Hayat Osmanlı mimarisine göz kulak olmak

Osmanlı mimarisine göz kulak olmak

Yüksek Mîmar Mühendis Ekrem Hakkı Ayverdi, vefâtının 30. yılı anısına “Uluslararası Osmanlı Mîmarlık Kültürü” sempozyumu düzenlenmişti. “Osmanlı Mimarlık Kültürü” kitabı, bu etkinlikteki Osmanlı mîmârîsi konulu metinlerden oluşuyor. İlgili metinlere yeni makaleler de eklenmiş.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Osmanlı mimarisine göz kulak olmak
Osmanlı mimarisine göz kulak olmak

MELİS TANER

Yüksek Mimar Mühendis ve mimarlık tarihçisi Ekrem Hakkı Ayverdi’nin (ö. 1984) vefatının otuzuncu yılını anmak için 23–24 Ekim 2014’te, Ayverdi’nin 1920 senesinde mezun olduğu Mühendis Mektebi’nin, yâni İstanbul Teknik Üniversitesi’nin, ve kurucularından olduğu Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfının desteğiyle Dr. A. Hilal Uğurlu tarafından Osmanlı mimarlık kültürü üzerine uluslararası bir sempozyum hazırlanmıştır. Bu sempozyumda sunulan bildirilerin bir bölümünü kapsayan Osmanlı Mimarlık Kültürü isimli eser 2016’da Kubbealtı Yayınevi’nden çıkmıştır. Kitapta bulunan on iki yazı üç farklı bölüm olarak düzenlenmiştir.
Kitabın ilk bölümü “Osmanlı’da Mimarlık Kültürü ve Âdâbını Yeniden Düşünmek” konusunu sorgulayan üç makaleden oluşmaktadır. Bunların ilki, yâni Gülru Necipoğlu’nun makalesi, yakın zamanda Türkçe’ye çevrilen eseri Sinan Çağı: Osmanlı İmparatorluğunda Mimari Kültür isimli kitabında da derinlemesine incelediği ve öne sunduğu Osmanlı mimarlık kültüründe önemli yer tutan “âdab” kavramı üzerinedir. Makalesinde ise âdab kavramını sadece Mimar Sinan’ın baş mimar olduğu dönemle sınırlandırmaz, aynı zamanda tarihin, özellikle mimarlık tarihinin bağlamsal bir şekilde çalışılmasının önemini ortaya koyarken, günümüzde yapılan mimari restorasyonların ve yeni projelerin de bu tarihi bağlamı doğru anlamalarının ve uyarlamalarının önemini vurguluyor.


DETAYLI BİR ÇALIŞMA


Ezgi Dikici mimarinin güzelliği ile mühendisliği birleştiren, bânîlerin mevkilerine uygun, binanın lokasyonu, uzaktan görünümü ve şehir silüeti içindeki yeri gibi bir takım konuları da göze alan “âdab” kavramını daha spesifik bir çerçevede ele alarak, on beşinci yüzyılın ikinci yarısından on sekizinci yüzyılın ortalarına kadar Osmanlı saray hadımlarının mimari hâmiliği üzerinde duruyor. Dikici bir yandan hadımların saray hiyerarşisindeki yerlerinin mimari hâmilikleri üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu araştırırken diğer yandan “âdab” koruyucusu roller üzerinde duruyor. Makalesinin sonunda yer alan, araştırdığı zaman aralığında İstanbul ve civarında mimari eser yaptıran saray hadımı bânîlerin eserlerinin katalogu, mimarlık tarihçileri için önemli bir kaynak olacaktır.
Bu bölümün son makalesi Hakkı Önkal’a aittir. Makalede Önkal, mezar üzerine bina kurulması ile ilgili hadislere dayalı tartışmalar çerçevesinde Osmanlı türbe mimarisinin gelişimini inceliyor. Türbe tipolojileri ve ikonografyası ile ilgili önemli incelemelerde bulunuyor.
Osmanlı Mimarlık Kültürü’nün ikinci bölümü ise “Yazılı ve Görsel Kaynaklarda Mimarinin İzini Sürmek” başlığı altında toplanmıştır. Bu bölümde Tülay Artan, Ayverdi’nin 1958 ve 1978 yıllarında yayınladığı “İstanbul Haritası”nı temel alıyor ve çeşitli birincil yazılı ve görsel kaynaklardan faydalanarak bu haritada belirtilen “Ağa Kapusu” ve bitişiğindeki sarayın fonksiyonu ve on yedinci yüzyıl ortasından on sekizinci yüzyıl ortasına kadar değişim ve el değiştirmesi üzerine detaylı bir çalışma sunuyor. Birincil yazılı kaynakları temel alan Selen Morkoç ise on yedinci yüzyılda yazılmış ve ilk bakışta farklı türlerde olsa da “Risâle-i Mi‘mâriye” ve “Mîzânü’l-Hakk Fî İhtiyâri’l-Ehakk” metinlerinin çeşitli açılardan sosyal mekana bakışları üzerinde duruyor. Hatice Aynur’un makalesi ise Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sini kaynak alarak İstanbul çeşmeleri üzerine bir çalışma. İstanbul çeşmelerinin dökümünün eklendiği makale çeşmelerin yapım yıllarını ve Evliya Çelebi’nin referanslarıyla başka kaynaklarla beraber çeşmelerin günümüzdeki durumularını da anlatmaktdır. Bu açıdan araştırmacılar için önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Baha Tanman “Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Erken Devir Osmanlı Mimarisine Dair Tespitleri” isimli makalesinde Ayverdi’nin ışığında Edirne’deki Üç Şerefeli Camii ile Bursa’daki Orhan Camii ve Hüdavendigar Camiilerini incelemekte.


İLGİNÇ YAKLAŞIMLAR


Kitabın üçüncü bölümünde A. Hilal Uğurlu, Nina Ergin, Maximilian Hartmuth, Machiel Kiel ve Suna Çağaptay, neredeyse bütün kitapta olduğu gibi bağlamsallığa önem veren bir yaklaşımla binalar, bânileri ve yaptırıldıkları dönem üzerinde durmaktadırlar. A. Hilal Uğurlu, İstanbul’daki erken modern Selatin Câmilerinin, İstanbullular tarafından nasıl algılandığını, sahip oldukları iç ve dış avluların öngörülen kullanımlar dışında ne tür fonksiyonları barındırdığını ve şehir hayatındaki rollerini araştırmakta. Nina Ergin ise makalesinde câmileri tecrübi açıdan incelemekte ve özellikle buhurdanlar üzerine durduğu çalışması materyel kültür açısından önemli ve ilginç bir yaklaşım teşkil etmektedir. Maximilian Hartmuth II. Mehmed döneminde Sadrazam Mahmud Paşa’nın Sofya’da yaptırdığı Ulu Câmii üzerinde durarak bu yapıyı olabildiğince bağlamsallaştıran bir yaklaşım ile binanın yapılış târihi konusundaki tartışmalara farklı bir yorum katmakta ve binanın form ve fonksiyonu üzerinde durarak; onu sosyal ve tarihsel bağlamı çerçevesinde inceliyor. Yine coğrafi olarak Balkanlar üzerine odaklanan bir diğer yazı ise Machiel Kiel’e aittir. Kiel de yine bir erken dönem Osmanlı eseri üzerinde duruyor. Sofya ve Filibe arasında bulunan Mihaloğlu Mahmud Bey zâviye ve külliyesi Balkanlar’ın en eski ikinci Osmanlı yapısıdır. Kiel bu zâviye ve külliyenin günümüzdeki neredeyse harab hâline dikkat çekerek yapının korunmasının önemini belirtiyor. Kitabın son makalesinde Çağatay Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad saltanat dönemlerinde önemli rol oynayan sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın doğduğu topraklarla bağını Karadağ’daki Piva Manastır Kilisesi üzerinden inceliyor.


Bu önemli kitaptaki çalışmaların hepsi bir şekilde vefatının otuzuncu yılında anılan Ekrem Hakkı Ayverdi’nin geniş kapsamlı çalışmalarından beslenmektedir. Makalelerin inceledikleri eserleri bağlamsallaştırması, konferansın ve sonucu olan kitabın sadece mimari değil bir mimari kültürü çerçevesinde irdelenmiş olması mimarlık târihi yazımı için önemli bir kaynak teşkil eder.

  • KİTABIN KÜNYESİ
  • Osmanlı Mimarlık Kültürü
  • Haz: Hatice Aynur, Hilâl A. Uğurlu
  • Kubbealtı Yayınevi
  • 2017
  • 423 sayfa

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.