Netice: 'Şiirim Gibi Yaşadım'

İhsan Deniz
00:004/10/2006, Çarşamba
G: 10/10/2006, Salı
Yeni Şafak
Netice: 'Şiirim Gibi Yaşadım'
Netice: 'Şiirim Gibi Yaşadım'

Tipik bir hâfıza yenilenmesi, diyebiliriz kitap için. Hiç kuşkusuz, Hilmi Yavuz muhipleri ve izleyicileri bakımından da önemli, değerli bir kaynak..

Son yıllarda revaç bulan uzun söyleşi ('Nehir söyleşi' diyorlar buna) türündeki kitaplara, bir yenisi, Can Bahadır Yüce'nin şair/yazar Hilmi Yavuz'la bir yıl süresince yaptığı söyleşilerin dökümü olan “Şiirim Gibi Yaşadım”la eklendi. Hilmi Yavuz, çocukluğundan bugüne kadar yaşadığı hayatı kendisine yöneltilen sorular ekseninde anlatıyor, değerlendiriyor, yorumluyor.. Tipik bir hâfıza yenilenmesi, diyebiliriz kitap için. Hiç kuşkusuz, Hilmi Yavuz muhipleri ve izleyicileri bakımından da önemli, değerli bir kaynak..

Türk şiirinin son 30-35 yıllık serüveninde ve özellikle 80 sonrası şiirin şekillenmesinde payı ve katkısı bulunan şairlerden biri olan Hilmi Yavuz'un yaşamındaki belli başlı kesitlerin kimi zaman ayrıntılarıyla anlatıldığı söz konusu kitap; tıpkı benzerleri gibi, Yavuz'un kimi şair ve yazarlar için yaptığı 'olumsuz' değerlendirmeler dolayısıyla gündem buldu ilkin. Zaten bu tür kitapların medya tarafından öne çıkarılan en baskın özelliği, yol açabileceği muhtemel tartışmalar, gerginlikler ve polemikler oluyor.. Düşünsenize; biri kalkıp hâtıralarını yazıyor veya biriyle hayatını içeren uzun bir söyleşi yapılıyor ve ardından kıyametler kopuyor! Böyle olunca da, “Söz konusu durum, bu tür kitapların kaçınılmaz kaderi mi acaba?” diye sormadan duramıyor insan..

Evet, galiba öyle!..

Evet, öyle; zira, “Şiirim Gibi Yaşadım”ın başına gelen de bunu doğruluyor. Daha çıkmadan, Zaman gazetesinin birinci sayfasından 'haber' olarak verilen (29 Ağustos) ve Hilmi Yavuz'un kimi şair ve yazarları topa tuttuğu bildirilen kitap, edebiyat dünyasında yeni bir 'senlik-benlik' tartışmasına ve giderek “benim şiirim ibikli, seninki değil” türünden gülünç bir polemiğe kapı aralayacak gibi görünüyor.


BU KAPI KAPANIR MI?

Esasen, bırakın aralanmasını, kapının ardına kadar açıldığını izledik geçen süre zarfında: Zaman, verdiği haberin peşinden, Hilmi Yavuz'un üstünü çizdiği şair ve yazarlara, Yavuz'un değerlendirmeleri hakkındaki görüşlerini sorup yayınlayarak (30 Ağustos), açılan kapının belki de hiç kapanmayacağını göstermiş oldu.. Cevaplar içinde benim dikkatimi çeken Doğan Hızlan'ınkiydi; Hızlan, henüz kitabı okumadığını söyleyerek, yorum yapamayacağını belirtiyordu. Gerçekten de, kitap piyasaya yeni yeni dağıtılırken, ilgilileri daha kitabı okumamışken ve dahası, muhatapları kendileriyle ilgili görüş ve düşüncelerin bağlamından habersizken yapacakları bir değerlendirme ne kadar sağlıklı olabilirdi? Nitekim, verilen cevapların 'ayaküstü' niteliği dikkatlerden kaçmadı. Ancak, hiç kuşkunuz olmasın; bir kere 'gard'lar alınmıştır, karşı taraf kollanmaktadır ve zaman içinde söz konusu tartışma muhtemelen yeniden alevlenecektir.


ZEMMEDİLEN İMZALAR

Madem kitap, öncelikle karalanan kimi şair ve yazarlar vesilesiyle gündem buldu, öyleyse biz de “Şiirim Gibi Yaşadım”a, ilkin bu yönüyle bakalım ve dolayısıyla 'oluşturulan gündem'den kopmayalım(!): Hilmi Yavuz, söyleşinin muhtelif bölümlerinde Orhan Pamuk, İsmet Özel, Ece Ayhan, Enis Batur, Kemal Özer, Attila İlhan, Ahmet Oktay, Ertuğrul Özkök, Yalçın Küçük gibi şair ve yazarlar hakkındaki 'olumsuz' görüş ve düşüncelerini 'açık yüreklilikle' ifade ediyor. Bundan İlhan Berk ve F. Hüsnü Dağlarca da yer yer payına düşeni alıyor. Esasen, bunların bir kısmı bilinmedik şeyler değil: Şiir çevrelerinde hiçbir zaman tükenmeyen ve tükenmeyecek olan dedi-kodulardan az-çok haberdâr olan biri, Hilmi Yavuz'un, örneğin İsmet Özel'i ve Enis Batur'u hiç sevmediğini bilir; keza, bu iki ismin de Yavuz'a sevgi beslemediği bilinir.. Öte yandan, Ece Ayhan ve Orhan Pamuk için Hilmi Yavuz'un daha önce yazdıkları da ortadadır. Anlaşılan, bütün bunların topluca, bir arada yazılı ve basılı bir hâle gelmesi, kitaba yönelik ilgiyi kışkırtacak bir 'önem' arz edecektir. Medyanın böylesi bir 'önem'e vurgu yapması boşuna olmasa gerektir. Medyanın kışkırtmasıyla -veya deşifresiyle, diyelim- bu isimlerle ilgili “Acaba ne söylemiş, nasıl söylemiş?” diyerek, kitaba sırf bu yönüyle ulaşmak isteyecek 'meraklı' tipler yok mudur? Elbette vardır!. Hah, işte popüler tüketim kültürünün dişlilerinin çalıştığı nokta da tam burasıdır!. Doğrusu, 'sahih okuyucu'ların ve izleyicilerinin yanında, Hilmi Yavuz'un, 'ilgi'nin bu biçimi karşısında nasıl bir pozisyon alacağını kestiremiyorum. Bildiğim, Yavuz'un, popüler tüketim kültürünün bir nesnesi hâline gelen bazı kitapların çok satışlarıyla 'sahih değer' skalasındaki yerleri arasında bire bir örtüşmeden söz edilemeyeceğine dair tavrıdır..


KİTABIN KENDİSİ

Oysa “Şiirim Gibi Yaşadım”da, Hilmi Yavuz'un hayat algısından çeşitli yaşam pratiklerine, ideolojik yönelimlerinden dînî hassasiyetlerine, özel hayatından kamusal hayatına, iç dünyasındaki oluşumlardan ölüm düşüncesine, çeşitli iddialarından pişmanlık ve itiraflarına, şiir kitapları ve şiire ilişkin bakış açısından felsefe, düz yazı ve romanla ilgili yaklaşımlarına bir sürü izlek, bir sürü alt başlık, bir sürü done, kayıtsız kalınamayacak bir sürü enteresan ayrıntı mevcut.

Bütün bu bilgilere sahip olmanın, şairi daha yakından tanıma imkânı vereceği de çok açık. Öte yandan, kitap boyunca süren söyleşiye bakınca, sayfalar arasında beliren Hilmi Yavuz portresinin, samimi, açık sözlü, 'dobra' bir şair olduğu gözden kaçmıyor. Bu anlamda, şairin daha önce vurgulayıp altını çizdiği kimi görüş ve yaklaşımlarıyla birlikte, ilk defa bu söyleşi vesilesiyle ifşâ ettiği birtakım bilgi ve değerlendirmelerle de karşılaşmak mümkün.


AYRINTILAR DEMETİ

Hilmi Yavuz, bugün 70 yaşında. Biyolojik yaşı bu olsa da, şairin -denebilirse- 'hâfıza yaşı'nın çok daha genç olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, ilk çocukluğuna ilişkin o kadar ayrıntılı bilgi veriyor ki, kendi payıma şaşırdığını belirtmeliyim. Bu şaşkınlığıma, örneğin gençlik yıllarında veya daha ileriki yıllarda nerede kaç ay veya kaç sene kaldığı/çalıştığı, kimlerle tanışıp dostluk kurduğu, kendisine kimin ne zaman ne dediği, bir iş için hangi sokağı veya caddeyi takip ederek nereye ulaştığı, nerede ve ne zaman kiminle karşılaştığı/buluştuğu vs. vs. gibi son derece ayrıntılı kümelenmeleri de ilâve edebiliriz. Muhakkak ki, Yavuz'un çok sayıda olduğunu öğrendiğimiz 'günlük'lerinin, mâzîyi hatırlamasında payı vardır..

“Şiirim Gibi Yaşadım” rahat okunan, okudukça keyif veren, hoş bir kitap. Kitabın sonuna eklenen “Yapıtları ve Çevirileri” ile “Kronolojik Yaşamöyküsü” bölümleri de Hilmi Yavuz'un edebiyat dünyası için verimlerini ve hayat serüvenindeki kimi dönemeçleri, kimi ipuçlarını topluca veriyor. Bir de fotoğraf albümü var; şairin ilk çocukluğundan bugüne birtakım kesitler sunan.. Okuyun; şiiri gibi yaşamış mı Hilmi Yavuz, siz karar verin!..


Şiirim Gibi Yaşadım

Can Bahadır Yüce

Dünya Kitapları

213 sayfa