Hamamı bahane edip cepheye koştular!

Büşra Sönmezışık
00:0026/12/2010, Pazar
G: 25/12/2010, Cumartesi
Yeni Şafak
Hamamı bahane edip cepheye koştular!
Hamamı bahane edip cepheye koştular!

Milli Mücadele sırasında gösterilen kahramanlıkları anlatmanın zamanı da yok, gündemi de... Hergün bilmediğimiz bir ayrıntı karşımıza çıkıyor. İşte onlardan biri... Galatasaray Lisesi öğrencileri, “Hamama gidiyoruz” bahanesiyle cepheye koşmuş.

Hepimizin tarih kitaplarından bildiği Milli Mücadele dönemi çok önemli kahramanlıklara şahit oldu. Ama bu mücadele yalnızca erkekleri ve askerleri kapsamıyordu. Askere katılmayacak kadar yaşlı olanlar bile fiilen vatanı özgür kılmak için çareler arama derdindeydiler. İşte bunların en takdir edilesi olanları yani; öğrenmenler, müderrisler, kadınlar, dervişler hatta öğrenciler bile aklınıza gelebilecek kim varsa hepsi vatan uğruna tam tabiriyle “çarpıştılar”. Ama nasıl mı? İşte bu portelerden bazıları…

Bu mücadelede bilhassa medreselerin ve müderrislerin de içinde yer aldığı din adamları sınıfının hayati katkılarının altını önemle çizmemiz gerekiyor. O dönemde öğretmenlerin, okul binalarında yapılan kongrelerin toplanmasında, faaliyet ve kararlarında önemli katkıları olmuş.

MARAŞLI KAHRAMAN: ÖĞRETMEN HAYRULLAH!

İşte bu kahramanlardan Matematik öğretmeni Hayrullah Efendi Maraş'ta Kuva-yı Milliye saflarına katılıp düşmanla göğüs göğse savaşmış “Öğretmen Savaşçı”lardan biri. Mücadeleye katılması, İttihat ve Terakki cemiyeti üyesi iken Mısı'ra sürgün edilmesi ve ardından ikinci meşrutiyetin ilanıyla birlikte 1908'de yurda dönmesiyle başlamış. 31 Ekim 1919'da Sütçü İmam hadisesinden sonra Maraş'ta başlayan Kuvay-ı Milliye faaliyetinde bulunmuş ve Fransızlara karşı girişilen direniş hareketlerinde aktif görev üstlenmiş. Fransızlarla girilen bir çarpışmada Pazarcık kolu kumandanı olarak görev yapan matematik öğretmeni Hayrullah Bey ayağından yaralanmış ve daha sonra yaranın tesiriyle savaştan sonra şehit olmuş. Ablası Fatma Hanım, Hayrullah Efendi'nin yaralanışı ve şehit oluşunun hazin hikâyesini şöyle anlatıyor: “Muallim Hayrullah, tedavi edilmek amacıyla Antep'e götürüldü. Fransızların şerrinden korumak için ismi gizlendi ve kıyafetleri değiştirildi. Balıklan Mahallesi'nde bulunan Mecit Bey'in hastanesinde tedavi altına alındı. Yerini tespit eden Ermeniler burada Hayrullah Bey'i rahat bırakmadılar. Bunun üzerine Hayrullah Efendi, Kurttepe'de bulunan eniştesi Başkomiser Fevzi Bey'in evine getirildi. Maraş Harbi sonra erdikten sonra Hayrullah Bey Antep'ten sedye üzerinde Maraş'a getirildi. Binlerce Maraşlı onu Erkenez köprüsünde sevgi ve coşku içinde karşıladı. “Kazandınız ve zaferiniz kutlu olsun” diyerek tebrik ettiler. Aradan bir süre geçtikten sonra yarası azdı ve Alman Hastanesine götürüldü. Yarası iyi olmuştu. Sonra birden rahatsızlandığı haberi geldi. Hayrullah Efendi kendisinin hastanede bulunan Ermeni doktor Artin tarafından intikam amacıyla zehirlendiğini annesine söyledi. Halk bu olay üzerine galeyana geldi ve hastaneyi yakıp doktorları öldürmek istedi. Fakat doktorlar hastaneden kaçmışlardı.

Milli Mücadele sırasında gösterdikleri kahramanlık neticesinde Sakarya Savaşı ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ne katılıp üsteğmen rütbesine yükselen kara Fatmalar; birinci ve ikinci İnönü ile Sakarya savaşlarında yer alıp binbaşı rütbesine nail olan Ayşe Hanımlar da var. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan araştırmaya göre, Milli Mücadele'de düşmanla çarpışırken şehit olan 62 kadın tespit edilmiş.

MÜDERRİSLERİN GURURU: ESAD HOCA

Yine İzmir'in işgali sırasında Müderris Gözlüklü Hafız Ali Efendi, bir taraftan medresesinde talebe okuturken, diğer taraftan da Eşrefpaşa semtinden de bizzat teşkil ettiği bir çete ile büyük hizmetler yaptığını öğreniyoruz. Bununla da kalmayıp Müderris Ali Efendi, kendi milis kuvvetleriyle Yunan çetelerine karşı üzerinde cübbesi, sarığı; elinde tespihi, seccadesi ve mavzeri olduğu halde inanılmaz kahramanlıklar göstermiş, emsalsiz bir cihat numunesi sergilemiş. Ali Efendi bununla da kalmamış, Yunanlılarla çarpışan Kuva-i Milliye birliklerini ailelerinin “Büyük kara gün dostu” olarak geçimlerini sağlamış, hastalarına bakmış ve ihtiyaçlarıyla meşgul olmuş. Başka bir sarıklı mücahit de Havranlı Müderris Hoca Osman Efendi. Osman Efendi, Yunan işgali başladığında Havran'da talebe yetiştirmekle meşgulken, düşman istilası karşısında daha fazla dayanamayıp dersi terk etmiş ve fiili mücadeleye girişmeye karar vermiş.

“HAMAMA GİDİYORUZ” DEDİLER SAVAŞTA ÇARPIŞTILAR

Galatasaray Lisesi'nin Milli Mücadale dönemindeki rolü herkesin malumu... 1912 Balkan Savaşları'ndan 1922 Milli Mücadele sonuna kadar okul, öğretmenlerin ve yetişkin öğrencilerin ekseriyeti silah altına aldığından ötürü, mevcudu ve personel sayısı en aza inmiş halde hizmet vermek durumunda kalmıştı. Kayıtlara göre, 1912'de 60 mezun veren okuldan 1913'te 34, 1914'te 21, 1915'te 18 1917'de 5 öğrenci ancak mezun olabilmiş. Mezuniyet sayılarının düşüklüğünün tek sebebi arka arkaya patlak veren savaşlar ve buralarda öğrencilerin büyük kısmının şehit düşmesi. Galatasaray Lisesi öğrencileri ve mezunları Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı, Milli Mücadele gibi savaşlara katılarak geriye toplam 45-50 şehit, 150 kadar gazi bırakmıştı. Öyle ki, Balkan Savaşı'nda Bulgarlar Silivri'ye dayanıp da top sesleri İstanbul'a kadar gelince Galatasaray Liseli 86 kahraman öğrenci, “Hamama gidiyoruz” diyerek okuldan kaçıp cepheye koşmuş. Yine bir başka okul olan Kabataş Lisesi'nde durum benzer şekilde seyr etmiş. 276 öğrenciyle eğitim hayatına başlayan lise, ilk mezunlarını 1910 yılında 23 kişiyle vermiş. Balkan Savaşları'nda öğretmeninden öğrencisine çok fazla şehit verildiği için okulun bayrağı kırmızı ve siyah olarak değiştirilmiş.


İSTİKLAL HARBİ'NDE TEKKELER VE KAHRAMAN DERVİŞLER...

Milli Mücadele'yi destekleyen tekkeler ve şeyhleri, bu oluşumun gerçekleşmesi ve yeni bir devletin kurulması sürecinde önemli toplantılar, mevlidler düzenlemiş ve vaazlar yapmışlar. TBMM, Ankara ve İstanbul Hükümetleri arasında önemli bir bağ oluşturmuşlar, aktif vazifeler üstlenmişlerdi. Büyük oranda insan ve cephane sevkiyatında önemli görevler üstlenmiş olup dikkat çekmediklerinden, İtilaf Devletleri'nin depolarından kaçırılan mühümmatın saklanması ve ihtiyaç bölgelerine ulaşması gibi gizli görevlerde etkili bir kanal olmuşlar. Tekkeler, bütün bunların yanı sıra haberleşme merkezi ve hastane olmak gibi işlevsellikleri de bulunan yerlerdi.


Mevleviler ve Abdülhalim Çelebi Efendi

Merkezi Konya'da bulunan Mevlevîlerin, daha Birinci Dünya Savaşı'nda İstanbul başta olmak üzere tüm tarikat mensuplarını gönüllü “Mücahidin-i Mevlevi Alayı” adıyla mücadeleye iştirak ettiği bildiriliyor. Devamla Millî Mücadele için de katkılarını sürdürmüşler ve vatan koruma kararlılığından geri adım atmamışlardır. Abdülhalim Çelebi Efendi ise, Konya'da ilk Müdafaayı hukuk cemiyetinin kurulmasını sağlamış.