Finans ve lojistik oturursa Türkiye Avrupa'yı sollar

Fikret Çengel
00:0025/04/2011, Pazartesi
G: 24/04/2011, Pazar
Yeni Şafak
Finans ve lojistik oturursa Türkiye Avrupa'yı soll
Finans ve lojistik oturursa Türkiye Avrupa'yı soll

Beyagan Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Rüya Beyagan, Türkiye'nin son dönemdeki çıkışını değerlendirdi. Türkiye'nin bu noktada iki avantajı olduğunu belirten Beyagan, "Hem etrafı üreticilerle dolu hem de lojistik avantajı var. Türkiye burjuva ülkelerden mal alıp diğer ülkelere satıyor. Bunu çok iyi başarmış durumda. Finansı ve lojistiği oturtabilirsek Türkiye Hollanda gibi bir oyuncu olabilir" dedi

Bayegan merkezinde başarılı petrol traderleri Bayegan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Bayegan ve Yönetim Kurulu Üyesi Rüya Bayegan çiftini bekliyoruz. Biraz erken gelmişiz. Bir koşuşturmaca, bir hareketlilik... İnanılmaz bir yoğunluk. En son Rüya hanım, "10 dakika lütfen, söz kesin geliyorum" diyor. Sözünü tutuyor ve görüşmemiz konuştuğumuz saatte başlıyor.

DIŞ PAZARLARLA BÜYÜDÜK

Bayegan'dan biraz bahseder misiniz?

Bayegan 1940 yılında kurulmuş. Ercüment'in dedeleri ile başlanmış.

Ercüment'in babasının babası ile annesinin babası kimya ve plastik işi ile uğraşıyormuş sonra kimya plastiği birleştirmişler. Son 20 yıla kadar mal alıp Türkiye'de satılmış hep. Ercüment işin başına geçince 20 yıl önce ben sadece Türkiye'de kalmayacağım petrokimyada daha fazla büyümek istiyorum diyor. Önce Türkiye'nin üzerine yuvarlak bir daire çiziyor, Rusya, Romanya Bulgaristan, İran, Irak'ta, Suriye ve Mısır'da yapılanmaya başlıyor. Oraları alıp, oralarda iş yapacağım diyor. İkinci pazarda olarak da Hindistan'ın içini seçtik. Aşağı yukarı 10 yıl önce filan başladık. Dünyada pazarları belirleyen Avrupa, Ortadoğu, Amerika ve Asya var. Buralara vakıf olabilirseniz bu işin duayeni olabilirsiniz.

PÜF NOKTA FİYATA HAKİMİYET

Bunu başarabilmenin yolu nedir?

Amerika, Asya, Avrupa fiyatı nedir diye bilirseniz gücünüzü ortaya koyarsınız. Malı aldığınız zaman imkân yaratacaksınız. Sadece Türkiye fiyatıyla mal sattığınız zaman daha çok sıkışıyorsunuz. Ama başka bölgelere verme şansınız olduğu zaman zarar etmiyorsunuz. Biz uluslararası ticaret firmasıyız. Petrokimyada, Türkiye fiyatıyla dünya ticaretini yapan tek firmayız. 64 tane üretici ortağımız var. Ortaklarımızdan her ay aynı malı alıp aynı malı aynı bölgeye satıyoruz. partnership bazda yürüyoruz.

TEK GLOBAL TRADER

Siz üretmiyorsunuz, sadece satıyorsunuz doğru mu?

Evet, bizim işimiz alıp satmak... Türkiye'de bu işi yapmak daha kolay. Dünyada yapmak daha zor çünkü işimiz artık oturdu. Herkes kendi işini yaptığı için daha az sorun oluyor. Türkiye'de petrokimya da çimento da daha çok büyümeyi hedefliyoruz. 14 fabrikayla anlaşmamız var. Türkiye'de dağıtım olarak da likit bazda solvent ve polimerleri yapan tek firmayız. Bütün ara malların (kablo, plastik) hepsine ortaklarımızın sayesinde de sahibiz.

Grup bünyesinde başka sektörler var mı?

Bayegan Grubu altında çimento ve demir çelik işlerimiz de var. Kardeşimin kendi ortaklığı var; kendi yürütüyor işini. Çimentoda çok fazla büyümeyi hedefliyoruz. Amacımız tüm inşaatçılara çimento vermek.

ORHAN BABA ETKİLİYOR

Dış pazarlarda söz sahibisiniz, sırrınız?

Benim babam 5 sene evvel vefat etti. Onursal başkanımız Orhan babadır. Belli zamanlarda uğruyor. Orhan babanın bir alışkanlığı var. Rüya'da da o var. Araplarla konuşurken, büyük konferanslarda falan, masaya vurarak konuşuyorlar. Nazikçe de değil. Kaptırıyorlar kendilerini. Bir sarışın hanım orada konuşuyor, masaya da vuruyor. Arap kim bu diye, daha bir kulak vermeye başlıyor. 12 yaşımızdan beri çalışıyoruz. Çalışma dışında bir hayat görmedik.

TÜRKİYE'NİN İTİBARI VAR

Türkiye'nin son dönemdeki çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hükümet, Türkiye'nin imajı konusunda çok doğru yolda... İnanılmaz... Türkiye'yi ticaret yapar gibi yönetiyorlar. Avrupa'ya gidebilecek yerimiz yoktu. Senin aldığını ben de alırım, ben Avrupalıyım deniliyordu. Araplar 'Siz Müslüman mısınız?' diye soruyorlardı ama şimdi kimse bu soruyu sormuyor. Kardeş ülke gibi görüyorlar. Avrupa'nın gözünde değerli olduk. Türkiye'nin itibarı var. Başka ülkelerle kıyasladığında niş ülke oluyor. Etrafında mal alacağın fazla ülke yoksa her zaman pahalıya alırsın. Türkiye'de böle bir şey yok. Aynı navlun maliyetiyle ister Uzakdoğu'dan, ister Amerika'dan, ister Ortadoğu'dan alır. Böylece çeşitlilik, rekabet oluyor.

HOLLANDA GİBİ OLURUZ

Türkiye'nin iki avantajı var. Hem etrafı üreticilerle dolu, hem de son kullanıcılarla... Lojistik avantajı var. Bir avantajı da lojistik hızı yani bankacılık, depoculuk... Mesela senelerce Hollanda ne yapmış? Bütün Amerika malını Hollanda'daki depolara koymuş. Bütün dünya da onların o avantajını kullanarak malı oradan almış. Bizim ham madde zenginliğimiz yok. Petrol bulunamadı ama bir şeyler çıkacak diye bekliyorum. Türkiye burjuva ülkelerden mal alıp diğer ülkelere satıyor bunu çok iyi oturtmuş durumda. Bankacılık ve ticaret finansmanında çok gerideyiz. Depolama olarak da biraz daha iyi yerdeyiz. Finansı ve lojistiği oturtabilirsek Türkiye, Hollanda gibi bir oyuncu olabilir.


Petrol fiyatları ne olacak peki, bir öngörünüz var mı?

Petrol hakkında kimsenin öngörüsü olduğunu sanmıyorum. Çünkü Libya'dan nereye sıçrayacağı belli değil. Ben Suudi Arabistan'a kesin geleceğine inanıyorum. Kuveyt'te oldu, çok önlem alındı, Suudi Arabistan'da oldu onlar da çok acil önlem aldılar. Hindistan'da küçükte olsa var, Çin'de var ama bastırılıyor. Suudi Arabistan'da öyle bir şey çıkarsa petrol 200 dolar olur. Çin'de çıkarsa 50 dolar olur. Çünkü Çin dünyanın en büyük alıcısı. Çin de bir çatlak olması ekonomik kriz yaratır, ABD krizinden daha kötü olur. Herkes de; petrol fiyatları yükseldiği için bu kadarda ikinci bir kriz bekleniyor. Petrol fiyatları yukarıda ama daha fazla çıkacak. Çünkü Japonya'nın nükleer santrali gitti. Yüzde 40 enerjisi gitti. Nüfusu 120 milyon olan ülke. Yüzde 50 enerjisini yok edebiliyorsan bu ülke artık kur dalına geçmek zorunda. Bunu da ham petrolle sağlayacak. Libya da şuan bir sorun gözükmüyor normal olarak gidiyor. Libya da bir petrol kuyusunun işletmesini Katar almış. Libya hesabına satıyor, düzeldiği zaman tekrar iade edecekmiş.

Petrol fiyatlarına gerçekten birebir talep mi artırıyor yoksa sanal mı?

Bir kaç tane sebebi var onun. Daha fazla alıyım, stok yapayım diyenler var. ABD bile 22, 23 yıllık stoklarını açıkladı. Buda daha fazla çıkmasını sağlıyor. Petrol fiyatlarının 150 dolara çıkması banka ticaretinde olan şeylerdi. Altının çıkması da güvensizlik ortamı olduğunu gösteriyor. Kimse bankalara güvenmediği için altın alıyor. Bir örnek vereyim; Arkadaşım kriz ortamında iyi bir fiyata fabrikasını sattı. Bize "Siz çalışın durun, ben kriz ortamında kâr sağladım paramı bankaya yatırdım" dedi. Ondan sonra bankadan yazı geldi 'bankamız batmıştır, yüzde 15'ini 5 yıl içinde ödeyeceğiz' diye. Akıllıyım derken parasının yüzde 85'ini kaybetti.


Türkiye'nin sorunu girişimci ruhunu, yeteneklerini kurumsal hale getiremeyişi mi?

Bir anımı anlatayım size. Avrupa'nın en büyük kimyasal firması Debussa'nın toplantısı var. Yemek yiyoruz. Yanımda da Japon bir bey var. Oradan buradan konuşuyoruz. Adam, "Siz kaç senelik bir firmasınız" diye sordu. Ben de "Biz eskiyiz, 70 senelik bir firmayız" dedim. Adam çok mütevazılıkla, "Çok iyi ya" dedi. Ben de ona sordum, "Biz biraz daha eskiyiz" dedi. "Kaç senelik?" dedim, "920 senelik" dedi. (Kahkahalar) 920 senelik Marubeni. Ben tabi kaldım öylece... "Siz bayağı eskisiniz" demek zorundayım. "Kusura bakmayın" dedim. İki kuzen bunlar. Biri Mitsui, biri Mitsubishi. Oradan akarak geliyor. Toyota'sı da, Sony'si de... Ama şöyle de bir gerçek var birbirlerini çok tutuyorlar. 3 kişi teklif götürsün, daha kötü fiyata kendi milletinden olana verir. Türkiye'de ise Avrupa hayranlığı var. Yüzde 90'ı yabancılara gidiyor. Petkim'le daha yeni yeni çalışmaya başladık. Bana verse mal da para da Türkiye'de kalacak. Benim kar marjımla onların ki bir değil çünkü. Yerli firma ile yabancı arasında bir de şöyle bir fark var; sıcak para gibi... Türkiye'ye geliyor parsayı topluyor, kriz oldu alıp gidiyor. Sonra güneşli hava oldu yine geliyor. Biz öyle değiliz. Batağı da olsa,sıkıntısı da olsa adamla birlikte yaşıyoruz. 2008'de şu masanın etrafında ne toplantılar oldu. Bazı yabancı sermayeli firmalar, krizden sonra ödeme yapamayacağını açıkladı, ona iş yapan firmalar tepetaklak oldu. Bu krizde herkes yerlilerle birlikte olmanın faydalarını görmüş oldu.


Japonya'daki deprem ve tsunami, piyasaları nasıl etkiler?

Türkiye'ye PVC'nin yüzde 30'u ABD'den gelir. Koblolar PVC'dir, dış mekan kaplamalar PVC'dir. Amerika PVC pazarı çok büyük ama çok fazla ihracat yapmıyorlardı. Son krizden beri dünya pazarının yüzde 30 sahip oldular. 26 Mart'ta Amerika bir konferanstaydım. Onlar inşaattaki büyümeyi hala sıfır görüyorlar. Fakat Japonya umut oldu. Deprem Japonya'nın geleceği bakımından iyi olmadı ama bizim açımızdan iyi oldu. Türkiye açısından iyi oldu. PVC'nin en büyüğü Amerikan Shinasu'dur. Bütün PVC'lerin en büyük fabrikaları Japonya'dadır.

Bunların hepsinin yüzde 60 kapasitesi yok oldu. 9.75'e alabildiğimizi 1200'e alamıyoruz. Piyasada yokluk oldu, fiyatlar arttı. Mal daraldığı için daha pirim yapıyorsunuz sattığınız mallar için. Mesela Japonya ev yapacaklar. Bunun için de PVC her şeye lazım. Kendi üretemeyecek, dünyadan alacak.

Dünyaya yeni bir pazar çıktı yani?

Evet. Olimpiyatlar, futbol şampiyonaları niye gelişmekte olan ülkelerde oluyor daha çok. Gelişmekte olan ülkelere yardım ederek yatırıma zorluyorsun. Fazladan para harcatıyorsun. Fazlaca da paralarını alıyorsun. Bir taraftan da güzel oluyor, pazar açılıyor.


Rüya hanım, nasıl bir yoğunluktur bu?

Şu an bir aylık programım belli. Dünyanın farklı ülkelerinde... Uçakta uyuyoruz yoğunluktan dolayı... Çocuğum dan uzak kalıyorum bazen 1 ay gelemediğim oluyor. Ercüment Bey daha çok yurt içine ben yurt dışına bakıyorum. İletişimi ben sağlıyorum. Boğa burcuyum hiperaktifimdir. Yurtdışına çıkıyorum hem işimi hem de alışveriş yapıyorum ailem eksik sadece yanım da... 17 günlük bir programım vardı, oğlum da daha yeni doğmuştu. Onu da yanıma aldım sonra toplantıya oğlum kucağımda katıldım. Uyuyordu birden ağlamaya başladı. Hem onunla ilgileniyorum hem de toplantıyla. Böyle yoğun zamanlarım da oluyor.

Peki bu sürdürülebilir bir tempo mu, bir yerde patlamaz mı?

Ben işimi seviyorum. Bu yoğunluktan şikayetçi değilim aslında. Tek sorun çocuklardan ayrı kalmak. Dün koptu zaten. Annem aradı. 'Rüya toparla kendini bu böyle olmayacak' dedi. Ben gittikten sonra çocuğu ağlayarak bulmuşlar. 'Anneme doyamamıştım yine gitti' demiş. Ama ben ayrılırken hiç ağlamamıştı. (Gözleri doluyor)