
Sezai Karakoç hakkında yayınlanan ilk kitap Şakir Diclehan’ın Sanat ve Düşünce Dünyasında Sezai Karakoç’tur. 1980’de yayınlanan bu kitabı 1981’de Ebubekir Eroğlu’nun Sezai Karakoç’un şiiri takip eder. İki kitabın da ortak paydası akademi dünyasının dışında kaleme alınmış olmasıdır. Akademik çalışmalar arasında öne çıkan Turan Karataş’ın “Doğu’nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç” kitabının yanında akademik olmayan ama Karakoç’un özellikle fikir dünyasına ışık tutan kitaplar bulunuyor.
Sezai Karakoç vefat etti ve şimdi büyük bir Diriliş külliyatı ile baş başayız. Bir kitaplar toplamından ibaret değil bir çağrı ve muştu “Diriliş”. Karakoç, yaşadığımız çağı anlamaya ve anlamanın da ötesinde marazlarına şifa bulma arayışının meyvelerini çıkardığı dergi ve yayınladığı kitapları “Diriliş” başlığı altında bir araya getirdi. Bugün “Diriliş” elbette bir başlıktan ibaret değil. Bir vaat veya öngörü de değil bizi hapseden “yenilgi” hapishanesinden nasıl kurtulabileceğimize dair bir teklif. Sezai Karakoç hakkında yaşarken hakkında kitaplar, dergi özel sayıları, sempozyum kitapları, tezler kaleme alınan bir şair ve fikir adamı idi. Bu teklif sadece okunarak değil hakkında düşünerek, yazarak hayatın içinde gündemde tutulabilir.
Bugün Sezai Karakoç hakkında bir sükût suikastından söz edemeyiz. Beri yandan da kitapları, düşünce ve şiir dünyası hakkında layığıyla çalışılabildi mi sorusuna da gönül rahatlığıyla “evet” cevabını veremiyoruz.
Bunda Sezai Karakoç’un bütün metinleriyle kitaplaşmamış olmasının payı olduğu kadar onu “lirik” bir ululamaya tabi tutanların onun kitaplarının üstünü örtmeye başlamasının da bir payı var.
Daha yapılması gereken çok iş, yazılması gereken çok yazı, kitap var. Karamsarlığa gömülerek veya iyimserliğe kapılarak kaybedebileceğimiz bir zamanımız da yok.
BİR DAHA BASKISI YAPILMADI
Sezai Karakoç hakkında yayınlanan ilk kitap Şakir Diclehan’ın Sanat ve Düşünce Dünyasında Sezai Karakoç’tur. 1980’de yayınlanan bu kitabı 1981’de Ebubekir Eroğlu’nun Sezai Karakoç’un şiiri takip eder. İki kitabın da ortak paydası akademi dünyasının dışında kaleme alınmış olmasıdır. Şakir Diclehan, her ne kadar Erzurumlu İbrahim Hakkı hakkında doktora teziyle akademiye intisap etmiş olsa da üniversiteden dışlanmıştır Diclehan. Ebubekir Eroğlu ise ilk şiir kitabı “Kuşluk Saatleri” yayınlanmış genç bir şairdir “Sezai Karakoç’un Şiiri” okurla buluştuğunda. Diclehan ve Eroğlu’nun daha sonraki yıllarında iki ayrı tavrı vardır. Diclehan, Karakoç hakkındaki kitaplarının sayısını çoğaltır. Sezai Karakoç’un Gözüyle Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç’la Kırk Saat ve Monna Rosa’dan Leyla ile Mecnun’a adlı üç kitabı daha yayınlanır. Eroğlu ise kitabının ikinci baskısını yapmaz. Oysa o zor bulunan bu kitap, Karakoç şiiri hakkında kaleme alınmış en klas kitap olma vasfını asla kaybetmez.
Karakoç’un bir doktora tezine konu olması 1994 yılında gerçekleşir. (Rahmetli Nedim Çeker’in 1979 tarihli yüksek lisans tezi “Sezai Karakoç’un Eserlerinde İnsan” 1994 öncesinde bir istisnadır. Turan Karataş’ın doktorasından sonra akademik çalışmalar ivme kazanarak artar. Önümüzdeki dönemde bu çalışmaların daha da artacağını söylemek bir öngörü sayılmaz elbette. Sezai Karakoç’u alımlama biçimimizin tarihi yazılırsa sadece Karakoç hakkında değil yakın dönem düşünce tarihimiz hakkında fikir veren bir çalışma olacaktır.) Turan Karataş’ın, Prof. Dr. Orhan Okay’ın öğrencisi olarak hazırladığı doktora tezi 1998’de “Doğu’nun Yedinci Oğlu Sezai Karakoç” ismiyle okurla buluşur. Kitap daha sonra birçok defa yayınlanır ve her baskısında Prof. Dr. Karataş, kitabı gözden geçirip bazı revizyonlar yapma ihtiyacı duyar. Karataş, doktora tezinden sonra çeşitli vesilelerle kaleme aldığı yine Karakoç’u konu edinen yazılarını “Nizami Yürüyüş: Sezai Karakoç’un İzini Sürmek” ismiyle kitaplaştırır.
Münire Kevser Baş’ın iki kitabı mevcut Sezai Karakoç hakkında. İlki Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın yönetiminde hazırlanan doktora tezinin kitaplaşmış hali olan Diriliş Taşları, Sezai Karakoç’un Düşünce ve Sanatında Temel Kavramlar, ikincisi ise Sezai Karakoç Şiirinde Metafizik Vurgu. 2008 yılında okurla buluşan Diriliş Taşları, 2015’te revize edilerek Diriliş Yapıtaşları olarak tekrar yayınlanır. Muhittin Bilge’nin “Medeniyetin Dirilişi” ve İlhan Genç’in “Leyla İle Mecnun’un İki Şairi, Fuzûlî ve Sezai Karakoç”, adları anılmadan geçmeyecek diğer akademik çalışmalar arasında sayılabilir. Bilhassa İlhan Genç’in iki “Leyla ile Mecnun”u karşılaştırdığı kitabı bu anlamda farklı bir çalışma olarak dikkat çeker. Ali İhsan Kolcu’nun “Sezai Karakoç’un Poetikası”nı bu anlamda unutmuş değilim elbette.
ALİ HAYDAR HAKSAL’IN KALEMİNDEN
Ali Haydar Haksal’ın “Eleğimsağmalarda Gök Anıtı” kitabı akademik dünyanın dışında olması bakımından önemli. Karakoç’u akademik disiplinle kuşatmak pek mümkün değil. Edebiyat tarihçileri ve edebiyat eleştirmenleri “Diriliş” fikriyatını belli sınırlar içinde anlatabilir. Oysa Karakoç’un daha sivil ve bağımsız yorumculara ihtiyacı var. Haksal’ın denemeleri bu anlamda ilham verici. Sıddık Akbayır’ın “Yoktur Gölgesi Türkiye’de” Karakoç hakkında “popülist” bir dille yazılmış bir kitap olarak karşımıza çıkar ve kimi eleştirilerle karşılaşır. İbrahim Valerci’nin “Sezai Karakoç Kitabı” Karakoç hakkında bir başka popüler çalışma.
Şaban Abak’ın “Yıldız Tozu”nu unutmuş değilim elbette. Büyük ölçüde Sezai Karakoç merkezli yazılardan oluşan bir kitap. Abak’tan da Karakoç hakkında daha kapsamlı bir kitap beklediğimi vurgulamadan geçemeyeceğim bu noktada. Metin Önal Mengüşoğlu’nun “Felsefe Sıfır Din Bir-Sezai Karakoç” da bir başka Karakoç yorumu inşa eder. Zafer Acar ise Karakoç hakkındaki kitabında onun günümüz şiirinde görmezden gelinen merkezi konumunu vurgulayan bir isim verir: “Sezai Karakoç Kuşağı: İkinci Yeni”.
SABAH YILDIZI ÖNEMLİ BİR ÇALIŞMA
Sezai Karakoç hakkında bir metin yazmak isteyenlerin görmezden gelemeyeceği bir kitap Mustafa Kirenci’nin “Sabah Yıldızı”dır. “Sezai Karakoç ve Dirilişe Dair” altbaşlığı ile yayınlanan kitap, ansiklopedik bir hazine. Sezai Karakoç’un çağı ve çağdaşları, kapsamlı ve detaylı bir kronoloji, çıkardığı dergiler, kitapları, siyasi parti çalışmaları, hakkında çıkan yazılardan kapsamlı bir seçme ve çok detaylı bir bibliyografyadan oluşuyor. Kirenci “kitap üreten” bir kitaba imza atmış “Sabah Yıldızı” ile. Yine de bir temennide bulunmadan geçemeyeceğim bu bahsi. Keşke Sezai Karakoç’la ilgili kişisel anılarını da kitaplaştırsa.
Mehmet Erdoğan’ın “Sezai Karakoç’un Düşünce Ufukları”, “Diriliş” fikriyatını panoramik bir okumaya tabi tutuyor. Biz tamama ermiş bir külliyata bakıyoruz Karakoç’un kitaplarına bakarken. Oysa uzun soluklu bir maratonla adım adım inşa edilmiş bir kütüphane “Diriliş”, dolaysıyla hem kronolojik hem de tematik okumalara tabi tutmalıyız kitaplarını ve Erdoğan’ın çalışması böylesi okumalara dair ilham verici ipuçları sunuyor. Mehmet Erdoğan, kitabı yazarken kitaplarıyla yetinmiyor ve Sezai Karakoç’un dergi sayfalarında kalan yazılarını ve video olarak internete yüklenen konuşmalarını da tek tek tarayarak “henüz kitaplaşmamış” büyük bir külliyatı da kaynakları arasına dâhil ediyor.
Sezai Karakoç’un 1988’de yayınladığı Gündoğmadan’ın son şiiri olan “Ağustos Böceği Meşaledir”i yorumlayan altı yazıyı bir araya getiren kitap, gerçekten çok önemli bir çalışma. Alim Kahraman, Şaban Sağlık, Dursun Ali Tokel, Şaban Abak, Lütfi Bergen ve Celal Fedai’nin katkıda bulunduğu “Ağustos Böceği Meşaledir-Sezai Karakoç’un Bir Şiirinin Altı Yorumu”, yayıncılarımızın örnek alması gereken bir kitap.
“Yazmak” okumanın bir parçası. Karakoç hakkında yazılanları da bu çerçevede görüyorum kendi hesabıma. Kitapların niceliği de niteliği de uzun ve oylumlu bir tartışmanın konusu olması hepimize çok değer katacaktır. Sadece okuyup geçmenin ötesine geçmek için böyle bir mesaiyi göze almak şart.
Önümüzdeki dönemde Karakoç hakkında daha çok kitaplar yazılacak.
“Diriliş” yeni başlıyor. Henüz jenerikteyiz.







