Restorancılık asıl mesleğim olacak

Ramazan Bingöl
00:0018/02/2007, Pazar
G: 18/02/2007, Pazar
Yeni Şafak
Restorancılık asıl mesleğim olacak
Restorancılık asıl mesleğim olacak

Şen şakrak simasıyla ekranlardan tanıdığınız bir insan İkbal Gürpınar. İstanbul'a nazır müthiş manzarasıyla gün batımının seyredildiği bir saatte, Üsküdar'daki “Deste Restoran”da buluştuk. Gürpınar'la Ankara'da açmaya hazırlandığı restoranı ve paylaşma kültürünü konuştuk.

Akşama yakın bir saatte buluştuğumuz için birlikte gün batımını seyrettik. Doğrusu insanı mest eden bu manzarayı görmeniz gerekir. Güneşin yavaş yavaş batarken arkasında bıraktığı kızıl manzara İkbal Hanım'a, “İşte bu Allah'ın her saniye değişen sanat eseridir.” dedirtiyor. Gerçekten haklı, ikimiz de kendimizi bu muhteşem görüntüyü seyretmekten alıkoyamadığımız için sohbetimize ve yemeğimize ancak güneşin tamamen batışıyla başlıyoruz. Önden kahvaltılık türü aperatifler, salata ve çorba istedik. Bunların ardından gelmesi için ortaya karışık ızgara ve bir ezo gelin çorbası söyledik. Küçük kaplara konmuş peynir, bal, tereyağı ve domates-biber karışımı bir tür sos estetik bir sunumla geldi. Biz İkbal Hanım'la bu aperatiflerin tadına bakıp, mekan üzerine sohbet ederken İkbal Hanım'ın Ankara Balgat'da bir restoran açacağını öğrendim. Yeri çoktan kiralamış ve tedarikçilerle görüşmeye başlamış bile. İkbal Hanım, aslında pek de yabancı değil bu konulara çok önceleri bir gıda firmasında halkla ilişkiler ve franchising müdürlüğü yapmış. Ama yinede böyle bir işe girişince insanın çalışacağı firmaların ve kişilerin dürüst ve güvenilir olması çok önemli. Yoksa kazandığınızdan fazlasını buralara kaptırırsınız. İkbal Hanım, açacağı restoranın ismini “İkbal'in Mutfağı” koyacağını söylerken tasarladığı ilginç projelerden bahsediyor. Mesela restoranda sigara komple yasak olacakmış. Bugün gittiği mekânlarda sigarasız bölüm bulamayanların dikkatine…

Çok iyi yemek yaparım

Açacağı mekâna dair fikirleri anlatmaya devam ediyor İkbal hanım ve ve daha önce hiç yapılmamış bir şey yapacağını söylüyor. Restoranına gelen müşterilerine burçlarını sorup o burçların yer aldığı fincanlarda kahve ikram edecekmiş. Müşterileri kadar personelini de düşünmüş İkbal Hanım. Hepsine özel dolaplar yaptırdığını traş setlerine hatta deodorantlarına kadar her şeyi aldığını belirtiyor. Restoranda bulunacağı günlerde ise bazı özel yemekleri bizzat kendisi pişirecekmiş.

İkbal Hanım, eskiden beri hayalini kurduğu lokantayı açmak için aslında aşçılığına güveniyor. Sohbetimiz esnasında çok iyi yemek yaptığını belirterek: “Bazen gecenin üçünde bile kalkıp canımın istediği bir şeyi yapıp yerim. Mesela çorbalarda çok iyiyimdir. Bugüne kadar soğan ve patates çorbamın tadına bakıp da ikinci tabağı istemeyen olmamıştır. Bunlar benim restoranımın özel yemekleri olacak. Kendi ellerimle pişirip misafirlerime ikram edeceğim” diyor. Yemek konusunda olduğu kadar, içki içmemesine rağmen çok iyi meze yaptığını ve içmeyen insanların da bu lezzetlerden mahrum kalmaması gerektiğini düşünüyor. İkbal Hanım, gerçekten yüreği zengin bir insan. “Eğer açtığım yerin iki girişi olsaydı tıpkı askıda ekmek uygulaması gibi bir uygulama başlatırdım. Ön kapıdan giren insanlar, iki insanın yiyeceği yemek ne kadarsa parasını bırakır, arka kapıdan da muhtaç insanlar gelir ve biz onlara hiçbir şey sormadan yemek verebilirdik. Böylelikle ne veren ne de alan birbiriyle karşılaşmadan bir hayır gerçekleşmiş olurdu.” diyor.

Az uyur çok çalışırım

Garson siparişlerimizi kenarlarında yanan meşalelerin olduğu bir mangal eşliğinde getiriyor. Böyle bir sunumla ilk kez karşılaşıyorum ama güzel bir uygulama. Çünkü siz etlerinizi yerken hem soğumuyor hem de pişmeye devam ediyor. Mangalımızda ızgara kenarlarında közlenmiş biber ve domates çeşitli yeşillik hatta brokoli ve Brüksel lahanası bile var. Bu menünün fiyatı ise kişi başına sadece 15 YTL. Manzarası da düşünülürse, gitmenizi tavsiye ederim.

Yemekle arası gayet iyi olan İkbal Hanım'a, 'şunu yiyin bunu eksik etmeyin, şu veya bu zararlıdır' türünden söylemlere inanıp inanmadığını ve bu tür takıntıları olup olmadığını sordum. O da “Mesela yoğurdu ve balı hiç eksik etmem ve her gün mutlaka yerim. Ama birileri söylediği için değil çok sevdiğim için. Bugüne kadar böyle şeylere hiç kulak asmadım. Ben Allah'ın yarattığı her helal nimeti tadarım zaten.” diye cevapladı sorumu... İkbal Hanımla bir sonraki yemek randevumuz kısmet olursa, kendi restoranında olacak.