
Bugün, “yıllık ücretli iznin hak edilmesinde hizmet birleştirilmesi” konusunu ele alacağım. Çünkü yaz geliyor ve yıllık izinlerle ilgili sorular artmaya başladı.
Yıllık izinde hizmet birleştirilmesi hakkında önemle kaydedilmesi gereken bir Yargıtay Kararı var. Y. 9. Hukuk Dairesi''nin 30.01.2007 tarihli, E. 2006/12556, K. 2007/1252 sayılı Kararında belirtildiği üzere, işçinin iş sözleşmesinin feshine bağlı olarak kullanmadığı yıllık izinlerin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Ancak, önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenmelidir. (4857/m.54,120,1475/m.14).
Yukarıda zikredilen Yargıtay Kararı''nda vurgulandığı üzere, davalı vekili, tespit davası açmakta hukuki menfaatin olmadığını ve 1990 yılında ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle önceki çalışmaların tasfiye edildiğini ve davacının işvereni ibra ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davanın dayanağını 4857 sayılı İş Kanunu''nun 54''üncü maddesinin ilk fıkrasında yer alan “Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır” şeklindeki kural oluşturur. Gerçekten, işçinin aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin yıllık izin hesabı yönünden birleştirilmesi anılan yasanın amir hükmüdür. 4857 sayılı İş Kanunu''nun 120''nci maddesi hükmüne göre, mülga 1475 sayılı İş Kanunu''nun halen yürürlükte olan 14''üncü maddesinin 2''nci fıkrasında, “İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır” şeklinde kurala yer verilmiştir. Y. 9. Hukuk Dairesi''nin istikrar kazanan uygulamasına göre işçinin aralıklı çalışmalarında iş sözleşmesinin feshinin ardından, bir dönem için kıdem tazminatı ödenmiş olması halinde bahsi geçen çalışmaların tasfiye edilmiş olduğu sonucuna varılmaktadır. Kıdem tazminatı ödenmek suretiyle tasfiye edilen sürelerin işçinin aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde daha sonra gerçekleşen hizmet süresine eklenmesi, mümkün görülmemektedir.
Örneğin 1986-1990 yılları arasında aynı işverenin değişik bir işyerinde çalışmış ve iş sözleşmesinin işverence feshi üzerine ihbar ve kıdem tazminatları ödenmiş, işçinin imzasını taşıyan ibranamede, yıllık izinlerin de ödendiği belirtilmiştir. Anılan ibraname ile işveren ibra edilmiş, bir başka anlatımla 1986-1990 yılları arasında kalan çalışmalar işçilik hakları ödenmek suretiyle tamamen tasfiye edilmiştir. İşçinin 1992 yılında yeniden aynı işverene ait işyerinde çalışmaya başlaması, yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir. İşçilik hakları hesabında tasfiye edilen çalışmaların, bu yeni iş sözleşmesi çerçevesinde yeniden değerlendirmeye alınması doğru olmaz. 4857 sayılı İş Kanunu''nun 54''üncü maddesi hükmünün işçinin önceki dönem çalışmalarının tasfiye edilmediği hizmet süreleri bakımından bir anlamı bulunmaktadır.
Kısaca özetlersek, yıllık ücretli iznin hesabında daha önce kıdem tazminatı ödenerek tasfiye edilen süreler, dikkate alınamayacaktır.
Bahadır Ömer DEMİR: Üstad, iyi çalışmalar. İki sorum olacak. 1- Kişi A, Özel Finans Kurumunda (Katılım Bankası) 11 yıl çalışıp, ara vermeden B Özel Finans Kurumuna geçiyor. Önceki işyerindeki çalışma süreleri, yeni işyerinde kazandığı yıllık ücretli izin gün sayısı bakımından geçerli midir? Kişi B özel finans kurumundan (Katılım Bankası) kıdem tazminatını alıp emekli olmuştur. Fakat yine aynı işyerinde çalışmaya devam etmektedir. 2.Bu kişinin izin süreleri nasıl uygulanacak?
C: Okuyucumun sorusu, “yıllık ücretli iznin hak edilmesinde hizmet birleştirilmesi” hakkındadır. Yukarıda yaptığımız açıklamalar doğrultusunda, ayrı katılım bankalarındaki çalışma – kıdem süreleri, yıllık izinde hizmet birleştirilmesine konu edilemez. Çünkü işverenler farklıdır. Diğer bir ifadeyle B Katılım Bankası çalışmasına, A Katılım Bankası çalışmaları eklenemez. Hemen kaydedelim, emeklilik de B Katılım Bankası çalışmalarını birleştirmeye engel oluşturur. Çünkü emeklilik sonrası çalışma, statü farklılığı nedeniyle ayrı bir iş sözleşmesi dönemidir. Bu nedenle yıllık iznin hak edilmesinde emeklilik sonrası çalışma dönemi, sıfırlanan kıdem süresi itibarıyla yıllık izin hak edişi hesaplaması yapılmalıdır. Ancak tarafların aynı işyerinde, yeni iş sözleşmesiyle, yıllık izin hak edilmesinde işyerinde işlemiş tüm hizmet süresine göre yıllık izin gün sayısının hesaplanacağını kabul edip uygulamalarının mümkün olduğunu; işçi lehine yorum ilkesinin bu uygulamayı destekleyeceğini düşünüyorum.
Oğuzhan METE: Tahsin Bey, kıdem tazminatıyla ilgili yardımınıza ihtiyaç duymaktayım. Benim, şu anda işgünü sayım, 3787. 2009 Mayıs ayında iş değiştirdiğimde işgünü sayım, 3547. Yani 3600 işgününü doldurmamıştım. Eğer askerliğimi saydırırsam, geçmişe dönük olarak kabul olur mu? Çünkü ben işten ayrıldığımda bana kıdem tazminatım ödenmedi. Geçmişe dönük askerliğimi saydırırsam, eski şirketimden kıdem tazminatımı alabilir miyim?
C: Okuyucumun geçen Mayıs ayında ayrıldığı işyerinden ayrılış nedeni, kısmî yaşlılık aylığını hak ediş temel şartlarından olan en az 15 yıllık sigortalılık süresiyle 3600 prim ödeme günü şartlarını, yaş şartları dışında, yerine getirmek suretiyle iş sözleşmesini fesih olmalıdır. Bu şartlar oluşmadan yapılan fesih, kıdem tazminatı hak edişi sağlamayan istifa niteliğindedir. Askerlik borçlanması da o tarih itibariyle yapılmadığından olumlu etkisi öne sürülemez. Ve eski işverenden kıdem tazminatı talep edilemez.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.