Açtık bavulu yollara çıktık

Hatice Saka
04:0017/02/2019, Pazar
G: 16/02/2019, Cumartesi
Yeni Şafak
Bavul oyunu
Bavul oyunu

Bavul, birbirinden farklı iki karakterin komik öyküsünü anlatan bir oyun. Müşfik Kenter’in öğrencisi olan iki usta tiyatrocu Çiçek Dilligil ve Bekir Aksoy’un hayat verdiği karakterler kadın erkek ilişkilerine ayna tutuyor. İkili, “ Açtık bavulu ve çıktık yola.” diyor.

Çiçek Dilligil ve Bekir Aksoy Bavul oyunu ile tiyatro severlerin karşısına çıktı. Pek çok kente sahnelenen oyun bir romantik komedi. Bedri Kırçıl ve Filiz Kavak karakterlerine hayat veren ikili, “Açtık bavulu ve çıktık yola.” diyor.

İlk önce Bavul oyunundan başlayalım. Nasıl yola çıktınız ?
Çiçek Dilligil:
Geçen yıl Bekir ile birlikte onun kaleme aldığı, “Çocuk İstiyorum” adlı oyunu sahnelemiştik ve tadı damağımızda kalmıştı. Levent Tülek bana bu oyun ile gelince aklıma ilk gelen isim Bekir Aksoy oldu. Ancak o sıralarda Bekir, Şehir Tiyatroları’nda bir oyuna başlamıştı. Üstelik bir müzikalde başrol oynuyordu ve prova süreleri çok uzundu. Yine de teklifimi götürdüm.
Bekir Aksoy:
Çiçek, ona asla “Hayır” demeyeceğimi biliyor. İki provayı da beraber idare edebileceğimi söyledim ve böylece yola çıktık. Çiçek ile daha önce birçok oyunda beraber sahne aldık. Üstelik özel hayatta birbirimizi anlıyor oluşumuz ve düşüncelerimizin örtüşmesi bir avantaj.
Çiçek Dilligil:
Levent Tülek, yönetmenliğini yaptı ve ekip tamamlandı. Biz de açtık bavulu ve çıktık yola.
Bavul oyunundaki rollerinizden bahseder misiniz?
Çiçek Dilligil:
Ben Filiz Kavak karakterine hayat veriyorum. Oynadığım rolün ayakları yere sağlam bastığı için, seyirci geldiğinde kendini daha çok Filiz Kavak ile özdeşleştiriyor. Filiz öyle bir karakter oldu ki 21 yaşındaki oğlumun arkadaşları aynı benim gibi derken, 50 yaş üstü dostlarım da Filiz’i kendine benzetiyor. Geniş bir kadın yelpazesine hitap eden bir rol.
Bekir Aksoy:
Ben, Bedri Kırçıl karakterini canlandırıyorum. Bedri Kırçıl, devamlı gri giyen renksiz, tatsız, tuzsuz, huysuz, sıkıcı ve itici biri. Havaalanında bavullarının karışmasıyla beraber apayrı iki insan bir araya geliyor.

BEDRİ VE FİLİZ BİZDEN

Peki karakterlere hayat verirken zorlandığınız oldu mu?
Çiçek Dilligil:
Bu kadar farklı, kendinden uzak bir rolü canlandırmak bir oyuncu için muazzam imkan. Oyunu ilk okumaya başladığımda şunu fark ettim. Bedri karakteri Bekir’den tamamen uzak. Ancak o, iyi bir oyuncu ve metni çok iyi deşifre edebiliyor. Bir de oyunun uyarlama olması çok işimize yaradı. Phyllis ve Bradley, hikayesi bizden olan Bedri ve Filiz’in hikayesine dönüştü. Farklılıklar içinde sevgi ve niyet olduğu zaman bir yerde buluşabilir. Ne kadar farklı olursanız olun bir yerde ortak nokta bulabilirsiniz. Tabi bunu uzun soluklu kılmak da çok önemli.
Bekir Aksoy:
Oyunculuk hastalıklı birşey ama bünyeye zerkettiği zaman bir süre sonra Bedri Kırçıl oluyorsun.
Trajikomik bir hikaye olarak görebilir miyiz ?
Çiçek Dilligil:
Tam bir romantik komedi. Sam Bombrik kadın karakterleri çok iyi yazıyor. Onun oyunlarının hepsini okudum ve bir kadın oyuncu olarak hep bir Sam Bombrik karakterine hayat vermek istedim. Tiyatrolar hep erkek ağırlıklıdır. Shakespeare’in bir Leydi Macbeth’i var. Diğerler kadın karakterlerinin hepsi çok geri planda.
Bekir Aksoy:
Bana sorarsanız hayatta trajedi ve mutluluk diye birşey yok. İnsanlar kendine acımaya başladığı zaman bu trajedi oluyor. Ama dışardan baktığın zaman komik oluyor. Çünkü insanlar mutsuzluktan beslenirler. Dram dizilerini diğer gözle izlediğinde çok komik olduğunu fark edersiniz. Bir bakıyorsun kahvaltıda ağlayan saçları yapılmış ve makyajlı bir kadın. Hüzün onu bir gram deforme etmiyor. Hiçbir iş trajik değil. Bu oyunda sanatın komedi dalını icra ediyoruz. Bizim işimiz kendi bakışımızla ve yorumumuzla o duyguyu seyriciye aktarabilmektir.Kendi kültürümüz üzerinden yürüyoruz. Yabancı bir metni alıp kendi kültürümüze nasıl uyarlayacağız bunu üzerine kafa yoruyoruz. Seyrici de zaten izlerken kendinden bir parça görmek istiyor.
Çiçek Hanım siz uzun yıllar Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde juri üyeliği yaptınız. Türk tiyatrosundaki değişimi nasıl görüyorsunuz ?
Çiçek
Dilligil
:
Afife Jale’de altı yıl jürü üyeliği yaptım ve onur duyduğum bir işti. Şimdi ara verdim. O süreçte çok oyun izledim. Senede en az 140 oyun izliyordum. Türk tiyatrosunun gelişimini ve en azından yedi sekiz senelik süreci çok yakından takip ettim. Bir kere genç kuşak ile tekrar barıştık. Konservatuarlar artmaya başladı. Bu bir yandan nitelik ve nicelik problemi başlattı. Ancak diğer yandan mezun olan birçok kişi tiyatro yapmak istedi. Böylece her mekanda, her yerde tiyatro yapabilme özgürlükleri başladı. Tabi ki internet ve benzeri ağlarla birlikte dünyayı daha çabuk yakalamaya başladık.

GENÇ KUŞAK ÇOK İYİ

Peki özel tiyatroların nasıl bir katkısı oldu ?
Çiçek Dilligil:
Öyle dehlizlere giriyordum ki bazen burada mı tiyatro yapıyorlar diye şaşırıyordum. Müthiş heyecan verici şeyler izliyordum. Bomba gibi bir genç kuşak geldi. Çok yetenekliler, istekliler ve dertleri var. Bunların hepsini sahneye, yazılarına ve oyunlarına yansıtıyorlar.
Popüler isimlerin tiyatro yapmasının da etkisi oldu sanırım.

Evet. Oyuncular bir dönem dizi ve televizyon programlarına öncelik tanıyordu. Belki maddi kaygılar veya popülerite yüzünden tam olarak bilemiyorum. Herkesin kendine göre sebepleri vardır. Şimdi herkes tiyatroya dönmeye başladı. Ekranlardan tanıdığımız birçok popüler isim tiyatro oyunlarında rol alıyor. başladı. Tiyatrodaki ana akım genç kuşakla birlikte günceli yakalamayı da başardılar. Bu ümit verci gelişmeler olunca elbette seyirci sayısında da bir artış oldu.

236 OYUN PERDE AÇTI

Bu gelişmelerde devlet politikaları ne yönde katkı sağladı?
Çiçek Dilligil:
Belediyelerin kültür politikalarının etkili olduğunun altını özellikle çizerek söylüyorum. Tiyatro ile insanları tanıştırmaya ve onların evine götürmeye başladılar. Bir insan hiç tanımadığı birşeyi sevemez. İlk defa tiyatroya giden o kadar çok insan vardı ki, gelip izleyince ne kaçırdıklarını idrak ettiler. İnsanlar önce kendi bütçelerin uygun kurum tiyatrolarına yöneldiler.Daha sonra merakları arttıkça özel tiyatroya da bütçe ayırmaya başladılar. Hem bu yönü ile hem de özel tiyatrolarla Türk tiyatrosu büyük bir ivme kazandı. Şu anda sadece İstanbul’da perdelerini açan 236 oyun var. Yıldız Kenter’in bir sözü var ve bunu hiç unutmam. Dünya üzerinde bir tek insan kalana kadar tiyatro bitmeyecek.
Bekir Aksoy:
Türkiye’de tiyatro nereye gidiyor dediğiniz zaman negatif birşeyden bahsediliyor. Her zaman tiyatroya ilgi vardı. İyi ve kötü işler, iyi ve kötü oyuncular var. İzleyiciye de iyi birşey sunarsanız her zaman ilgi gösterir. Biz de sanat aşağılanıyor. Oysa ki tiyatro öyle gerçektir ki, bazen bir sahneyi izlersiniz ve sizi derinden etkiler. Bunun en önemil sebebi de tiyatro da seyirci ile direk temas var.

Turnede doğdum

Avni ve Belkıs Dilligil’in çocuğu olmanız sizi oyuncu olmaya mı teşvik etti?
Çicek Dilligil:
Avukat bir anne ve babanın çocuğu mesleğin bütün deformasyonlarını ve handikaplarını bildiği için alakası olmayan bir mesleği seçebiliyor. Benim başıma da bu gelebilirdi. Küçük yaşlarda balerin olmayı çok istiyordum. Sonra vücudumdan çok duygularımı geliştireyim dedim ve oyuncu olmaya karar verdim. Rahmetli anneme bunu ilk söylediğimde “ Tamam olur ama okulunu okuyacaksın” dedi. Yolumu çok erken çizmiştim. Aslında bu bir yandan lüks, bir yandan da kendini alternatifsiz kılmak bilemiyorum ama bana iyi gelmişti. Zaten soframızda hep tiyatro konuşulurdu. Bu yaşam biçimi farklıdır. İnsanlar evine ekmeğini alıp giderken, siz yola çıkıp oyun oynamaya gidersiniz. Benim bütün aile böyleydi. Normalimiz ve gerçeğimiz buydu. Ben turnede doğdum. Daha bir aylıkken Mersin’deki turnede ilk kez denize girmişim. Kuliste doğdum ve kuliste büyüdüm.

Ablam teşvik etti

Sizin ailenizde oyuncular var mıydı ?
Bekir Aksoy:
Babam emniyet müdürüydü. Sert bir ortamda ve 80’li yıllarda büyüdüm. O dönemde ablam, annemin ve babaannemin ısrarıyla konservatuarın konturbas bölümüne girdi. Türkiye’nin kontrbas çalan ilk kız öğrencisiydi ama sonra eğitimini tamamlayamadı. Ben de o yıllarda üniversiteden mezun olmuştum ve futbol oynuyordum. Ablamın teşvikiyle konservatuar sınavına girdim ve kazandım Mimar Sinan Üniversitesi’nde okudum ve Çiçek ile aynı okuldan mezun olduk. Hocalarımız Müşfik Kenter, Zeliha Berksoy, Haluk Kurtoğlu,Zekai Müftüoğlu, Cihan Ünal, Semra Karlıbel, Merih Tangün, Oğuz Aral gibi değerli sanatçılardı. Bize her yönden çok katkıları oldu. Konservatuardan mezun olduğunda onda bir şansın vardır. Geriye kalanlar başka işlerle uğraşmak zorunda kalır. Biz şanslıydık. Bu dinamiklerin içinde kendimize bir yer bulabildik.
#Bavul
#Çicek Dilligil
#Bekir Aksoy