Fısıltı gazetesine karşı hakikat

04:0019/01/2026, Pazartesi
G: 19/01/2026, Pazartesi
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

​Mehmet Demir / Emekli Cumhuriyet Savcısı

Türkiye, tarihinin en kritik eşiklerinden birinden geçerken; PKK ve onun Suriye uzantısı SDG’den Gazze’deki insanlık dramına, İran’ın bölgesel hamlelerinden küresel güçlerin satranç tahtasına kadar çok boyutlu bir kuşatmayla karşı karşıyadır. Bu fırtınalı denizde bir toplumun en büyük çıpası, kendi devletine ve seçtiği iradeye olan sarsılmaz güvenidir.

​VEKALET AHLÂKI

Öncelikle, sandık başına giderek yüzde 52,3’lük bir iradeyle Cumhur İttifakı’nı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nı göreve getiren kesime bir hatırlatma yapmak gerekir: Siz bu yönetimi, sadece bir vaat listesi için değil; sizin değerlerinizi paylaştıkları, milli menfaatleri sizin adınıza koruyacaklarına inandığınız için seçtiniz.

Siyaset bir “itimat” müessesesidir. Devleti yönetme yetkisi verdiğiniz kadroların; elindeki istihbarat ağıyla, devletin asırlık arşiv ve belgeleriyle ulaştığı stratejik kararları sorgulamak, dış mahreçli algı operasyonlarına kapı aralamak demektir. Devletin elinde her türlü bilgi, belge ve enformasyon varken; kahve köşesi sohbetlerinde üretilen “fısıltı gazeteciliği”ne itibar etmek, kendi iradenize ihanettir.

​ALGI OPERASYONLARINA KARŞI ZIRH KUŞANMAK

Bugün sosyal medya, özellikle ABD ve İsrail menşeli manipülasyonların, dezenformasyonun ve toplumsal mühendislik projelerinin bir laboratuvarı haline gelmiştir. Bu mecralardan yayılan her türlü “duyum” ve “yönlendirilmiş bilgi”, toplumsal birliği içeriden kemirmeyi hedefler. Unutulmamalıdır ki devletin kararı stratejidir, veriye dayanır; manipülasyon, provokasyondur, dedikoduya dayanır.

İktidarı seçenlerin tavrı; soğukkanlılık, devlete sadakat ve resmî açıklamalara mutlak odaklanma üzerine kurulu olmalıdır. Devletin bekası söz konusu olduğunda, kahve cemaatinin dedikodusu değil, devlet aklının sessiz ve derinden giden hamleleri esastır.

​Demokrasinin gereği olarak farklı sesler çıkacaktır. Ancak milli meselelerde, yüzde 48’lik kesimin neye inandığı veya hangi argümanlarla hareket ettiği, iktidara meşruiyetini veren ve sorumluluğunu paylaşan yüzde 52,3’lük kitlenin zihnini bulandırmamalıdır. Devletin direksiyonunda olanların rotası bellidir; bu rotayı dışarıdan gelen spekülasyonlarla değiştirmeye çalışmak, bölgesel yangınlarda Türkiye’yi zayıf düşürmekten başka bir amaca hizmet etmez.

Sonuç olarak; Türkiye’nin terörsüz bir gelecek inşa etme, bölgesel bir güç olma ve küresel haksızlıklara karşı durma mücadelesi bir “güven” testidir. Bu testi geçmenin yolu, sosyal medyanın gürültüsüne değil, devletin vakarına kulak vermektir. Dedikodu haberciliği ile devlet yönetilmez; devlet, ancak ona güvenen bir milletle yücelir…

#Politika
#Türkiye
#Toplum
#siyaset