Osmanlılar ticaret dünyasını fethetti

Ertan Altan
00:0011/11/2007, Pazar
G: 11/11/2007, Pazar
Yeni Şafak
Osmanlılar ticaret dünyasını fethetti
Osmanlılar ticaret dünyasını fethetti

Osmanlı markası, her ne kadar tescil edilmesi yasak isimler arasında yer alsa da yurdun dört bir yanında yüzlerce firma Osmanlı ya da İngilizcesi olan Ottoman adıyla faaliyet gösteriyor.

Markaların yeni ilham kaynağı artık Osmanlı. Lüks restoranların mutfaklarında başlayan, moda tasarımlarındaki motiflerle devam eden Osmanlı etkisi giderek ürünleri de aşan başlı başına bir marka haline geldi. Bu hafta bir marka olarak Osmanlı'yı araştırdık. Gördük ki, bir asır öncesinde son bulan imparatorluğumuz, 'av malzemelerinden oto kiralamaya, tıbbi ürünlerden beş yıldızlı otellere' kadar küçük-büyük bir çok sektörde yükselişini sürdürüyor. Her ne kadar atalarımız gibi üç kıtaya yayılmış olmasa da ülkemizin sınırları içinde Osmanlı adıyla kurulmuş şirketlerin sayısı giderek artıyor.

Ancak Osmanlı, birsssssçok şirketin adı olsa da bir marka adı olarak tescil edilemiyor. Çünkü 'Osmanlı' tıpkı 'Türkiye' ya da 'Cumhuriyet' gibi marka olarak tescillenmesi yasak olan isimler arasında. Yine eski imparatorluğumuzun adını taşıyan bir marka tescil kuruluşu olan Osmanlı Patent yetkililerine göre, markası Osmanlı olan bir ürünü piyasaya sürmeniz mümkün değil.


833 şirket Osmanlı adına tescilli

Ancak, Osmanlı'nın bir şirket adı olarak tescillenmesinde herhangi bir sakınca yok. Nitekim Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre “Osmanlı” adıyla tescillenmiş 833 şirket faaliyet gösteriyor. Osmanlı'nın 'frenk lisanındaki' karşılığı olan “Ottoman” adıyla kurulan 57 şirket de ticaret dünyasında varlığını sürdürüyor. Tabi bunlar yalnızca ismini tescil ettiren markalar. Yurdun dört bir yanında aynı adla ticaret yapan küçük esnafı yani Osmanlı manavlarını, bakkallarını, kasaplarını saymıyoruz.

Peki artık yerli markaların bile İngilizce isimlere yöneldiği günümüzde bir marka olarak Osmanlı'nın cazibesi nereden geliyor? Ürünleri ya da hizmetleri diğerlerinden ayırmaya yarayan ad ve işaretler olarak tanımlanan marka bugünün ticaret hayatında artık ürün ya da hizmetten daha önemli bir hale geldi. Artık ticarette başarılı olmanın birinci koşulu “marka yaratmak.” Dünyadaki bazı markaların ciroları gelişmekte olan bir çok devletten bile büyük. Ticarette başlıca hedef de büyümek ve yayılmak olduğuna göre, ekmek teknesine yayılma konusunda tarihe geçmiş bir imparatorluğun adını koymak, tüccarın bu doğal arzusunun bir ifadesi olabilir mi?

Sebebi her ne olursa olsun, kendi alanlarında önemli mesafeler katetmiş “Osmanlılar” ilerleyişine devam ediyor. İşte onlardan bazıları.


Ecnebi mintanı: OTTOMAN EMPIRE

Osmanlı İmparatorluğu'nun “Frenkçesi” olan “Ottoman Empire” artık dünyaca ünlü bir tişört markası. Yıllarca finans sektöründe çalışan iki arkadaşın (Kerim Sarc ve Ayça Oral) yarattığı “ecnebi mintanlarının” üzerinde Osmanlı'dan esinlenilmiş figürler var. Padişah tuğraları, portreleri, yeniçeri çarıkları kullanılarak tasarlanan tişörtler Nişantaşı'nda açılan mağazada meraklılarının beğenisine sunuluyor. Bir tasarımdan en fazla 40 tane üretiliyor. İnternet üzerinden dünyaya satış yapan Ottoman Empire'ın tasarımları özellikle yabancıların büyük ilgisini çekiyor.

Mağazanın tanıtım kartında ise şunlar yazıyor: “Ottoman Empire, nev-i şahsına münhasır bir t-shirt (ecnebi mintanı) markasıdır. Filhakika ziyadesiyle hususi bir t-shirt giyme isteği hasıl olabilir. Olduğunda, gelinir Ottoman Empire mağazasına, farklı farklı t-shirt'lerden biri seçilir. Nitekim, tebdil-i kıyafette ferahlık vardır. Bu t-shirtler hadd-ı zatında her yerde bulunmaz. Zaten hususiyeti de buradadır.”


Hiç padişah ipod kullanır mı?

Eğer markası Osman ise kullanır. Sedef Çalarken ve Kemal Edes Osman markasıyla çanta, kemer, tişört üretiyorlar. Her ürettiklerinin üzerine de Osmanlı padişahlarının resimlerini iliştiriyorlar. Yalnız bu padişahlar biraz garip. Mesela IV. Mustafa laptop kullanıyor, III. Murad cep telefonuyla konuşurken kulağına Bluetooth kulaklık takıyor, III. Selim ipod ile müzik dinliyor. Osman markasının baskılı tişörtlerinde Osmanlı padişahları ile özellikle gençlerin elinden düşürmediği ipod bir araya gelerek bütünleşiyor.

Bu bütünleşme bir anlam taşıyor: Üçüncü Selim'in müziği ne kadar sevdiği ve önemli gördüğü düşünüldüğünde tişörtlerde iPod ile beraber yeralması da anlamlı bir hale geliyor.


Kuruçeşme'nin yeni hakimi Les Ottoman

Les Ottoman Oteli'ne dönüştürülen Muhsinzade yalısı Kuruçeşme'deki 9 yalıdan biriydi. 1880'de inşa edilen yalının arazisi 1935 yılındaki yangından sonra bir süre kum deposu olarak kullanıldı


Osmanlılar boğazı kesti

İstanbul'un en şık ve pahalı butik otellerinden biri olan Les Ottoman bir yıldan fazla bir süredir Kuruçeşme sahilinde hizmet veriyor. Tıpkı 700 yıl önce Rumeli Hisarı'ndan boğazı keserek Bizans'a giden ganimet gemilerinin yönünü kendisine çeviren Osmanoğulları gibi Les Ottoman da cebi dolu müşterinin güzergahını değiştidi.

Les Ottoman, 1935'te yanan Kuruçeşme'deki tarihi Muhsinzade Paşa Yalısı'nın üzerinde Güney Turizm Koordinatörü Ahu Aysal'ın 55 milyon dolarlık yatırımı ile inşa edildi. Aysal, enerji alanındaki yatırımlarıyla bilinen işadamı Ünal Aysal'ın eşi. Otel, Muhsinzade Yalısı'nın ruhuna uygun şekilde yeniden inşa edildi. Teknoloji ile eski Osmanlı tarzı birleştirildi, İtalya'da yaşayan Türk mimar Cavit Sarıoğlu ve Erdal Tasavur projeyi hayata geçirdi. İç tasarıma ise Zeynep Fadıllıoğlu ve İsmail Acar katkıda bulundu. Hatta otelin sahibi Aysal Singapur'dan Feng Shui uzmanı bile getirdi. Bu uzman “bereketin artması için araziyi kutsadı(!)”