Kadınların kaleminden klasik şiirimiz

04:0015/05/2024, Çarşamba
G: 15/05/2024, Çarşamba
Yeni Şafak
Prof.Dr. Nihat Öztoprak
Prof.Dr. Nihat Öztoprak

Klasik Türk Edebiyatındaki kadın şairler seri olarak okurla buluştu. Serinin editörü Prof.Dr. Nihat Öztoprak, “Kaynaklarda 34 kadın şairin divanının olduğu söylenmesine karşın elde 20’sinin divanı bulunmaktadır. On kitaptan oluşan bu külliyatın ilk kitabında 38 kadın şairimizden örneklere yer verdik” diyor.

Bünyemin Ayçiçeği

Osmanlı Hanedan Şairleri Külliyatı ile başlayan ve Klasik Türk Edebiyatında Kadın Şairler Külliyatı ile devam eden serinin editörü Prof.Dr. Nihat Öztoprak klasik şiirde ismi öne çıkan kadınların yazdıkları eserleri anlattı.

*Milletimizin şair ruhlu tüm kadınlarına ithaf ettiğiniz bu çalışmayı hazırlama fikri nasıl doğdu acaba?

Her kitabın baş tarafında ifade ettiğimiz gibi, klasik Türk edebiyatı sahasında kalem oynatmış şair kadınları ele alan on kitaplık bu külliyatı, milletimizin şair ruhlu tüm kadınlarına ithaf ettik. Ayrıca her yazar hazırladığı müstakil kitabını da hayatlarında önemli bir yeri olan annesine, eşine ya da kızına ithaf etti. Geçmişten bugüne kadar Türk kadını, hayatın her alanında yer almış; kitabetten sanata, çalışma hayatından kültür dünyasına uzanan geniş bir sahada var olmuştur. Türk milleti şair ruhludur. Bu ruha sahip olmasının önemli sebeplerinden birisi de şüphesiz, annelerinin daha bebekken kulaklarına okudukları ninnilerdir. Bu milletin hayatının her safhasında şiir vardır. Kadınlarımız da bu sahada mümtaz bir yere sahiptir. Öncelikle kadınlarımıza bir vefa borcu olmak üzere böyle bir çalışmayı yapmaya karar verdik. Bugüne kadar Osmanlı sahasında kalem oynatmış kadın şairlerimizle ilgili farklı çalışmalar bulunmaktaydı. Derli toplu bir vaziyette kadın şairlerimizi bir araya getirmeye, Osmanlı şiirindeki kadın sesini geniş çaplı bir değerlendirmeyle vurgulamaya gayret ettik.

*Hocam, külliyatta hangi kadın şairlere yer verdiniz?

Öncelikle klasik Türk şiiri sahasındaki bütün kadın şairleri tespit etmek oldukça zor. Yapılan çalışmalardan, farklı sahalarda gerçekleştirdiğimiz incelemelerden hareketle biz, Anadolu sahasında klasik tarzda şiir yazmış kadın şairleri derlemeye gayret ettik. Böylece divan, divançe, mesnevi veya şiir sahibi 90 civarında kadın şairin öne çıktığını söyleyebiliriz. Elbette farklı çalışmalar sayesinde bu sayının artması kaçınılmaz. Kaynaklarda 34 kadın şairin divanının olduğu söylenmesine karşın elde 20’sinin divanı bulunmaktadır. Klasik tarzda şiir yazan kadın şairlerin sayısı; yazma eserler, mecmualar, cönkler tarandıkça artacaktır. On kitaptan oluşan bu külliyatın ilk kitabında 38 kadın şairimizden örneklere yer verdik. 2. kitap Mihrî Hatun’a (ö. 1512?), 3. kitap Fıtnat Hanım’a (ö. 1780), 4. kitap Leylâ Hanım’a (ö. 1848), 5. kitap Şeref Hanım’a (ö. 1861), 6. kitap Sırrî Hanım’a (ö. 1877), 7. kitap Âdile Sultan’a (ö. 1899), 8. kitap Nakiyye Hanım’a (ö. 1899), 9. kitap Ferîde Hanım’a (ö. 1903), 10. kitap da Leylâ Saz Hanım’a (ö. 1936) ayrılmıştır. 2250 sayfadan oluşan bu külliyatta 47 kadın şaire yer verilmiştir. Her kitabın sonunda, şiirlerde geçen motifler ve terimler de izah edilmiştir. Böylece okuyucu, klasik şiirimizin dünyasıyla ilgili daha derin bilgiye sahip olabilecektir.

LEYLA’NIN SESİ OLMUŞLAR

*Oldukça hacimli ve detaylı bir çalışma olduğu görülüyor. Acaba kadın şairlerin diğer şairlerden farklı özellikleri var mı? Çok önemli bir soru. Klasik Türk şiirinde işlenen belli başlı konular bulunmaktadır. Kadın şairlerimiz de pek tabi bu konuları işlemişlerdir. Ancak yaptığımız incelemeler neticesinde kadın şairlerimizin bazı konuları öne çıkardıklarını, yer yer kadınca bir söyleyiş yakaladıklarını gördük. Şiirlere bakıldığında, “bunu ancak bir kadın söyleyebilir veya bunu kadından başka biri söyleyemez” diyebileceğimiz ifadeler göze çarpmaktadır. Böylece klasik Türk şiirinde kadın ve erkek için farklı üslupların gelişmediği ancak mısralar arasında yaratılıştan gelen bazı hususların dikkati çektiği görülecektir.

Mesela erkek şairler kendini, meşhur Leylâ ile Mecnûn mesnevisindeki Mecnûn’a benzetirken ya da Mecnûn’la aralarında bir bağ kurarken şair Leylâ Hanım kendisini Leylâ’ya benzeterek şöyle demiştir:

Biz dahi Şem‘i-i merhûma idüp peyrevlik / Yanarız her gice Leylâ gibidir şöhretimiz (Öztoprak 2023: 127-128)

(Biz de merhum Şem‘î’ye uyup her gece yanarız, şöhretimiz Leylâ gibidir.)

Âdile Sultan da aşk atına binerek gelecek olan kalbinin sultanını beklediğini şöyle ifade eder:

Taht-gâh-ı kalbime şâyeste sultân gözlerim / Esb-i aşk ile o sahrâ üzre cevlân gözlerim (Ayçiçeği 2023: 152-153)

(Kalbimin tahtına kurulmaya layık bir sultan aramaktayım. Aşk atına binerek -gönlümü fethetmek için- o topraklar üzerinde dolaşanı arzuluyorum.)

Buna benzer daha pek çok söyleyiş külliyatta mevcut. Kadın şairlerin eserleri incelendikçe bu sayının daha da artacağı muhakkaktır.

* Kadın şairlerimizin öne çıkardıkları konular nelerdir?

Tabi kadın şairlerimizin bazıları aynı zamanda “anne” olmaları hasebiyle, çocuklarla ilgili konuları daha derin ve hissî bir şekilde ele almışlardır. Mesela Âdile Sultan, birçok çocuğunu erken yaşlarda kaybetmenin derin acısını yaşayan bir annedir. Bu durum onu derinden etkiler. Onun şiirlerinde rızâ makamında bulunan mütevekkil bir mümin “anne”nin ruhu duyulur. Cemile Hanımsultan’ın daha bebekken vefatı için şu beyti söyler:

Süd kuzusu gibi kokarken dehânından leben

Eyledi zâlim felek âgûş-ı mâderden cüdâ

(Zalim felek, (yeğenim Fatma Sultan’ın) süt kuzusu gibi (kızı Cemile Hanımsultan’ı), ağzı daha süt kokarken annesinin kucağından aldı götürdü.)

Ayrıca Şeref Hanım’ın, Nakıyye Hanım’ın (Kaya 2023: 33-34; Gedik 2023: 114-117) ve Nuhkuyulu Naciye Hanım’ın ninnileri (Öztoprak 2023: 41-43) oldukça dikkat çekicidir.

*Hocam, daha önceden de kadın şairlerle ilgili bazı çalışmalar yapıldı. Bu külliyatın diğer çalışmalardan farkı nedir?

Her biri oldukça kıymetli, medeniyetimize hizmet eden çalışmalardır. Bu külliyatta bizler, özellikle temel kaynaklara müracaat etmeye, bu arada güncel yeni bilgilerle de çalışmamızı desteklemeye dikkat ettik. Osmanlı Hanedan Şairleri Külliyatı’nda da yaptığımız gibi bütün şiirleri yazma eserlere müracaat ederek mukayese ettik. Akademik hassasiyeti elden bırakmadan günümüz okuyucusuna hitap edecek bir çalışma ortaya koymaya çalıştık. Bu eserlerin her biri, külliyatın yazarları tarafından kontrol edilmiş bir ekip çalışmasının ürünüdür. Herkes kendi çalışmasını, belli bir süre içinde tamamlayıp külliyata eklememiş, her bir şiir, yaptığımız toplantılarda külliyatın diğer yazarları tarafından da değerlendirilerek kitaplara dahil edilmiştir. Böylece ortak aklın ortaya koyduğu bir külliyat meydana getirmeye gayret ettik. Her şiire “genel değerlendirme” bölümü ekleyerek şiirin tamamında ne söylendiğini tespit etmeye ve şiiri yorumlamaya çalıştık. Kitaplarda çok önemli bir uygulamamız daha var: Karekodlar. Bu uygulamayı biz ekip olarak hazırladığımız diğer çalışmalarda da kullandık. Her bölümde yer alan karekodlarda, kadın şairlerimizin varsa türbeleri, mezarları, ona etki eden kişilerin resimleri, ailesiyle ilgili görseller, eserlerinden örnekler ve kitapta yer alan her şiirin kaynak eserlerden alınan eski harfli görüntüleri yer almaktadır. Böylece Osmanlı Türkçesi çalışmak isteyenlere de imkan sunulmuştur. Meraklısı, ilgili karekodu okutarak orijinal metinle yapılan çalışmayı mukayese edebilecektir.

#Edebiyat
#Aktüel
#Hayat