Çocuk yaşta tiyatroya başlayıp, elliye yakın oyunda rol aldı. Avni Dilligil ödülü sahibi ünlü oyuncu, aynı çizgiyi sinemada da tutturdu. Kendisini “komik jön” olarak değerlendiren sanatçı magazin basınında özel hayatıyla gündeme gelmemeyi başaran nadir isimlerden biri.
Çok klasik bir şey söyleyeyim, aynı işi yapmak isterdim. Yeniden doğmak diye bir şey olsaydı ben yine tiyatrocu olmak isterdim.
Sanatla ilgili bir şey olmasaydı muhtemelen öğretmen olurdum.
Var! Futbolcu olurdum. Ben Kasımpaşa'da doğdum, bütün Kasımpaşa'lılar doğuştan futbolcudur, bende futbolcu olurdum. Ama bu yaşlarda da bırakmış olurdum muhtemelen teknik direktörlük yapmaya başlardım. (Gülüşmeler)
Doğru söylüyorsunuz Türkiye'de iyi komedi yapılmıyor çünkü komedi yazmak kolay bir iş değil. Oynamak da zor, tek başına yapmak daha kolay. Mesela Cem çok iyi komedi yapıyor. Ayrıca televizyonlarda dramatik hikayeler her şeyden, futbol maçlarından bile yüksek reytinge ulaşıyor. Gerçek bir komedi, bir trajedinin izlenme oranına ulaşamaz! Hele şu zamanlarda komedi yapmak çok çok zor. On yıl önce çok rahat komedi yapıyorduk televizyonlara ama şimdi halkın bizi anlama seviyesi iyice aşağılara indi. Ama ben son dönemde tiyatroda, sinemada hem komik hem de jön olduğumu söyledim geçenlerde verdiğim beyanatta. Herkes tartıştı hatta. Genelde komik oyuncular eli yüzü düzgün olmazlar, çirkin olurlar genellikle. Yakışıklı olanlar da çok iyi komedyen olmaz.
Türkiye'den bahsediyorum ben. Dünyada binlerce örnek olabilir. Mesela Türkiye'de hem komedi oynayan hem de fiziği iyi olan bir Demet Akbağ var, başka zordur. Tiyatroda da sinemada da hem komedi oynayacak hem de fiziği düzgün insan çok yoktur. Bunun bir kazancı var mıdır? Vardır, biraz farklı oluyorsunuz, o kanalda çok seçenek olmadığı için daha fazla şansınız oluyor ama yaptığınız iş daha zor. Çok karışık bir şeyi oynamak kolaydır çok komik bir şeyi oynamak da kolaydır, ama trajikomik olanı, tiyatroda, sinemada, aktörlüğün geçerli olduğu her yerde oynamak zordur. Seçenek azdır ama oynaması da zordur. Hem ben tiyatroda sadece komedi oynamadım. Dediğim gibi iyi bir komediyi de oynamayı hiçbir şeye değişmem. İyi bir komedi gibi, kalitelisi gibi insanı doyuranı da yoktur…
44 yaşındayım. 16 yaşımda özel yetenek maddesiyle şehir tiyatrosuna profesyonel oyuncu kadrosuyla girdim. Yani devlet memuru oldum 657'ye tabii. Doğma büyüme İstanbulluyum. Baba tarafım Erzincan Kemaliye, anne tarafım Rize Çayeli'nden. Ben karmayım. Hem baba tarafımı hem anne tarafımı çok seviyorum ama anne tarafına daha yakınım. İki erkek çocuk babasıyım. Sıradan bir hayatım var. Herkes gibi ve herkes kadar. Yaşamımın ve yaşadıklarımın ayarı şudur: En lüks arabaya binerim ama yürüyerek de giderim her yere. En lüks yerde yemek yerim ama derme çatma yerlerde kurufasulye yemeyi de severim.
Büyük oğlum 15 yaşında ve basketbol oynuyor, ama küçük oğlum, 10 yaşında ve müziğe meraklı, konservatuarda okuyor. Ben onda müthiş bir yetenek görüyorum ve onun aktör olmasını istiyorum.
Sinemada güzel işler yaptım, Kahpe Bizans'ı çektim. Çok abszürt bir komediydi. Sonra Balalayka'yı çektim, bambaşka dramatik hikayesi olan bir işti. Sinemada ufak ufak o geçişi yaşamaya çalışıyorum.
Evet başarılı buldum ama Abdullah Oğuz'un filmi “Mutluluk” en beğendiğim film oldu.
Mart ya da Nisan aylarında çekimlerine başlayacağımız yeni bir sinema filmi projesi üzerinde çalışıyoruz. Benim 4-5 yıldır yaptığım “evim güzel evim” diye bir proje vardı. Aslında bırakmıştım ama çok yakın arkadaşlarımdı onlara söz verdiğim için tekrar başladım.
Aslında biri tuttu, Hande'nin tokat yediği “iki kere kiki” iz bıraktı. (Gülüşmeler) Ama o olaydan sonra bıraktık.
Var! Tiyatroya çıkmadan mutlaka yaparım. Burada gösteremem hep aynı hareketi yaparım. Mesela evde hep aynı koltuğa otururum, kapıyı hep aynı elle çekerim.
Genelde aktörler “ben birgün Hamlet oynamak isterim” der. Yıllarca buna hep karşı çıktım, öyle bir şeyim yok diye, ama artık ben de Hamlet oynamak istiyorum. Ama ben Hamlet'i komik oynamak istiyorum. Böyle bir şey var kafamda inşallah gerçekleşir. Bir de Turan Oflazoğlu'na bir sözüm var. Yıllarca çok istedi Deli İbrahim'i oynayacağım. Şu an istesem aslında şehir tiyatrosu buna hazır. Turan Hoca da çok önemli bir yazardır. Bir gün bana kendisi söyledi, “ne zaman oynayacaksın” diye, hatta bana bir mektup yazdı; “senin bu rolü oynamanı çok istiyorum” dedi. Türk tiyatrosunda çok önemli isimler oynadı Deli İbrahim'i, ama artık sıra bende.
Balık burcuyum.
Bu işi yapan insanların kamerayı sevdikleri kesin! İhtiyaçları olduğu da kesin ama bunun bir ölçüsü var. Ben genelde uç noktada istekleri olan biri değilim. Başarılı yaşamaya çalışırım. Çok uçlarda dolaşmayı sevmem yani. Bunu da böyle hallediyorum, özel hayatımda ne yaşıyorsam da kameraların olmadığı yerlerde yaşıyorum.
Halka bir şeyler veriyor mu?
Halk lastik top gibidir, siz nereye çekerseniz oraya gider. Televizyon programları şu anda halkı aşağılara çekiyor. Halkın kişilik kalitesi giderek düşüyor. 1980 öncesinde öğrenciydim, o dönemde her şey karışıktı ama ülkemizde insan kalitesi daha yüksekti. Kardeş kardeşi vuruyordu ama o zaman daha kaliteli bir toplum vardı. Şimdi daha az düşünen, beğenileri çok aşağılarda olan bir halk var. Ama televizyon programlarının etkisi var da alt yapımızda sağlam olmadığı için tercihler bunun kanıtı.






