmasını da Türkiye’ye ve coğrafyamıza inancın kaybolmasıyla açıklayabiliriz. Eksen değişimi kavramının gündeme gelmesini de bunun için önemsemek gerekir. Bu, birkaç günlük bir değişim değildir. Sayın bakanın bahsettiği Türkiye’ye ve coğrafyaya inançtır. Zaten yakın coğrafyamızın Türkiye’ye inanmaya başlaması da Türkiye’nin eksen olma çabasındandır. Onlar da sırtını Türkiye’ye yaslamak istiyor.
Sayın Berat Albayrak’ın Türkiye ekseni sözü, yerli ve millî kavramlarıyla birlikte daha geniş bir anlama işaret eder. Ankara ve İstanbul merkezli bir bakış, bütün coğrafyayı kuşatmaktadır. Coğrafyamızda bakışların Türkiye’ye doğru çevrilmesi sıradan bir hadise değildir. Kazan Türklerinden Fatih Kerimî’nin “Lakin talih Türklere o kadar arkasını döndü ki onlar bir tedbir almaya çalışırken felaketler de birbiri üzerine gelmeye devam ediyor” dediği günlerden çok uzaklardayız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.