Üniversite yolunda ilerlerken karşısına “girilmez” levhası çıkanlardansanız, direksiyonu “paralı yola” kırabilirsiniz. Bu yol sizi Boğaziçi'ne, ODTÜ'ye bile çıkarabiliyor. Profesörlerin, doçentlerin eğitim verdiği Yaşamboyu ya da Sürekli Eğitim Merkezleri, üniversiteli olmak için yanıp tutuşanlara, kampüsteki öğrenci ortamını ardına kadar aralıyor. Süresi bir günden bir yıla, ücreti 500'den 5 bin YTL'ye kadar değişen sertifika programları tadımlık da olsa “üniversiteli” yapıyor.
Üniversite okumayı aklının ucundan geçirip de, hayallerinin bir köşesine de Boğaziçi'ni ODTÜ'yü sığdırmamış kaç Türk genci tanıyorsunuz? Ama o hain puanlar, ÖSS'ler, Boğaziçi'nin çimlerini, ODTÜ'nün kantinlerini çok az kişiye yâr ediyor. Yaşamboyu ve Sürekli Eğitim Merkezleri ise üniversitenin kapısını parası olanlara ya da imkanı olmayan süper zekalara sonuna kadar açıyor. “Boğaziçi'nde okumak hayatımın anlamıydı” diyenler 40'lı 50'li yaşlarda B.Ü. Yaşamboyu Eğitim Merkezi'nin (BÜYEM) yolunu tutarken, ODTÜ'nün Sürekli Eğitim Merkezi, kantinlerde ülke kurtarmanın dayanılmaz lezzetini tattırıyor.
Türkiye'deki ilk olan ve 2002 yılında faaliyete geçen BÜYEM'in müdürü Tamer Atabarut, merkezin, üniversitenin 140 yıllık bilgi birikimini ve akademik tecrübeyi lise mezunlarıyla ve toplumla paylaşmak için hayata geçirildiğini söylüyor. Üniversitede görev yapan akademik kadrodan 'nasıl daha fazla insanı yararlandırabiliriz' düşüncesiyle hareket ettiklerini belirten Atabarut, şöyle diyor: “Öğrencilere kampus hayatını yaşama fırsatı sunuyoruz. Bir Boğaziçi öğrencisi hangi haklardan yararlanıyorsa BÜYEM'e kayıtlı olanlar da aynı imkanlardan yararlanabiliyor. Ancak öğle yemeği, havuz gibi imkanlar için BÜYEM kartı olanların küçük farklar ödemesi gerekiyor.”
Bugüne kadar 10 bin öğrencinin BÜYEM'den faydalandığını kaydeden Atabarut, öğrencilerin yaş profilinin 20 ile 50 arasında değiştiğini ifade ediyor.
Atabarut, BÜYEM kursiyerleri arasında “Bir gün Boğaziçili olacağımı biliyordum” diyenler ya da “Ben Boğaziçili olamadım, çocuğum olsun” düşüncesiyle çocuğunu BÜYEM'e kaydettirenler olduğunu belirtiyor. Günümüzde eğitimin hayat boyu sürmesi gereken bir ihtiyaca dönüştüğünü kaydeden Atabarut, “Uzaktan eğitim bir yere kadar faydalı. Ancak insanlar sınıfta sosyalleşiyor. Üniversite ortamının verdiği kültür ise parayla ölçülmez” diyor.
Gözde üniversitelerden biri olan ve yeterli puanı olmayanın kapısından bile geçemediği Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin Sürekli Eğitim Merkezi de öğrenci ortamını koklama fırsatı sunuyor. ODTÜ- SEM sertifika programlarına katılanlar arasında üniversite mezunu olup bilgilerini tazelemek isteyenler ile ODTÜ'yü kazanamadığı için başka illerde ve üniversitelerde okumak zorunda kalanların olduğunu belirten SEM Müdürü Hüseyin Vural, “Parası olan herkesi almıyoruz. Öncelikle program için uygun insanı seçmek için sınav yapıyoruz. Program sırasında da ödevler talep ediyoruz” diyor. Vural, kursiyer kimlik kartı sayesinde katılımcılara ODTÜ'nün tüm imkanlarından faydalanma hakkı verildiğini belirtiyor. SEM'de “Çalışanlara iş yeri nasıl sevdirilir? Bilgisayar ağları ve teknolojisi, akvaryumculuk gibi onlarca başlıkta kurs açılırken süreleri 1 gün ile 10 ay arasında değişiyor. 10 kişilik bir talep olması halinde her türlü konuda eğitim açılabiliyor.
BÜYEM'de Uzmanlık, Beceri ve Meslek Edindirme başlıkları altında 4 ile 9 aylık sürelerle eğitim veriliyor. Örneğin Sistem Analisti yetiştirme programı için meslek yüksek okulu baz alınıp Türkçe, sosyal bilimler gibi seçmeli ve meslekle ilgisi olmayan dersler çıkarılıyor. Geriye kalan, derslerin tümü, 9 aylık bir sürede öğrenciye veriliyor. Ücretler 2 bin ile 4 bin YTL arasında. Örneğin Halkla İlişkiler eğitiminin ücreti 3 bin 250 YTL. BÜYEM'de İhtiyaç sahibi lise mezunu öğrenciler için yüzde 50, seviye tespit sınavında başarılı olanlar için yüzde 90 oranında burs sağlanıyor.
BÜYEM kursiyerlerinden Müge Yenigün, Boğaziçi adının bir çok kapının açılması anlamına geldiğini, bir çok insanın özgeçmişine Boğaziçi'ni eklemek için burayı tercih ettiğini belirtiyor. 'Boğaziçiliyim demek güven verici” diyen Yenigün şunları söylüyor: “Kampusun güzelliği ilgi çekiyor. 4 yıllık okulu 7-8 yılda bitirenleri tanıyorum. Çimlerde keyif yapmak dersten daha çekici. Çocuklarıyla birlikte gelip piknik yapanlar bile var”






