
Ülkemizde uzun yıllar boyunca, bir türlü dengeli değerlendirmeye ulaşamadığımız bir konu, 1 Mayıs kutlamaları. Artık bu sürecin olumlu bir dönüşüme konu olduğunu ve Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Yasa''da yapılan değişiklikle, değerlendirmemize göre bayram ilan edilerek, bu dönüşümün başladığını söyleyebiliriz. Bu yıl, 1 Mayıs günü yapılacak kutlama törenlerinde insanımızın huzuruna, doğruya ve erdeme doğru evrilmeye engel olacak davranışları düzelterek ne kadar olgunlaştırabileceğimizi görebileceğimizi umuyoruz. Şüphesiz bu süreç, hem demokratik hem de sendikal dönüşümde önemli bir role sahip olacak. Toplumsal sorumluluk bilinciyle bu süreci olumlu bir şekilde yönetme başarısına talip olmalıyız.
İşte bu doğrultuda “Çalışanın Sesi” Programımızda, bu Pazar (26.04.2009), saat 14,15-15,00 arasında gelinen aşamada, “1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜNDE SENDİKALAR” konusunu, konuğum Öziplik-İş Sendikası Genel Başkanı ve Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Yusuf ENGİN ile birlikte aşağıdaki başlıklar çerçevesinde ele aldık:
• 1 Mayısın Kültürel ve Tarihî Evrimi,
• Sendikal Örgütler, Hak-İş ve 1 Mayıs,
• Türkiye''de “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü”nden etkilenme,
• Tarihimizde 1 Mayıs Krizleri,
• Sendikal Gelişmelerde Yeni Dönüşümün Etkisi,
• Yeni 1 Mayıs Krizi Oluşmaması İçin Sendikal Öneriler
• İşçi ve İşveren Sendikaları, 1 Mayıs Kutlamaları Hakkında Ortak Tavır Alabilir mi?
5892 sayılı “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 22.04.2009 tarihinde TBMM''de kabul edildi. Ve böylece “2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun''un 2''nci maddesine, "yılbaşı günü" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve 1 Mayıs günü" ibaresi eklenerek "C)1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü tatilidir." ibaresi eklenmek suretiyle değiştirilmiş ve yıllık dönemde 13,5 gün olan ulusal bayram ve genel tatiller, 14,5 güne çıkmıştır. Ancak yasadaki istisnaî bir düzenleme de dikkati çekmektedir: 2429 sayılı Kanuna eklenen geçici 1. madde ile "1 Mayıs 2009 tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılması kararlaştırılan iş ve işlemler yürütülür. Kamu kurum ve kuruluşları bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için gerekli tedbirleri alır" hükmü de getirilmiştir.
Öziplik-İş Sendikası Genel Başkanı ve Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Yusuf ENGİN ile programda yaptığımız değerlendirmelerde aşağıda belirtilen hususlara değindik:
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, kökeni itibariyle, 19. yüzyılın ikinci yarısında sekiz saatlik işgünü mücadelesi içinde doğmuştur. Daha sonraları uluslararası planda işçilerin dayanışma günü, emeğin bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır. 1 Mayıs, vahşi kapitalizme karşı daha insanca çalışma ve yaşama talebinin, sosyal adalet mücadelesinin ve dayanışmanın simgesi olmuştur. Çalışanların sorunlarının daha ağır olduğu ülkelerde, daha gergin kutlamalar gündeme gelebilmektedir. Batı ülkelerinde zaman zaman şenliklerle ya da cılız gösterilerle kutlanmıştır. Ama 120 yılı aşkın bir süredir sendikalar, işçiler, emek yanlısı partiler, 1 Mayısı kutlamaya ve önemli gördükleri siyasal/sosyal talepleri dile getirmeye devam etmektedirler. Bugün yeryüzünde 1 Mayıs günü kutlaması yapılmayan pek az ülke kalmıştır.
1 Mayıs, çatışmaların, mücadelelerin değil, dayanışma içinde insan onuruna yaraşır şartlarda çalışmak için ortak taleplerin dile getirildiği, dengeli gelir dağılımının, örgütlenme özgürlüğünün, barışın, demokrasinin, daha demokratik ve tam bağımsız bir Türkiye''nin haykırışı olmalıdır. Dünyanın 166 ülkesinde resmi tatille bayram olarak kutlanan 1 Mayıs''ın, Türkiye''de tatil ilan edilmesi, yıllardır süre gelen taleplerin müspet karşılık bulması, şüphesiz emekçilere verilen güzel bir armağan, sivil toplum örgütlerine verilen önemli bir değerdir. Ancak 1 Mayıs''ın önemini gölgelememek ve günün önemini âdeta eylem meydanı mücadelesine dönüştürmemek için, bu tartışmalar derhal olumlu bir şekilde netleşmeli, bu konudaki inatlaşma bitmeli; Taksim Meydanı, 1 Mayıs kutlamalarına açılmalıdır.
1 Mayıs, ülkesi, milliyeti, siyasal görüşü, dini, mezhebi, cinsiyeti ne olursa olsun bütün işçilerin, ekmek-barış-özgürlük ve demokrasi için birlikte mücadele ettikleri, birbirleriyle dayanışmalarını gösterdikleri bir gün olmalıdır. 1 Mayıs''ın siyasi çatışmaların gölgesinde kalmadan tartışmalardan arındırılmış kavga ve gürültüden uzak, işçinin sorunlarının dile getirildiği ve çözümlerin üretildiği bir gün olmasını ve bayram havasında geçmesini yürekten diliyoruz.
Doğum borçlanması için açılmış olan dava var mı?
ABDULLAH BAYIN: Doğum borçlanması için açılmış olan dava var mı? Veya açılmış ise mahkemeler bu eksik çıkan veya yanlış yorumlanıp, yanlış genelge ile birçok insanın mağdur edildiği bu borçlanma kanunu için davalar nasıl sonuçlanır. Bu konu hakkında uzun bir süredir beklemedeyiz. Şunu açıkça yazayım. Bu hükümetin veya partinin oy oranında düşüş olmasının bu kanunla yapılan uygulamanın da etkisi vardır diye düşünüyorum. Yapılan aile içi konuşmalarda inanın insanlarımız çok kızgın. Seçim öncesi düzeltme yapılır umuduyla çok anneler bekledi. Ama bugüne kadar hiç bir düzeltme durumu olmadı. Sizlerin partiye yakın tanıdıklarınız vardır diye düşünerek bunları yazıyorum. Bizler milletvekillerine ulaşamayız. Ama sizlere bu şekilde ulaşarak durumumuzu yazıyorum.
C: Doğum borçlanması konusunda önceden hayaller aşırı beslendiği için yasal düzenleme hayallere yetişememiştir. Ancak yasakoyucu, bayan vatandaşlarımızın erkeklerin askerlik borçlanmasında olduğu gibi imkânlarla donatılmış bir doğum borçlanması süreci oluşturma konusunda henüz bir irade ortaya koymamıştır. Yasakoyucu, böyle bir iradeyi benimsediğinde mutluluk oluşturacaktır. Ve SGK''ya etkin prim girişi sağlayacaktır. Doğum borçlanması için açılmış olan davalar vardır. Ama henüz sonuçlanan bir karar okumadım.
Doğum Borçlanması yaparsam bana faydası olur mu olmaz mı?
Oya PARSANA: İyi Günler Tahsin Bey. Ben, 1984-1998 yılları arasında Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak görev yaptım, daha sonra 25/08/1998 tarihinde Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Memur olarak atamam yapıldı.1998 yılından beride KONYA Milli Eğitim Müdürlüğü''nde 657''ye tabi Memur olarak görev yapmaktayım. 12.10.1966 doğumluyum ve 25''inci yılımı çalışmaktayım; mevsimlik işçi olarak çalışmış olduğum yıllarda ara boşlukları kendim isteğe bağlı yatırdım ancak yatırmış olduğum isteğe bağlı prim günüm yaklaşık 1000-1200 gün olması gerekirken 180 gün görünmekte olduğundan emeklilik yaşından da çok fazla etkilenmekteyim. Toplam SSK Prim gün sayım 3035 gün bulunmaktadır. SSK''lı olarak çalışmış olduğum sürede 1990 yılında bir de 1993 yılında iki (2) çocuğum doğdu. Konya SGK Müdürlüğü ile görüşmemde bu yıllarda doğan çocuklarım için 2 + 2 =4 yıl borçlanma yapabileceğim ancak yapılan doğum borçlanmasının bana faydasının olmayacağı, çünkü yapılan borçlanma sadece prim gününe etki edeceği ve bundan dolayı da emeklilik yaşını düşürmeyeceği söylendi. Bu konu hakkında birçok yere başvurmama rağmen hiçbir yerden kesin bir bilgi alamadım. Doğum Borçlanması yaparsam bana faydası olur mu olmaz mı? Yapamayacak olur isem kaç yaşında emekli olurum?
C: Doğum borçlanması, sigortalıya prim günü artışı sağlamakta; yaştan indirim getirmemektedir. Hizmet birleştirilmesi yoluyla bayan memurların emeklilik şartlarıyla emekli olabilirsiniz. Ancak isteğe bağlı makbuzlarınızı Kuruma işletmeniz de gerekmektedir.
İşverenin kıdem tazminatını vermesi gerekiyor mu?
Uğur ÖZÜBEK: Sayın üstadım, sizi abonesi olduğum gazetede devamlı takip etmekteyim. İş hukuku konusundaki çözümleriniz için müteşekkirim. Size şöyle bir konuda danışmak zorunda kaldım. Bir işçi, uzun süre çalıştığı işyerinden kendi tercihi ile ayrılmak istediğinde, 15 yıllık çalışma süresi ve 3600 gün prim ödemesi tamam ise bu halde de 1475 s Kanun 14 md göre Kıdem tazminatını talep edebilir mi? Bu konuda anılan Kanunda açık bir hüküm olmadığı halde birçok kişi ve avukat ile SGK yetkilileri, tanzim edilen ve üzerinde sadece "1475 sayılı İş Kanunu''nun halen mer''î 14''üncü maddesine göre kıdem tazminatını hak etmiştir" ibaresi yazan yazı ile işverenin kıdemi vermesi gerektiğini söylemişler.
C: Sigortalının yaş şartı dışındaki şartları, yani sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını yerine getirmesi halinde, “SGK''den kıdem tazminatı alabilir” yazısını alarak, işten yaşını bekleyeceği öngörüsüyle ayrılması halinde, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Yasası''nın 45. Maddesiyle değişik 14. Maddesi uyarınca, işverenden kıdem tazminatının talep edilmesi, yasal bir haktır.
Tek kulağının % 100 işitme kaybıyla özürlü emekliliğinden yararlanabilir?
Evren YÜKSEL: Benim tek kulağımda çocukluğumdan beri %100 işitme kaybı mevcut. Diğeri normal düzeyde. 16.07.1976 doğumluyum ve 01.11.1996 yılı SSK girişliyim. Şu ana kadar 2350 pirim günüm var. Bu durumda erken emekliliğim söz konusu olabilir mi? %40 rapor için iki kulakta da kayıp olması gerekiyor mu? Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
C: 506 sayılı Yasa''nın halen mer''î geçici 87''nci maddesi uyarınca özürlü emekliliğinden yararlanmanız için Gelir Vergisi Yasası''nın 31''inci maddesinde düzenlenen sakatlık indiriminden yararlanma başvurusunda bulunmanız ve özürlülük oranınızın yetkili hastane sağlık kurulu tarafından tespiti gerekmektedir.
Emeklilik başlangıcı ve süreci nasıl değerlendirilir?
Harun ÖZTÜRK: İyi günler Tahsin bey, ben özürlü bir vatandaşım. Bilgilerimi vermem gerekirse, ben, 1998 SSK girişim var. 2006 yılına kadar 2 seneye yakın primim var. 2006 yılında kalp ameliyatı geçirdim, %40 özürlü raporu verdiler. Bu raporun geçersiz olduğunu, devletin tam teşekküllü bir hastanesinden rapor almamı söylediler. Ben de Numune Araştırma Hastanesine, Maliye Bakanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Gelir Vergisi Grup Müdürlüğü''ne başvuru yaptım. Bana cevap olarak numune ve ihtisastan aldığım raporlar incelendi 17.11.2006 tarihinden itibaren üçüncü derece sakatlar için uygulanan sakatlık indiriminden yararlanması gerekmekte olduğuna dair bir yazı yollandı. Çalıştığım işyerine daha sonra numune hastanesine İŞKUR için rapor başvurusu yaptım, bu seferde bana %60 özürlü raporu verdiler, Maliye''nin yolladığı %44 özürlü raporu için başka bir yere başvuru yapacak mıyım? Emeklilik süremin 18 yıl olması için içime bir şüphe düştü. Bu şekildeki bir raporun yeterli olup olmadığı konusunda bilgi alabilir miyim? Rapordan sonra ne SSK''ya ne de başbakanlığa bu raporla gitmedim, bana yardımcı olursanız sevinirim.
C: 506 sayılı Yasa''nın halen mer''î geçici 87''nci maddesi uyarınca özürlü emekliliğinden yararlanmanız için Gelir Vergisi Yasası''nın 31''inci maddesinde düzenlenen sakatlık indiriminden yararlanma başvurusunda bulunmanız sonucu %44 oranında özürlü raporunuz bulunduğu ve özürlülük oranınızın yetkili hastane sağlık kurulu tarafından tespiti yapılmış olduğuna göre şu anda farklı rapor sonuçları hakkında işlem yapmanız gerekmemektedir.
Askerlik borçlanması yapabilir miyim?
Hamit GÜRSEL: Tahsin bey, 1969 doğumluyum. Askerliğimi 1990 yılında bitirdim. 12.04.2004 sigorta girişliyim ve halen çalışıyorum. Askerlik borçlanması yapabilir miyim?
C: Askerlik borçlanması yapabilmeniz her zaman mümkün. Ve sigortalılık öncesi askerlik yaptığınız için, sigortalılık başlangıcınızı da öne çeker. Ancak 12.04.2004 sigorta girişlisiniz ve askerliğin tümünü borçlanıp sigortalılık başlangıcınızı öne çekebilirsiniz. Ancak emekliliğinizde askerlik borçlanmasına ihtiyacınız olmayabilir. Henüz çok erken.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.