Peki, Barzani yönetimini bu pozisyona iten ne? Gördüğümü yazayım: Bir. Geçtiğimiz yıl, Şam’da rejim değiştiğinde,
ABD; (Mesut) Barzani-Abdi diyaloğunu Erbil-Kamışlı arasında mekik dokuyarak sağladı
. Şam’a karşı, Barzani’ye yakın gruplarla YPG’nin eşgüdümü hedefleniyordu. Bu görüşmelerde Barzani’ye başka garantiler verildi mi, bilemem. Ancak, Barzani “
Kürtlerin bölgedeki lideri
” imajı oluşturmaya başladı. İki. Barzani’nin bu yeni pozisyonu, zamanlama açısından,
İmralı’nın Terörsüz Türkiye sürecinde rol oynamaya başladığı döneme
denk gelir. Rekabet kokar. Üç. ABD Irak’tan çekildi. Birliklerinin önemli bir kısmını Körfez’deki üslere taşıdı. Geri kalanı da Erbil’e sevk etti. Barzani, ABD ordusunu arkasında hissediyor. Dört.
2017’deki bağımsızlık referandumuna paralel bir özgüven sözkonusu
. Bu tavrın izlerini Irak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de görebiliriz. Barzani ülkede yirmi yıldır uygulanan anlaşmayı ters yüz ediyor. İlk kez bu seçimlerde Irak Cumhurbaşkanlığını da istiyor.