Osmanlıca bu ülkede öğretilecek

Yeni Şafak
04:009/12/2014, Salı
G: 8/12/2014, Pazartesi
Diğer

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlıca'yı bu ülkenin evlatlarının öğrenmesinden rahatsız olanların bulunduğunu söyledi. Bunun büyük bir tehlike olduğunu belirten Erdoğan, “Bizim şah damarlarımız koparıldı. İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek” dedi

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca düzenlenen 5. Din Şurası’na katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başta Türkiye olmak üzere bazı İslam ülkelerinin batılılaşma süreçleri içinde birçok şeyi taklit ettiklerini belirtti. Erdoğan, özetle şunları söyledi:

Hristiyanlık tartışmalarında din bir afyon olarak tanımlanırken, aynı tavır ülkemize ya da başka İslam ülkelerine bir taklit olarak yerleştirilmek, ikame edilmek istendi. Son 200 yıldır Türkiye topraklarında yaşanan tartışmaların önemli bir çoğunluğunun merkezinde aleni ya da gizli şekilde din vardır. Batılılaşmanın bir taklit, sorgusuz sualsiz kabul şeklinde ilerlediği son 200 yıllık süreçte Türkiye’nin de Batı’daki tartışmaları yaşaması istenmiş ancak doku uyuşmazlığı ortaya çıkmıştır. 

SİSTEMATİK HORLANMA

Cumhurbaşkanı olarak, bu ülkede dine ait tüm meselelerin, tüm konuların özgürce ve özgüvenle ele alınabilmesi için tüm kesimleri cesaretlendirmekle mükellefim. Bırakınız dine ait meseleleri özgürce tartışabilmeyi din ve dindarlar, yaklaşık 200 yıl boyunca her türlü eleştiriye, tahkire, horlamaya sistematik şekilde maruz kaldı. Din ve dindarlık, yobazlığın, tutuculuğun, gericiliğin, baskının nedeni olarak lanse edildi.

Dindarların en tabii haklarını savunan, yani normalleşmeyi savunan siyasetçiler, gerici, din istismarcısı yaftasına maruz bırakılmış, hatta sırf bu yüzden darağacına, ipe çekilmişlerdir. Sahte hocaların, sahte dindarların adeta toplumu zehirlemek için yaptıkları mücadele desteklenmiş, resmi ideolojinin dar kalıpları içinde kalan sözüm ona alimler teşvik edilmiş, sırtları sıvazlanmıştır. Vatanına ihanet şebekesi kuran, din adamı maskesi altındaki şarlatanlar, ulusal ya da uluslararası teşviklere mazhar olabilmiştir. 

SORULAMAYANI SORUNCA HEDEF YAPILDIK

Siyasi hayatımız boyunca ben ve yol arkadaşlarım ulusal ya da uluslararası operasyona maruz kaldık. Çünkü biz bu millete özgüven aşılamanın mücadelesini verdik ve veriyoruz. Sadece milletimize değil, komşularımıza, bölgemize, tüm insanlığa özgüven aşılamanın, bazı soruları sorma yönünde teşvik etmenin mücadelesini veriyoruz. Eğer hedef yapılıyorsak, boşuna yapılmıyoruz. 200 yıldır sorulmayan, sorulamayan soruları sorduğumuz için içeride ve dışarıda hedef yapılıyoruz.

200 YILLIK EZBERLERİ BOZDUK

İki yüz yıl sonra artık sorulmayanları sorduk, konuşulmayanları konuştuk, dayatılan ezberleri bozduk. Gerek uluslararası medyayla, gerek içerideki taşeronlarıyla üzerimize gelecekler. Devşirdikleri, kendi topraklarına yabancı hale getirdikleri, yazarlar, sanatçılar, ellerindeki tüm araçlarla üzerimize gelecekler. Besleyip büyüttükleri Müslüman görünümlü misyonerleri, ihanet şebekeleriyle üzerimize gelecek, oyunlar kuracaklar. Allah’ın izniyle geri adım atmayacağız.

BU ESKİMEZ TÜRKÇE’DİR

Osmanlıca'yı bu ülkenin evlatlarının öğrenmesinden rahatsız olanlar var. Aslında bu eskimez Türkçe’dir, yabancı bir şey değil bu. Bununla biz gerçekleri öğreneceğiz. Diyorlar ki ‘mezar taşlarının okunmasını mı öğreteceğiz?’ O mezar taşlarında bir tarih, medeniyet yatıyor. Bir neslin kendi mezarında kimlerin yattığını bilmemesinden daha büyük cehalet olabilir mi? Bu bizim şahdamarlarımızın koparılmasıydı aslında. Bunun öğrenilmesini, öğretilmesini istemeyenler var. Bu çok büyük bir tehlike. İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek. Kitaplarımızla, eserlerimizle, harflerimizle, arşivlerimizle bağımızı koparmaya yönelik girişimlere rağmen Türkiye’nin ilim erbabı ayaktadır.

Helvadan put yapma zihniyeti

Erdoğan, mücadelelerinin, iki yüz yıldır esirgenen her alandaki hakların teslimi, yani normalleşme mücadelesi olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Din ve devlet işleri ayrı olsun’ diyerek dine yönelik her saldırıyı meşru görenler, kendi yapay dinlerini devlete egemen kılmanın mücadelesini verdiklerinin bilincinde değiller. Bu ülkede çıktılar ne dediler, sipariş şairleri çıktı bunların, ‘Kabe Arabın olsun, bize Çankaya yeter’ dediler. Bu zihniyet bir dinin yerine, hak dinin yerine yapay bir din kurma, helvadan put yapma zihniyeti değil de nedir? Kendileri yaptılar,   kendileri taptılar” dedi.


Artık defans yapmayın

“Tüm mazlumların yüreği, kalbi, gönlü, yüzü sizlere çevrilmiş durumda” diyerek bilim insanlarına seslenen Erdoğan, “200 yıldır hedef yapılan, savunmada bırakılan medeniyeti özgüvenine, cesaretine kavuşturacak olan sizlersiniz. Cumhurbaşkanı olarak benim bir vazifem de sizleri yüreklendirmek. Hiç tereddüt etmeden, korkmadan, ilmin dairesi içinde yapılması gereken neyse onu yapın. Defanstan çıkın, artık ileriye koşun. Her zaman arkanızda olacağız" diye konuştu.


İslamofobi içeride de körüklendi

Filmlerde, romanlarda, karikatürlerde, bilim ve fikir dünyasında dindarlık ile cehaletin hep eş tutulduğunu belirten Erdoğan, “İslamofobi dediğimiz faşizmle eşdeğer olan hastalık, sadece Batı’dan Doğu’ya yönelen bir sorun değildir. Bizzat içeride, idareciler, siyasetçiler, bilim insanları, düşünürler ve medya yoluyla İslamofobi sürekli körüklenmiştir. İslamofobiklere göre, İslam dünyasının geri kalmasının sebebi dindir. Bunlara göre İslam coğrafyasının kanla, terörle anılmasının sebebi de budur. Bilim ve teknolojide geride kalmanın sebebi işte bu İslamofobiklere göre dindir” dedi.

#5. Din Şurası
#Erdoğan
#Osmanlıca