Yazarlar Yok mu bu değneğin temiz bir ucu?

Yok mu bu değneğin temiz bir ucu?

Şenol Kazancı
Şenol Kazancı Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kendi halkına zulmeden, deliliğini şımarıklığıyla yarıştıran, zalimlikte sınır tanımayan bir lider: Kaddafi.

Tunus olaylarını başından itibaren yanlış yürüten, diktatör Bin Ali''ye hatta devrilene kadar destek veren lider: Sarkozy. Diktatörün uçağında gününü gün ettiği duyulunca Fransa Dışişleri Bakanı''nı görevden almak zorunda kalan Sarkozy.

Kaddafi''yi Fransa''da ağırlayıp, develerine su veren Sarkozy. Kaddafi milyar dolarlık uçak alımını iptal edince sinirlenen ve o uçakları saldırıda kullanan kifayetsiz muhteris: Sarkozy.

Artık iş öyle bir noktaya gelmiş, adamlar öyle pervasız operasyon yapar olmuşlar ki, şaşıran yok.

Eskiden kitabına uydurup hiç değilse bazı romantikleri kandırabilecek argümanlar üreterek saldırıyorlardı. ''Asıl hedef petroldür, Saddam falan hikaye!'' diyenler komplocu sayılıyordu.

Devir değişti, Birleşmiş Milletler eliyle açık zulüm dönemindeyiz. Çifte standart sıkıcı bir mevzu artık. Öyle ki, filmlerde bile şaşırtıcı bir unsur olarak kullanmayı bıraktılar.

Türkiye son derece yerinde bir tutumla, hem Tunus hem de Mısır konularında gücünü ve ağırlığını ortaya koymuş ve de büyümüştür. Sarkozy''yi rahatsız eden de budur. Bu defa Türkiye''den ön almak için acele etmiş ve büyük hata yapmıştır.

Türkiye''nin başarısı yalnızca hamlelerinin süratinden değil aynı zamanda doğru olmasından kaynaklanıyor, Sarkozy bunu kaçırmıştır.

Türkiye açık net bir duruş sergilemiş ve koalisyonu zora sokmuştur. Erdoğan, Kaddafi''ye ''halkını ateşe atmaması için görevi devretmesinin gerektiğini'' bile söylemiştir. Muhalif ulusal konsey ile görüşmelerin başlamasına belki de saatler kala harekat planlayanlar işte bu duruştan rahatsız olmuşlardır.

Vurmak istedikleri için vuruyorlar, hedeflerinde Kaddafi yok, petrol var. Erdoğanın uyarması boşa değil, operasyon işgale dönecek, kapsamlı bir savaş başlatmak peşindeler.

Uranyum zenginleştirme meselesinde İran''ın, kendisinden istenen taahhütlerin yerine getirmesine rağmen ambargo kararının nasıl çıktığını hatırlıyoruz ister istemez. Burada savaştan kaçınan bir inisiyatif de yok. Kaddafi de en az Sarkozy kadar operasyona ortak gibi davranıyor.

Türkiye ise operasyonun hangi uluslararası meşruiyet temelinde gerçekleştiğini sorguluyor. Bu yüzden de ''meseleyi daha fazla kan dökülmeden çözmek'' ve ''Libya barışı'' dendiğinde akla gelen güvenilir tek ülke yine Türkiye.

NATO''yu ve AB''yi onurlu bir duruş için zorluyor Türkiye.

Fransız uçaklarının BM yahut NATO''dan izin alıp almadığını, veya en azından saldırıyı haber verip vermediğini sorguluyor.

Bu afili çetenin, ''İsrail ve onun sabıkalı geçmişi''ni nereye oturttuklarını sorguluyor.

Şimdilik sadece bunları yapabiliyor, tüm insanlığın vicdanı olmaya çabalıyor.

Belli ki değneği de alacak eline ama temiz bir ucunu bulamıyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.