82 yıl sonra Danıştay saldırısında yaşananlar, Menemen olaylarının tekrarı gibi... Menemen'de esrarcılara yaptırılanlar "Şapka inklabına karşı başlayan isyan" gibi gösterilirken, Danıştay saldırısının baş aktörü Alparslan Aslan'ın da "türban kararı" için eylemi gerçekleştirdiği söylenmişti.
Başbakan'ın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik 'Menemen'e bak Danıştay'ı anlarsın' sözleri sonrasında gözler 82 yıl önce Menemen'de gerçekleşen olaya çevrildi. 23 kişinin idam edildiği Menemen olayı ile Danıştay saldırısı arasında ortaya çıkan çarpıcı benzerlikler şaşırtıyor.
İzmir'in Menemen İlçesinde 23 Aralık 1930 günü gerçekleşen olayın perde arkası 82 yıl sonra İşadamı Hasan Külüng'ün çok önemli bir tarihi anektodu ile aralandı. İşadamı Hasan Külünk, Hamdullah Suphi Tanrıöver'in 1973 yılında Osman Yüksel Serdengeçti'ye "Kabakçı taifesine (zamanın esrarkeşleri) üç beş kuruş verdik. Bir nümayiş tertipledik. Fakat kontrolden çıktı, zavallı Kubilay kurban oldu. O bizim günahımızdır" sözleriyle Menemen olayının arkasında 'derin devlet işi' olduğunu ortaya koydu. Tarihçi Yazar Mustafa Armağan, hatıratın tarihi gerçeklerle de uyuştuğunu belirterek, Menemen olayının 'irticanın odağı' olduğu gerekçesiyle kapanmak zorunda bırakılan Serbest Fırka gücünü kırmak için kullanıldığını söyledi.
Başbakan'ın Kemal Kılıçdaroğlu'na 'Bak' dediği Menemen, kendisinden 82 yıl sonra gerçekleşen Danıştay saldırısıyla çarpıcı benzerlikler taşıyor. Danıştay saldırısının olduğu 17 Mayıs 2006'da, avukat kimliğiyle elini kolunu sallayarak yüksek mahkemeye giren Avukat Alparslan Aslan, daha önce 'türban' konusunda olumsuz bir karar almış olan daire üyelerinin üzerine kurşun yağdırmıştı... Aslan ifadesinde olayın barda planlandığını söylemiş ve eylem sırasında da “Allahuekber” diyerek slogan atmayı ihmal etmemişti. Genel Kurmay ve Emniyet arşivlerinin yanı sıra Hamdullah Suphi Tanrıöver'in 1973 yılında Osman Yüksel Serdengeçti'ye anlattıklarıyla 'esrarcı işi' olduğu anlaşılan Menemen olayında “türban” yerine “şapka”ya karşı olunduğu izlenimi verilmiş ve esrarcı olduğu ortaya çıkan kişiler Asteğmen Kubilay'a kurşun sıkmıştı.
Tarihçi Yazar Mustafa Armağan'a göre, iki olay, sonuçları ele alındığında benzer değişimlere neden oldu. Halkın Serbest Fırka'ya olan ilgisinin muazzam boyutlara ulaşmasıyla paniğe kapılan aynı güç odakları, partinin kapatılması için baskı yaptı. Serbest Fırka'nın kapatılmasından sadece 26 gün sonra ise Menemen olayı meydana geldi. Menemen, tek partiden bıkan Türk seçmenin CHP'ye tepkisini gizlemek için kullanıldı. Menemen'i “Şeriat isteyenlerin işi” olarak gösteren odaklar, Türkiye'de yasaklı yeni bir dönemin de kapılarını aralamış oldu. 1931'de yeni basın kanunu ile sansür getirildi. 1945'e kadar muhalefetin yolu kapandı. CHP devlet haline bu tarihte getirildi. Takip eden birkaç yılda ise ezan Türkçe olarak okutulmaya başlandı.
Menemen olayının başaktörü olarak gösterilen “Şeyh Esad” için Nakşibendi tarikatının lideri Danıştay Saldırısının sorumlusu Alparslan Aslan'da tarikatçı olarak tanıtıldı. Cebinde 'dinci' olarak gösterilen gazete bulunan Aslan'ı, azmettirdiği için de bir tarikat lideri gözaltına alınmıştı. İkinci benzerlik de olayın planlanması sürecinde yaşandı. Genelkurmay ve Emniyet kayıtlarıyla da doğrulanan bilgilere göre 23 Aralık 1930 günü gerçekleşen, Menemen olayı 6 esrarkeşe yaptırıldı. Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Aslan'ın mahkeme kayıtlarına giren ifadesine göre de saldırı bir barda planlanmıştı. Her iki olay sonrasında olay, “Cumhuriyet'e saldırı” olarak değerlendirildi. Memenen olayı sonrasında Devlet "Mürtecilerin gösterdiği vahşet” yorumunu yaparken, Danıştay saldırısı sonrasında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, “laik devlete de yöneltilmiş saldırı” ifadeleri kullandı. Menemen olayı “Şapka inkılabına karşı girişilmiş bir isyan” gibi gösterilirken, Danıştay olayında ise türban hakkında alınan mahkeme kararı eyleme gerekçe olarak gösterilmeye çalışıldı.






