Uludağ, küresel ısınma ve yapılaşma kıskacında

Aa
00:0010/11/2007, Cumartesi
G: 10/11/2007, Cumartesi
Yeni Şafak
Uludağ, küresel ısınma ve yapılaşma kıskacında
Uludağ, küresel ısınma ve yapılaşma kıskacında

Kış turizmi ve kayak merkezi olmasının yanı sıra endemik bitki türlerinin de aralarında bulunduğu bin 200 dolayında türe ev sahipliği yapan Uludağ'da doğal hayatın, yapılaşma ve küresel ısınmanın kıskacında olduğu bildirildi

Kış turizmi ve kayak merkezi olmasının yanı sıra endemik (sadece bir bölgede yetişen) bitki türlerinin de aralarında bulunduğu bin 200 dolayında türe ev sahipliği yapan Uludağ'da, doğal yaşamın, yapılaşma ve küresel ısınmanın kıskacında olduğu, bu durumun özellikle endemik türlerin üremesini tehdit ettiği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gönül Kaynak, yaptığı açıklamada, mitolojideki adı Keşiş Dağı (Bithynian Olympus) olan Uludağ'ın, sahip olduğu arazi yapısı, eteklerinden zirveye doğru değişen iklim özelliklerine bağlıo larak çok sayıda nadir ve endemik türe ev sahipliği yaptığını söyledi.

Türkiye'nin ilk buzul devri izlerinin rastlandığı Uludağ'da, Karagöl, Kilimligöl, Buzulgöl, Aynalıgöl gibi buzul göller ile buzullar tarafından şekillendirilmiş Yılankaya, Cennetkaya, Çobankaya gibi kaya kitlelerinin bulunduğuna da değinen Kaynak, bazı floristik geziler ve bilimsel çalışmalarda şu ana kadar bin 200 dolayında bitki türüne rastlandığını belirtti.

Uludağ'ın florasını oluşturan bitki türlerinden 130'unun Türkiye, 30'unun da Uludağ için endemik olduğuna, dolayısıyla 160 endemik türünbu bölgede yaşam bulduğuna işaret eden Kaynak, bunun büyük bir zenginlik olduğunu ve özenle korunması gerektiğini vurguladı.


"HOYRATÇA YAĞMALANIYOR"


Türkiye, Avrupa ve hatta dünyanın nadir bitkilerini, habitatlarını yaşatan Uludağ'ın, büyük sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Kaynak, "Dağ, 'hoyratça yağmalanıyor' diyebileceğimiz aktivitelerle karşı karşıya" dedi. Uludağ'ın kontrolsüz bir yapılaşma ve betonlaşma tehdidi altındabulunduğuna ifade eden Kaynak, şunları kaydetti: "İkinci Oteller Bölgesi bence, bitkilerin ağzından konuşursam; 'Bir cinayettir'. Yani bitkiler açısından. Uludağ'ı, tepesinde bir beton makinesi olan dağ haline getirdiler. Çünkü birçok endemik bitki, Alpin bölge dediğimiz bu bölgede yaşamını sürdürüyor. Ve siz o bölgelerde, onların yaşam alanlarına binaları, kayak pistlerini, telesiyejleri koyuyorsunuz. Onlara da 'Buyur yaşa' diyorsunuz. Bu mümkün değil. Yurtdışından botanikçiler geldiği zaman yıllar öncesinde bile, 'Bu dağın asıl böyle bir hale getirdiniz' diyorlardı. Şimdi Avrupa'dan biri, bir botanikçi gelip de kazara, 'Beni oraya götürün' diyecek diye ben korkuyorum açıkçası. Burada yapılanları onlara izah etmek, açıklamak mümkün değil. "Otellerin arıtma sisteminin bulunmadığını, atık suların hiçbir şekilde arıtılmadığını anlatan Kaynak, "Bursa'nın suyu oradan geliyor. Bursa'nın suyunu kirletiyorlar, hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Buna bir çare bulunmuyor" görüşünü dile getirdi.


"BİTKİLERİN ÇİÇEK AÇMA DÖNEMİ ŞAŞIRDI"


"İnsan aktivitesi kaynaklı" tehditlerin yanı sıra küresel ısınmanın etkilerinin de bitkiler üzerinde hissedilmeye başlandığına değinen Kaynak, bunun süreç içinde daha net şekilde gözlemlenebileceğini belirtti. Son 20-30 yıldır dünyanın sıcaklık ortalamasının arttığını, geçen yıl ise etkisini daha fazla hissettirdiğini vurgulayan Kaynak, şöyle konuştu: "Ama şimdiden şunu gözlüyoruz; küresel ısınma yüzünden bitkilerin çiçek açma dönemi şaşırdı. Yeni koşullara adapte olanlar ayakta kalacak, adapte olamayanlar maalesef yok olacak. Örneğin, bazı bitkiler daha önce açıyor veya bazı bitkiler hiç açmayabiliyorlar. Neden? Diyelim ki Haziran ayında bugüne kadar ortalama sıcaklık 15 dereceyse, bugün 20 dereceye ulaşmışsa, bu sıcaklık bitkinin tam tomurcuk olup da açacağı dönemde, ani bir sıcak dalgası, tomurcuğu kavurur. Bitki çiçek açamaz. Çiçek açamaması demek, bitkinin ürememesi demektir. Dolayısıyla sıcaklık yıllar içinde sürekli bu şekilde artacak olursa, bir kere bitkilerin çiçeklenme dönemi değişecektir. Ama bu değişim rayına oturana kadar mutlaka arada bu değişime uyamayacak olanlar vardır. Belki onların popülasyonları yavaş yavaş yok olacaktır."


"BİTKİ KIZAKLARI" ŞAŞIRTACAK


Kaynak, küresel ısınmaya bağlı olarak, "Akdeniz balıklarının Karadeniz'de görülmeye başlaması" gibi, dağın düşük rakımlı eteklerinde yetişen bitki türlerine, artık daha yüksek rakımlarda rastlanabileceğine dikkati çekti.

Bitkilerin yeni konumlarının şaşırtıcı olabileceğini ifade eden Kaynak, "Örneğin dağın 700-800 metresinde yaşayan bir tür, popülasyon yeni şartlara bağlı olarak belki daha yükseklere doğru hareket edecektir. Biz bunlara 'bitki kızakları' diyoruz. Dünyanın jeolojik çağlar boyunca geçirmiş olduğu iklim değişiklikleri var. Belki biz bunlardan biriniyaşıyoruz şu anda veya o sürecin içindeyiz" diye konuştu. Kaynak, daha dar alanlarda lokalize olan endemik türlerin, diğer bitkitürlerine göre, yeni koşullara karşı çok daha hassas olduğunu vurguladı.