Cemaatle namaz kılmak yasaktı

İlhan Toprak
00:0010/06/2013, Pazartesi
G: 9/06/2013, Pazar
Yeni Şafak
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Cemaatle namaz kılmak yasaktı
Cemaatle namaz kılmak yasaktı

28 Şubat sürecinde, Kara Harp Okulu'nda cemaatle namaz kılmanın bile yasaklandığı ortaya çıktı. Kıdemli Yüzbaşı rütbesindeyken TSK'dan ilişiği kesilen İlhami Tan, 'Sadece Cuma ve Bayram namazları imam ile topluca kılınır' diye talimat yayınlandığını açıkladı

28 Şubat soruşturması iddianamesinde Kıdemli Yüzbaşı rütbesindeyken TSK'dan ilişiği kesilen İlhami Tan kendisinin tehdit edildiğini söyledi. İddianamede 'Müşteki' sıfatıyla yer alan İlhami Tan'ın ifadesi iddianameye şöyle yansıdı: 'Müştekinin 25/09/2012 tarihli ifadesi sırasında sunmuş olduğu belgelerin incelemnmesinde, KKK Harp Okulunda uyguladığı anlaşılan 'Cami Talimatı' başlıklı ilgili komutanlarca imzalı belgede 'Sadece Cuma ve Bayram namazları imam ile topluça kılınır' denilerek diğer namazların cemaat ile kılınmasına yasak getirildiği' belirtildi.

GİZLİ KAMERA VE DİNLEME CİHAZLARI ALMIŞLAR

Uzman Çavuş Davut Kurtuluş ise yine müşteki sıfatıyla verdiği ifadede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki cunta yapılanmasının dinleme ve izleme yapabilmek için istihbarat şubeden gizli kamera, dinleme cihazı gibi malzemeleri istediğini belirtti. Kurtulmuş'un iddiası üzerine savcılık tarafından yapılan incelemede, 'Deniz Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı E. Ş. tarafından imzalı 6 Mayıs 1997 tarihli 3500-189-97/İKK.Ş.8326, 2004/97 Sayılı İrticai Faaliyetler Konulu Hazırlayan: Dz.Kur.Kd.Alb.E.Ş. 2082 ibaresi bulunan belgenin teklifler bölümünde 'Yıkıcı, Bölücü ve İrticai unsurlarla ilişkili olan personelin faaliyetlerinin dökümante edilmlesinde yararlanılmak amacıyla başlangıçta 2 adet gizli kamera, 5 adet özel fotoğraf makinası, 5 adet özel ses kayıt cihazı, 5 adet dinleme cihazı, İstihbarat Daire Başkanlığı için küçük bir adet fotokopi makinası, 1 adet bilgisayar ve yazıcı istihbarat ödeneğinden alınması, belirtilen istihbarat cihazlarının seçimi ve temini için MİT veya Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı'nın güvenilir elemanları ile amacımızı maskeleyerek işbirliğine gidilmesi..' belgesine ulaşıldı.

YOLSUZLUĞA GÖZ YUMMADIM

1997 yılında YAŞ Kararları ile ordudan ihraç edilen subaylardan Kamil Şahin'in TSK'dan atılma gerekçesi iddianameye şöyle yansıdı: 'Disiplinsiz olmadığını, eşinin kapalı olmadığını, namaz kıldığını ancak gizli bir şekilde kıldığını, herkese göstermediğini, irtica denilebilecek faaliyetinin olmadığını ancak o dönemlerde bazı sözlü emirlerin yerine getirilmesi istendiğinde kendisinin yazılı emir istediğini bu şekilde işlemleri olduğunu, mesela yapılacak teknik alımlar hususunda bir bilirkişi tayin edilmesi gerektiğinde kendisinin teknik bilgisi olması nedeniyle bilirkişi olabildiğini bu hallerde örneğin 1.000 TL'lik bir parça için 3.000 TL'lik liste fiyatı oluşturduğunda bunu sözlü emir ile imzalamadığını bu yüzden kendisini zorlayamadıklarını, bu sebepten uzaklaştırılmış olabileceğini söyledi.'

AHLAKSIZLIĞA GÖZ YUMMADIĞIM İÇİN CEZALANDIRILDIM

16 Haziran 1998 tarihinde ordudan ilişiği kesilen Başçavuş Orhan Köseoğlu ise yaşadıklarını şöyle anlattı: '9 Nİsan 1997 tarihinde 3 gün oda hapsi cezası, 25 Mart 1997 tarihinde şiddetli tembih cezası ile cezalandırıldığı, 1/11.İçGv.P.Tb.K.Z.G. tarafından 20 Mart 1997 tarihinde müştekiye hitaben yazılan yazıda müştekinin dini görüş ve anlayışlarının sorgulanarak 'televizyon seyrederken genelde erotik sahneleri insanların izlememesi için kanal değiştirmenizi onaylamak mümkün değildir. Sizin bu seferlik yazılı ve sözlü olarak uyarıyorum' denildi.'

TRT'DE REFAH RAHATSIZLIĞI

28 Şubat iddianamesinde BÇG'nin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e verdiği brifingde Refah Partisi'nin TRT'yi ele geçirmek için yoğun çaba gösterdiği iddia edildi. Bu kapsamda Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından seçilen üç adaydan biri olan Tuncay Büyükertan'ın adaylıktan çekilmesi üzerine yerine

şeriatçı görüşe yakın bir kişinin üçüncü aday olarak seçilmesi için DYP ile anlaşma gayretlerinin sürdüğü de kaydedildi. Buna karşılık Cumhurbaşkanlığı cevabi yazısında TRT Genel Müdürünün Cumhurbaşkanı tarafından atandığına dikkat çekildi.

CİHAD HAZIRLIĞI YALANI

Yurt dışındaki İslami üniversitelere eğitim maksadıyla gönderilecek öğrencilerin genellikle İmam Hatip mezunu olan geçler arasından bizzat RP tarafından seçildiği ifade edildi. Öğrencilere yurtdışındaki üniversitelerde İlahiyat Ekonomi ve Arapça derleri verildiği derslerden sonra kalan zamanda ise silahlı eğitime tabi tutularak Cihada hazırlandıkları da iddia edildi. Eğitimi tamamlayan öğrencilerin ise milli görüş camiasının şemsiyesi altında görev yaptığı kaydedildi. Cumhurbaşkanlığının konuyla ilgili yaptığı araştırma sonrasında ise Yurtdışında kendi parasıyla eğitime gitmenin önlenmesinin mümkün olmadığı belirtildi. Öğrencilerin silahlı eğitime tabi tutulması olayının ise MİT tarafından araştırılarak tedbirlerin alınması gerektiği kaydedildi.

TOPAL'I ÇATLI ÖLDÜRDÜ

1997 veya 1998 yılında yapıldığı anlaşılan sivil şahıs olduğu anlaşılan Yusuf Sezer ile Gölcük Donanma Komutanlığında İstihbarat Şube'de görevli Erkan Binbaşı ve Necmettin Yüzbaşı arasında geçen konuşmalardan oluşan ses kaydında kumarhaneciler kralı olarak bilinen Ömer Lütfi Topal'ın Susurluk Kazasında ölen Abdullah Çatlı tarafından öldürüldüğü yer aldı. Ses kaydının dökümü iddianameye şöyle yansıdı: 'Ömer Lütfi Topal'ın Çatlı tarafından öldürülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?' dediği, Yusuf'un şayet Ömer Lütfü Topal millet için çok kötü bir insansa ortadan kalkması yararlı toplum için...Eğer bana görev verdiniz toplumumuzun gereği için eğer o yetkiyi bana verdiniz ama gerektiği şekilde o yetkiyi kullanmadan önce size danışmam gerekir. Yargısız infazı ben kabul etmiyorum' dediği.'

İstemediğimiz hiçbir kanunu geçirtmedim

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 28 Şubat İddianamesi'nde, yargıya nasıl müdahale edildiği gözler önüne seriliyor. Ülkenin dengesini bozacak yasalara engel olunduğu belirtilirken; Anayasa Mahkemesi'nde istenilmeyen hiçbir kanunun geçirtilmediği vurgulanıyor.

MGK'DA KONUŞULDU

MGK Genel Sekreterliği'nden gönderilen 7 Ocak 1997 tarihli 3 sayfadan oluşan belge iddianemeye girdi. Belgede, Demirel'in, 'İç savaşa gitmeden gerekli tedbirler alınmalıdır.

İrtica gibi Kürtçülük de var. Bunlar birleşebilir mi? Maksatları ayrı. Alınması gereken pratik tedbirler var. Bunları alarak mani olabiliriz. Ülkenin dengesini bozacak yasalara engel oluyoruz. Bunun için ben ve Anayasa Mahkemesi var. 6 aydan beri istemediğimiz hiçbir kanunu geçirtmedim.

MİT, TRT, üniversiteler gibi kurumlarda tahribat yaptırmayız' dediği ortaya çıktı.

KADRO TEMİZLİĞİ YAPTI

Ayrı belgeye göre Demirel, 'Üniversiteler tasarısını hazırlayanlara haber gönderdim. Çıkaramazsınız dedim. Bazı üniversitelere sızmış öğretim üyeleri var. Ancak rektör seviyesinde temizledim. Başsavcı için bugün yarın karar vereceğim. Devletin büyük kuruluşlarının başında rejim düşmanı kimseyi barındırmam. En önemli olan şey Cezayir durumuna düşülmeden bu durumdan çıkılmasıdır' görüşlerini dile getiriyor.